İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gakkoşlar diyarı Elazığ’da gezilecek yerler

Elazığ, 4000 yıllık köklü tarihinde pek çok medeniyetin izlerini taşıyan, Fırat ile Dicle nehirlerinin çevrelediği zengin bir kültüre sahip hoşgörü şehri. Köklerini yüzyıllardır yaşatmaya devam eden Elazığ, doğal güzellikleri, türbeleri ve leziz mutfağıyla gün geçtikçe daha çok turistin ilgisini çekiyor.

Elazığ, 4000 yıllık köklü tarihinde çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve bu medeniyetlerin miraslarını koruyarak yaşatmaya devam eden bir hoşgörü şehridir.  İslam hoşgörüsüyle birçok etnik kimliğin bir arada yaşadığı Gakkoşların diyarı Elaziz, doğal güzellikleri, tarihi eserleri, türbeleri ve muhteşem mutfağıyla ziyaretçileri kendine çekiyor. Tarih öncesi çağlardan bugüne Asurlu’lardan Urartular’a, Bizans’tan Osmanlı’ya pek çok yönetim değiştiren Fırat ve Dicle nehirlerinin çevrelediği bu Anadolu şehrinde geleneksel ile moderniteyi bir arada bulabilirsiniz. Elazığ’a gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerleri ve tatmanız gereken lezzetleri sizler için derledik.

Antik Kent: Harput

Harput, binlerce yıllık tarihi kalesi, eğik minareli camisi, mağaraları ve türbeleriyle adeta bir açık hava müzesi.

Harput Kalesi

Harput Kalesi ya da namıdiğer “Süt Kalesi”, Urartular döneminde inşa edilmiş ve Harput’un günümüze sağlam şekilde ulaştırılan en eski yapısıdır. Kale ve çevresinde mahalle mektebi, Kale Cami, çok sayıda konut, su sarnıçları, atölye kalıntıları bulunmaktadır. Harput’un simgesi durumunda yer alan Harput Kalesi, rivayete göre; Kalenin inşası sırasında kuraklık nedeniyle harcın hazırlanmasında su yerine bölgede bulunan otlak hayvanların sütleri kullanılmıştır. Süt ve yumurtanın karıştırılmasıyla elde edilen “Horasan harcıyla” birleştirilen taşlar, kalenin “Süt Kalesi” olarak anılmasını sağlamıştır.

Ulu Cami (Eğri Minare)

Camii Kebir, Camii Muazzam, Camii Azam ve Eğri Minareli Cami olarak da bilinen Harput Ulu Cami, Artuklu hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından inşa ettirilmiş Anadolu’nun en eski camilerinden biri olarak bilinir. Günümüzde de ibadetin devam ettiği camide iç avlu, iç cami ve son cemaat olmak üzere üç bölüm bulunmaktadır. Kare planlı bir cami olan Ulu Cami’nin duvarları moloz taşlardan minaresi ve kubbesi ise tuğladan yapılmıştır. 

Genel olarak Anadolu ve İran Selçuklu camileri mimari özellikleri taşıyan caminin minaresi Pisa Kulesi’nden daha eğiktir. Minarenin eğri inşa edildiği ya da depremden sonra eğilmeye başladığı anlatılsa da bir diğer rivayete göre; İki arkadaş, bir Kadir Gecesi minareyi ve yanında bulunan dut ağacını eğilip doğrularak secde ettiğini görür. Bunun üzerine şaşkınlık yaşayan bu iki arkadaş, ertesi gün olayı herkese anlatırlar. Sırrı ortaya çıkan minare ve ağaç, o günden beri eğik dururlar.

Kurşunlu Cami

Osmanlı dönemi eserlerinden Kurşunlu Cami, adını kubbelerinin kurşunla kaplı olmasından almaktadır. Caminin minberi, abanoz ağacından oyma ve kakma tekniği kullanılarak yapılmış eşsiz bir sanat eseridir. Minber, Ulu (Eğri minareli) Cami’ye ait olup daha sonra Kurşunlu Camisi’ne taşınmıştır. 

Kurşunlu Camisi, avlusunda bulunan devasa çınar ağaçlarıyla da ilgi görmektedir. Hem Osmanlı’yı temsil ettiği hem de çınar ağaçlarının paratoner görevi görmesi nedeniyle cami avlusunda çınar ağacı yetiştirme geleneği Kurşunlu Camisi’nde devam etmektedir.

Meryem Ana Kilisesi

Süryani kilisesi olan Meryem Ana Kilisesi, Anadolu’nun en eski mabedlerinden biri olarak 1800 yıllık bir tarihe sahiptir. Harput Kalesi’nin kayalıklarına gömülmüş diyebileceğimiz şekilde konumlandırılmış Kilisenin, putperestlerin putlarını saklamak için kullandıkları düşünülmektedir. 1800’lü yıllarda yöre halkının, kapıları ve pencereleri kapalı olan kiliseye girdiklerinde bir köpek görmesi ve köpeği takip ettiklerinde Harput Kalesi’nin avlusuna ulaştıkları rivayet edilmektedir. Çeşitli onarımlar sonucu ibadete açılan kilise, yalnızca ülkemiz için değil dünya genelinde kıymetli kabul edilen özel bir kültürel bir mirastır.

Şefik Gül Kültür Evi

Harput’ta bulunan Şefik Gül Kültür Evi, 19. yüzyıla dayanan tarihiyle yıllara meydan okuyor. Geleneksel Elazığ mimarisi özellikleri taşıyan konak, müze ev olarak hizmet vermektedir. Harput’un yüz yıl öncesinde nasıl bir ev yaşantısı olduğunu gözler önüne seren konakta otantik ve antika ev eşyalarını görebilirsiniz. Konağın şık çeşmelere sahip avlusunda ve bahçesinde de gezebilirsiniz.

Keban Barajı

Türkiye’nin ikinci büyük suni gölü olan Keban Barajı, Fırat Nehri’nin aktığı en dar boğazlardan biridir. Fırat Nehri üzerinde enerji üretimi için kurulan barajlar serisinin, ilk ana barajı olarak en önemli noktasını oluşturmaktadır. Bu özelliğiyleKeban Barajı, Türkiye’nin en büyük enerji üretim kaynağı görevini üstlenmektedir. 

Çalışmaları 1936 yılında başlayan baraj bölgesinde İstanbul Üniversitesi ve ODTÜ tarafından kazı çalışmaları yapılarak arkeolojik malzemeler kurtarılmış ve Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’ne taşınmıştır.

Çır Çır Şelalesi

Keban Barajı’na uğramışken barajın hemen üstünde bulunan doğa harikası Çır Çır Şelalesi’nde alabalık yemeden dönmek olmaz. Keban Barajı yapımı sırasında oluşan şelale, dünyanın en genç şelalesi olarak bilinmektedir. Temiz havası, ferah ve geniş bahçeye sahip olan şelalenin alabalık tesislerinde enfes kiremitte balık ve mantar yemelisiniz. Yalnızca gürül gürül akan şelale sesinden başka bir şey duyamayacağınız Çır Çır Şelalesi’nde huzurlu bir gün geçirebilirsiniz.

Elazığ Türbeleri

-Mansur Baba Türbesi: Harput Kalesi’ne giden yolda bulunan Mansur Baba Türbesi, kümbet mimarisine benzeyen bir plana sahiptir. Türbe içerisinde Mansur Baba ve ailesine ait 4 sanduka bulunmaktadır. Rivayete göre; Şahende isimli bir kadının rüyası üzerine bölgede yapılan kazıda lahit bulunmuş ve lahitten bir erkek, bir kadın ile iki çocuk bedeni ortaya çıkarılmıştır. Bunun üzerine bir türbe yaptırılarak Mansur Baba adı verilmiştir.

-İmam Efendi Türbesi: 1858 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Osman Bedrettin Erzurumi, Kars’ta bulunan üçüncü tabur imamlığını yaptığı için İmam Efendi adıyla anılmaya başlanmıştır. Henüz 9 yaşındayken Kur’an-ı Kerim’i ezberleyerek hafız olan İmam Efendi, gittiği medresede Arapça, tefsir, hadis ve fıkıh alanın da ilim sahibi olmuştur.  

-Beyzade Efendi Türbesi- Beyzade Hacı Ali Rıza Efendi, 1810 yılında Harput’ta dünyaya gelmiş fakat aslen Türkistanlıdır. Aİlesi, kendilerine bağlı birkaç aileyle birlikte Türkistan’dan Harput’a göç etmişlerdir. Dağıstanlı Hacı Hafız Mehmet Efendi’den dersler alan Beyzade Efendi, Hac görevini yaptıktan sonra dönüşte Medine’ye Peygamber Efendimiz (S.a.v) kabrine uğrar ve kabrin kapısı kimseye açılmazken Beyzade Efendi’ye kendiliğinden açılır. Hikaye, Beyzade Efendi vefat ettikten sonra hizmetçisi Emin Efendi tarafından anlatılmıştır.

-Elazığ’da bulunan diğer türbeler: Üryan Baba, Beşikli Baba, Şeyh Şerafeddin Türbesi, Nadir Baba Türbesi, Zahri Baba Türbesi, Seyyid Ahmed Çapakçuri Hazretleri, Tayyar Baba, Hacı Hulusi Efendi, Musa Kazım Efendi, Fatih Ahmed Baba Türbesi, Ankuzu Baba, Seyyid Muhamemed Kattal, Molla Ahmet Peykeri, Ömer Hüdai Baba, Şeyh Ali Sebdi Hazretleri, Mahmut Samini Hazretleri,

Elazığ’ın doğal güzellikleri

Buzluk MağarasıBuzluk taşı olarak da bilinen Buzluk Mağarası, Harput’ta bulunmaktadır. Elazığ’da doğa turizminin en uğrak yeri olan 150-200 metre derinlikteki Buzluk Mağarası’nda hava akımı nedeniyle yazları buzullar oluşmaktadır. Dünyada sayılı mağaralardan biri olan mağara, kışları ise sıcak havaya sahiptir. Doğal yapısına zarar verilmeden ışıklandırılan ve basamaklar yapılan Buzluk Mağarası, 1990 yılında turizme açılmıştır.

Golan KaplıcalarıPerisuyu Vadisi’nin doğal güzellikleri arasında şifalı sularıyla dikkat çeken Golan Kaplıcaları, kapalı ve yarı açık olmak üzere dört adet havuzdan oluşmaktadır. Kaynağından doğal olarak havuza akan kaplıca sularının sıcaklığı, 40 ile 50 derece arasında değişkenlik göstermektedir. Kaplıca suyu kükürtlü olması sebebiyle çeşitli cilt hastalıklarına, romatizmalı hastalıklara ve kadın hastalıkları gibi pek çok hastalığa iyi geldiği söylenmektedir.

Elazığ’da ne yenir?

Doğu Anadolu Bölgesi’nin kendine has mutfağına sahip olan şehri Elazığ, birbirinden lezzetli tatlarıyla turistleri mest ediyor.  

Anadolu’nun farklı yerlerinde siron, ziron, sirin gibi isimlerle bilinen Sırın, Elazığ’ın en bilinen ve sıkça tüketilen lezzetlerinden biri. İncecik kesilen yufkalar rulo şekilde sarılarak tepsiye diziliyor. Yufkaların üzerine yoğurt ve yağlı sos dökülerek servis ediliyor.

Lobik çorbası, ince yeşil fasulyeden yapılan bir çorbadır. Elazığ’da bu fasulye, lobik olarak bilindiği için çorbaya da lobik çorbası adı verilmiştir. Fasulye yerine börülce ile de yapılan bu enfes çorbanın tadına mutlaka bakmalısınız.

Krep hamuruyla hazırlanan taş ekmeği, Elazığ’da yemekten sonra tercih edebileceğiniz tatlılar arasında yer alıyor. Krep hamurundan elde edilen yufkaların pekmeze daha sonra da cevize batırılmasıyla yapılan özel bir lezzettir.

http://www.haber7.com/seyahat/haber/2912820-gakkoslar-diyari-elazigda-gezilecek-yerler/?detay=2

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: