İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Neydi farklı olan…

Hatice KERLO

8 Eylül 2019 tarihinde kimileri için sıradan bir Pazar gününde unutulmayacak belki de birçok kişinin yıllardır yaşadığı duyguların patlaması yaşandı.

1974 yılının ağır kalıntılarından sonra ilk defa kendi sahiplerine kapılarını açtı Meryem Ana kilisesi. Vaftizlere, düğünlere, cenazelere, mevlitlere, ayinlere ve daha birçok anısı olan günlere ev sahipliği yapan bu koca eser, bu kadar bekleyeni olduğunu, yediden yetmişe kimsenin onu unutmadığını ve bu günü an ve an bekleyenlerin olduğunu belki de bilmiyordu.

Lisi (Akdoğan) Meryem Ana kilisesi, Hristiyan âleminin, Kıbrıslı Rumların ve özellikle Lisililerin yıllardır özlemini duyduğu 45 yıldır sadece dışardan görebildikleri kilise.

45 yıl sonra kapısı açılan ve kendi sahiplerini karşılayan Meryem Ana kilisesi, 8 Eylülde yediden yetmişe gelen Kıbrıslı Rumların, Lisililerin gözyaşları, yoğun duyguları, sesleri, buruk gülüşleri ile yeniden hayat buldu.

1974 öncesi Hristiyan âlemine ev sahipliği yapan kilise, 1974 yılından sonra Akdoğan’da Cami olmamasından dolayı yıllarca Cami olarak kullanıldı. Birçok cenazeye, mevlide ve dini günlere Cami olarak ev sahipliği yapan bu koca eser yıllarca ezan sesi ile yankılandı. 8 Eylül tarihinde, 45 yıl sonra yeniden özüne dönen ve ayin sesleri ile yankılanan kilisedeki farklı olan neydi peki?

Gerçekten, farklı olan neydi?  45 yıl öncesinde ayin sesleri ile yankılanan devamında son 40 yılı aşkın sürede ezan ve mevlit sesleri ile yankılanan her hâlükârda Allah’a el açan insanlarla dolup taşan kiliseyi farklı kılan neydi?

Farklı olan gözyaşları mıydı, acılar mıydı, mutluluklar mıydı? Özlemler miydi?  Dualar mıydı?

Neydi farklı olan?…

Kıbrıslı Rum da gözyaşı dökmedi mi orada düğünlerde, cenazelerde? Kıbrıslı Türk de gözyaşı dökmedi mi cenazelerde mevlitlerde?…

Her ikisine de kapılarını açmadı mı bu acılı eser? O zaman farklı olan hiç bir şey yoktu. Ellerini Allah’a açan iki acılı toplum vardı. Ellerini açıp Allah’a yalvaran acılarının dinmesini isteyen insanlar vardı, biri bunu Yunanca dilerken öteki Türkçe diledi. Tek fark buydu. Her iki toplumun acıları, hüzünleri, mutlulukları, hatıraları ve anıları bir bir kazınmıştı bu eserin duvarlarına. Hepsinin anılarını 45 yıldan fazla bir zamandır barındırdı.

Ne güzeldir ki, bu koca eserin kapılarının açılmasına işte bu iki toplum öncü oldu. Kıbrıslı Rum ve Türklerin işbirliği içerisinde gerçekleştirilen bu tarihi gün hafızalara derin bir mutlulukla kazındı. Her iki toplumun da mutluluklarını artıracak, yaşanmış yanlışlıklara rağmen bir birlerini affederek kalplerindeki sevgi ve saygıyı taşıyarak yaşanacak ve hafızalara kazınacak nice güzel günlere…

https://www.voiceoftheisland.com/neydi-farkli-olan/182038/

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: