İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Operanın efsanesi Lusine Zakaryan’ın evi müze oldu

Alin Ozinian

Yerevan’ın merkezindeki Eznik Koghbatsi sokağından geçerken gözüm 42 numaralı evi arıyor. Bu ev geçen ay, ünlü opera sanatçısı Lusine Zakaryan’ın müze-evi haline getirildi. Binaların numaralara bakarken yaşını almış bir erkek binanın önündeki büste bakıyor, yanına gittiğimde Zakaryan’a baktığını görüyorum, yaşlı gözler ile bana dönüyor “ Çok güzeldi Lusine, çok iyiydi, melekti melek oldu…” diyor.

Uzun zamandır hayali kurulan müze-ev sonunda Lusine Zakaryan’ın sevenleri ile buluşuyor. Lusine Zakaryan 1992 yılında hayata veda ettikten sonra eşi 
Khoren Balyan bu müze fikri için çok hevesliydi fakat ömrü yetemedi. Ev Balyan’ın yeğenlerine miras kalınca uzun süre anlaşmazlıklar yaşandıktan sonra, birkaç yıl önce müze yapılması fikrine varılabildi.
Birinci kattaki daireye girmeden beni Lusine Zakaryan’ın eşsiz sesi karşılıyor. Bu müzede her zaman Lusine’nin plakları çalınıyor. Bir salon, bir yatak odası, küçük bir daire burası, tipik bir Sovyet dönemi entelektüel evi; standart mobilyalar, yağlı boya ucuz çerçeveli resimler ve çokça kitap.  

‘Lusine ile konuşuyor gibi oluyorum’
Salonda kendi kendine konuşan kadın beni görünce kendine çeki düzen veriyor, o da ağlamaklı, Lusine’nin arkadaşı olduğunu söylüyor konuşunca. “Lusine ile konuşuyor gibi oluyorum, bu ev, bu kanepe, kahve içer dertleşirdik tam burada. Sizler Lusine’nin sesini dinleyebiliyorsunuz, ben duyduğumda acı çekiyorum, özlüyorum, dayanamıyorum” diyor. 
Eve girdikten sonra mutfağı arıyorum. 1965 yılında din adamlığını bırakan yazar, filolog, eğitimci, müzisyen Khoren Balyan Lusine ile evlenmiş. Balyan’ın Lusine’ye olan aşkı kiliseyi bırakmasına sebep olmuş, 1968 yılında evlenen çift bu evde yaşamış. Balyan bir anısında şöyle diyor: “Lusine kahve içer misin diye sorardı bazen, olur derdim, koşardı mutfağa, beklerdim gelmezdi, ardından mutfağa gittiğimde hep aynı sahne; sönmüş bir ocak, dökülmüş bir kahve ve gözlerini kapatmış şarkı söyleyen Lusinem. Lusine şarkı söylediğinde unuturdu her şeyi, beni de…”

Müze için oldukça uzun süre çalışılmış, ama hedeflendiği gibi açılışı Lusine Zakaryan’ın doğum günü olan 1 Haziran’a yetiştirilmiş. Müze için Balyan’ın yeğenlerinden Raffi Balyan finansman sağlamış, Kültür Bakanlığı  ve tüm Ermeniler Katolikosu Karekin II de projeyi desteklemiş. Raffi Balyan, “Bu bireysel bir müze ya da bir aile müzesi değil, tüm halkımız müzesi, bu nedenle, buranın gelişmesi ve daha fazla devlet desteği almasını umuyorum” derken yakın gelecekte amacının, müzeyi Ermeni manevi müziğinin merkezi haline getirmek olduğunun altını çiziyor. 
İki odalı daire olduğu gibi korunmuş, sadece eski yatak odası sergi için kullanılmış. Müzede, Khoren Balyan ve Lusine Zakaryan’ın kişisel eşyaları, mektupları, 20. yüzyılın ikinci yarısının Ermeni entelektüelleri anlatan önemli belgeler sunuluyor.

Lusine Zakaryan için Ermenistan'da bastırılan pul
Lusine Zakaryan için Ermenistan’da bastırılan pul

‘Kilise daha da aydınlanıyordu’
Lusine Zakaryan 1970’li yıllarda sesi ile Ermenistan’ı ve tüm SSCB’yi büyülemeyi başardı. Yazar Vahagn Tavtyan’ın dediği gibi “İnacın ruhunu Khaçkarlardan (haçkar) çıkarıp, insanların gönüllerine soktu.” Başepiskopos Nathan Hovhannisyan’a göre, Lusine kiliseye girdiğinde tüm yanan mumlara rağmen kilise daha da aydınlanıyordu. “Şarkı söylemiyordu sanki, bir şarkı aracılığıyla içtenlikle Tanrı’ya ulaşıyordu. Bu, Lusine’in sırrı ve ibadete olan sevginin sebebiydi” diyen Başpiskopos Hovhanisyan müzenin açılış konuşmasında Lusine Zakaryan’ın çok iyi kalpli olduğunu ihtiyaç sahiplerine hep yardım ettiğini ve gizli tuttuğunu anlattı. 
Balyan ailesinin girişimi ile Lusine Zakaryan ve Khoren Balyan ev-müzesinin kuruluş çalışmalarına 2016 yılında başlandı. 2018 yılında yenileme çalışmaları yeğeni Raffi Balyan tarafından gerçekleştirildi. 2019 yılında, Tüm Ermeniler Katolikosu Karekin II’nin de maddi desteğiyle, Ev-Müze’nin tanıtımı başladı. Quartet mimari stüdyosunun desteğiyle, serginin koordinasyonu ve tasarım çalışmaları yapıldı. Oturma odası, eskisine uygun olarak yeniden inşa edildi. Gomidas Müzesi-Enstitüsü, Çarents Edebiyat ve Sanat Evi, Ermenistan Tarihi Müzesi, Ermenistan Ulusal Arşivi, Ermenistan Devlet Televizyonu ve Ermenistan Ulusal Mimarlık ve İnşaat Üniversitesi, müzenin hazırlanmasında materyallerin dijitalleştirilmesinde ve daha bir çok çalışmada yardımcı oldu. 
Anılarda Lusine Zakaryan

Müze- evde sergilenen çok sayıda anı kitabı var, Zakaryan için yazılan. Opera sanatçısı Vahan Mirakyan’ın Viyana gezisinde yaşadığı şaşırtıcı bir anıya yer verilmiş. “Viyana’dayken meditasyon ile uğraşan İngiliz bir doktor tanıdım. Ermenice anlamıyordu ama Lusine’in sesini duyduğunda hayrete düştü. O günden itibaren doktor Lusine Zakaryan’ın sesi ile meditasyon yapıyor. ‘Şarkıcının sesi, bu dünyadan çıkmama yardımcı oluyor’ dedi son konuştuğumuzda” diye anlatmış. 
Ermenistan Halk Sanatçısı Eduard Tadevosyan ise 1980’lerde Zakaryan ile birlikte Almanya ve Fransa’ya seyahat etmiş. “Trendeki insanlarla nasıl iletişim kurduğunu izlemeye doyamamıştım, herkese o kadar sevgi ile bakıyordu ki, sevgisi hemen karşılık buluyordu.” 

Halk Sanatçısı Aktör Sos Sargsyan ise “Hayal edebiliyor musun, Brejnev Lusine’yi dinlemeye gelirdi, inanamazdık. Bizim için ne büyük bir neşe! Brejnev, Lusine’yi ve tüm sahne çalışanlarını alkışladı o gün. Bu beni çok etkiledi, o sahneyi asla unutmayacağım ” demiş.
Ünlü maestro Hovhannes Çekiçyan “Lusine 1964’te Mozart’ın Requiem’ini söylemek için Moskova’ya gitti. Bir dünya şarkıcısı olabilirdi, olduğundan daha fazlası olabilirdi, çok yetenekliydi ama sağlığı uzun yolculuklara izin vermedi. Doğduğunda manevi bir müzik ışıltısıyla doğdu, Tanrı ile beraber gibi şarkı söyledi, Lusine Ermeni halkının gözü, yüreği oldu … “


Lusine Zakaryan: Büyüleyici bir ses

Ünlü Soprano Lusine Zakaryan, 1 Haziran 1937’de Gürcistan’ın Metskheti ilçesinde, Akhaltskha’da doğdu. 1952’de, 15 yaşında, Romanos Melikyan Müzik Koleji’nde okumak için ailesiyle birlikte Yerevan’a taşındı. 1957’de Erivan Devlet Konservatuvarı’na girdi. Bu yıllar boyunca, yeteneği herkes tarafından takdir edildi. Lusine Zakaryan, müzisyenlerin olduğu bir aileden geliyordu. Dedesi Jozef bir müzik profosörü, büyükanne Elena ise bir piyanistti. 1970-1983 yılları arasından Ermeni Ulusal Televizyon ve Radyo Senfoni Orkestrası solisti olarak çalıştı. Bu yıllarda Eçmiadzin Katedral Korosu’nda da şarkı söyledi. Hem Batı-Avrupa eserlerini hem de Ermeni halk ve kilise müziğini çok başarılı  bir şekilde seslendirdi. Sovyet döneminde, farklı müzik tarzları ve kilise-ruhani müziği yasaklı olduğu halde, sahnede farklı eserler seslendirme cesaretini gösterdi. 1972’de ‘Sovyet Ermeni Halk Sanatçısı’ unvanını aldı. Ünü sadece Ermenistan ve Sovyetler’de duyulmadı, Lusine dünyanın farklı köşelerinde konserler verdi. Ses kayıtları farklı ülkelerde saklandı. Ünlü besteci Arno Babacanyan, Lusine için besteledi. Silva Gabudikyan, Vahagn Davtyan, Arshaluys Margaryan, Eduard Mezelaytis, Anton Kizhnyak, Mikhail Matusovsky onun için şiirler yazdı. Yazar, filolog, eğitimci, müzisyen Khoren Balyan’la evlenen Lusine’nin mutlu bir evlilik hayatı oldu. Lusine Zakaryan 30 Aralık 1992’de Yerevan’da ağır bir hastalık sebebi ile hayata gözlerini yumdu. Ermenistan Hükümeti, naaşının ünlü sanatçıların defnedildiği Komitas Pantheon’a gömülmesine izin vermediğinden, Katholikos  Vazgen I’in özel isteği ile 4 Ocak 1993’te Eçmiadzin’deki St. Gayane Kilisesi’nin mezarlığına defnedildi.

http://www.agos.com.tr/tr/yazi/22731/operanin-efsanesi-lusine-zakaryan-in-evi-muze-oldu

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: