İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KÖYÜMÜZ ARTAN II.

Ebubekir Aytekin

B. TARİHİ

Artan Köyü bazen Hısn-ı Mansur (Adıyaman) bazen de (Eski) Kâhta Kazalarına bağlı olması hasebiyle bu coğrafyada hüküm süren Hitit, Urartu, Hurri, Mitanni, Asur, Pers, Part, Büyük İskender, Selevkos, Roma, Bizans, Kummuh, Komogene, Sasani, Emevi, Abbasi, Selçuklular, Artuklular, Dulkadiroğulları, Memluklar, Eyyubiler, Moğollar, Timurlular ve Osmanlıların egemenliklerinde bulunmuştur.[1]

Artan Köyünün en eski tarihi ile ilgili olarak ulaşabildiğimiz kaynak Urfalı Mateosun Vakayiname (952-1136) sidir. Bu kitapta Hartan adıyla bahsedilen köyün kalesinin İranlılar (Selçuklu Türkler) tarafından Şubat 1108 tarihinde bundan tam 911 yıl önce kuşatıldığı, o dönemde kalede Ermenilerin yaşadığı ve bu kalenin zapt edilemediği kitapta şu şekilde anlatılmaktadır:

(İranlılar, hasat mevsiminde, vahşi hayvanlar gibi gizlice Hısn-ı Mansur şehri topraklarına girdiler. Onlar, tarlalarda çalışmakta olan insanları kılıçtan geçirerek ve kısmen de esir ederek Hartan denilen kalenin önüne geldiler. Müslümanların geldiklerini haber alan Ermeni prensi Goğ-Vasil, 500 askerle onlara karşı yürüdü. Cesur Ermeni askerleri, birbirine cesaret verip Türk askerlerine karşı kahramanca savaştılar. Bunlardan Aplasat, kendi askerleriyle Türklere hücum etti, Goğ-Vasil’in dayısı olan Bedros, zadegân olan askerleriyle kahramanlık gösterdi, zadegandan olup amcasının oğlu bulunan ve Dığa (“çocuk”) tesmiye edilen Vasil ile meşhur bir Ermeni ailesinden gelmiş olan cesur Tigran, kendi askerleriyle hücum ederek İran ordusunun her iki kolunu da kırdılar. Kahraman Ermeni askerleri, böylelikle parlak bir zafer kazanıp Müslümanları kılıçtan geçirdiler ve Ermenistan Sultanını diğer birçok İranlı şeflerle beraber esir ettiler. Goğ-VasiI, bu esirleri önüne katarak götürdü. O, büyük zaferden sonra büyük miktarda ganimetle beraber kendi şehri olan Keysun’a döndü. Dipnot: Hartan, ) Cahan mıntıkasının cenubi şarkisinde, Hısnımansur yakmında mustahkem bir mevki. Bk. Camicyan, c. III, İndeks, s. 161; Mıkhitar abbe, “ Ismihaslar lugati (ED. DULAURIER).

Kitapta adı geçen kaleden neredeyse eser kalmamış gibidir. Kalenin taşları muhtemelen köylüler tarafından ev yapımında kullanılmıştır. Çocukluk yıllarımızda burada kaleden kalma mozaikler olduğu ve harabe denecek birkaç kalıntı bulunduğunu biliyoruz. Ayrıca Bahçe mezrasının kuzeyinde çok eski anlaşılan kalın duvar kalıntıları ve Kilisk geçidi enden yerde kilise olduğu tahmin edilen duvar kalıntıları da mevcuttur. Köyün Musalla meydanında musalla taşı olarak kullanılan yuvarlak ve yaklaşık 1,5 m. Çapında bir taş ile Kani Paşdi denen yerle okul arasında da aynı taşın benzeri bulunmaktadır. Bunların ne amaçla yontulduğu bilinmemektedir.

Görüntünün olası içeriği: gökyüzü, açık hava ve doğa

Rahmetli üstadımız Mehmet Sait Hoca’dan (Bavıko) Artan’ın eski adının Artin olduğunu ve Artin adında bir Hitit kralının burada yaşadığını duymuştum. Kale ile Karakuş tepesi birbirine nazır olduğu için bu iki tepe arasında dumanla haberleşme olduğu da söylenmekte idi.

1960-1962 yıllarında Artan’da yedek subay öğretmen olarak görev yapan rahmetli Seyman Kocaman’ın objektifinden Musallada kılınan Bayram namazı ve tarihi Musalla taşında bayram hutbesi okuyan merhum Mehmet Sait Hoca (Bavıko)

[1] Toprak Seydi Vakkas, 1835 sayılı Nüfus Sayımına Göre XIX. Yüzyılın İlk Yarısında Hısnımansur (Adıyaman) Adıyaman Üniversitesi yayınları, Adıyaman2018

https://www.adiyamanlilar.net/koyumuz-artan-ii-makale,5359.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: