İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Azınlık karnesi

Zeynep BİLGEHAN

“Tren İstanbul’dan kalkıp Selanik’e mi gidiyor, yoksa Selanik’ten kalkıp İstanbul’a mı gidiyor?” Türk ve Yunanlı yetkililerin bu basit soru üzerine anlaşamaması, İskeçe’deki bir öğrencinin aylarca kitapsız kalmasına sebep olabiliyordu! Tarih Vakfı, ‘Lozan’dan Günümüze Batı Trakya Azınlık Okulları’ üzerine yaptığı araştırmayla bu okulların bilinmeyenlerini irdeledi. Dört yıllık çalışma, aynı isimle kitaplaştı.

Birinci Dünya Savaşı’nın Doğu Cephesi Savaşları’nı bitiren Lozan Antlaşması, 24 Temmuz 1923’te imzalandı. Bu antlaşmayla hem yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin ‘tapusu’ alınmış oldu hem de Yunanistan’la devam eden savaş sonlandı. Antlaşmanın koşullarından biri, iki devlette de Zorunlu Nüfus Mübadelesi’ne dahil edilmeyen belli sayıda azınlık nüfusun bırakılmasıydı. 
Batı Trakya’da faaliyet gösteren Müslüman/Türk okulları da Yunanistan kontrolünde kalarak ‘azınlık okulları’ statüsünde ulusal eğitim sistemine dahil edildi. Devralınan azınlık okullarının işleyişi 1921’de kurulan ‘Müslüman Okulları Müfettişliği’ne verildi. Bu değişiklik eğitim kalitesinde uzun süre büyük bir fark yaratmadı. Okulların fiziki koşulları, eğitim materyali ve yetişmiş öğretmen eksiklikleri yıllarca devam etti. Peki Batı Trakya’daki Türk azınlık okullarıyla ilgili başka ne biliyoruz?

Bizden, bizi anlatabilen yoktu
Tarih Vakfı, 2014-2018 yıllarında yürüttüğü ‘Lozan’dan Günümüze Batı Trakya Azınlık Okulları Projesi’yle Batı Trakya’daki Türk azınlık liseleri ve ortaokullarıyla son yıllarda kapatılma tartışmalarıyla gündeme gelen azınlık ilkokullarında verilen eğitimin dününü ve bugününü araştırdı. Ortaya çıkan sonuçları da aynı isimle kitaplaştırdı. 
Yazar Dr. Sebahattin Abdurrahman’ın kendi de bir Batı Trakya Türkü. 1973’te Gümülcine’de doğadu, ilkokulu burada okudu. Lisans eğitimini Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi’nde tamamladı. Halen İngiltere’deki Middlesex Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapıyor. 

Batı Trakya Türk’ü mü Müslümanı mı?
Abdurrahman, “Son zamanlara kadar Batı Trakya Türk azınlığının okuma-yazma oranı çok düşüktü. Bizi hep başkaları anlatıyordu çünkü entelektüel insanımız azdı. Bu şimdi biraz arttı ama devlet kadrolarında hâlâ yer bulamıyoruz. Ayrımcılık fazla. Bu dışlanmışlığı sokaklarda da görürsünüz. Şehir meydanında Türk dükkânı yoktur, Türk mahalleleri bakımsızdır” diye başlıyor anlatmaya.
Batı Trakya Türklerinin kesin sayısı bilinmiyor. Abdurrahman, “Resmi rakamlara göre bölgede 110 bin Müslüman yaşıyor. Yunan devleti, bölgedeki azınlığın ‘Türk’ olarak adlandırılmasını istemediğinden kimlik tartışmaları da devam ediyor” diye anlatıyor. 
Okulların durumunu ise şöyle aktarıyor: “1930’da bölgede 305 okul vardı. Ama bu okulların çoğu cami yanında tek göz oda veya eski bir ahırdı. Çocuklar biraz Kuran eğitimi, biraz matematik görür, sonra hasat zamanı tarlaya götürülürdü. İç savaş esnasında okul sayısı düştü. 1950’lerde yeniden yükseldi. Fakat 2010’dan sonra ilkokul kapatmaları başladı.”

5 bin öğrenci var
Peki şimdi durum ne? Abdurrahman, “Şu anda faaliyette 129 ilkokul ve biri İskeçe, diğeri Gümülcine’de olmak üzere iki ortaokul-lise var” diyor: “Batı Trakya azınlık okullarına sadece oradaki belediyelere kayıtlı azınlık çocukları kaydolabiliyor. Türkçe ve Yunanca olarak iki dilli eğitim yapılıyor. Her ilkokulda en az biri Türk, diğeri Yunan iki öğretmen var. Birçok köy ilkokulunda bazen iki, hatta üç sınıf aynı odada ders yapıyor. Bir öğretmen aynı odada 2. sınıflara ders anlatırken, 3. sınıfları ödevle oyalıyor. Öğrenci sayıları yıllar içinde düştü. Şu an 5 bin civarında.” 
Kitapta, ismini gizli tutmak isteyen beş öğretmenin izlenimleri de yer alıyor.

Azınlık karnesi

Lozan’dan Günümüze Batı Trakya Azınlık Okulları 
Sebahattin Abdurrahman 217 sayfa 
Kitabı 30 TL bağış karşılığında Tarih Vakfı’ndan edinebilirsiniz.
Nereden nereye?
Türkiye ve Yunanistan arasında 1968’de imzalanan protokole göre Türkçe ders kitaplarının hepsi Türkiye’den geliyor. Dağıtılacak kitabı önce Yunan mercileri inceliyor. Düzeltmeleri yapıp yeniden Türk tarafına yolluyor. Herkes onayladıktan sonra dağıtılıyor. Abdurrahman, bu durumun sıkıntılara yol açtığını anlatıyor: “Mesela bir kitapta geçen ‘Tren İstanbul’dan Selanik’e gitmek üzere yola çıktı’ cümlesinde trenin hangi kentten nereye doğru yola çıktığı bir tartışmaya dönüşebiliyor. 1970’lerden 2000’lere çocuklar neredeyse 30 yıl aynı içerikli kitapları okudular. İki ülke arasındaki politik gerginlikler çocukların eğitimini etkiliyordu. Bu sıkıntılar Yorgo Papandreu ve İsmail Cem diplomasisinden sonra düzeldi.” Yunanistan ve Türkiye’deki azınlık okulları’ndaki eğitimde halen karşılıklılık ilkesi uygulanıyor.

Bu kıyıda durum nedir?
Lozan Antlaşması’yla Türkiye’deki gayrimüslim okullar da ‘Azınlık Okulu’ statüsü kazandı. Osmanlı İmparatorluğu’nda Başbakanlık Devlet İstatistik Enstitüsü verilerine göre 1894’te kapsamlı bir özerklikten yararlanan 6 bin 437 gayrimüslim okulu bulunuyordu. Bunlar arasında Rumlara, Gregoryen Ermenilere, Ermeni Katoliklere, Musevilere, Bulgarlara, Sırplara, Ulahlara, Katoliklere, Bulgar Katoliklere, Ermeni Protestanlara, Rum Katoliklere, Süryanilere, Keldanilere, Süryani Katoliklere, Keldani Katoliklere, Marunilere, Samirilere ve Yakubilere ait okullar bulunuyordu. Sadece İstanbul’da Rum, Ermeni, Ermeni Katolik, Musevi ve Bulgarlara ait 302 okul vardı ve bu okullarda toplam 29 bin 850 öğrenci okuyordu. 1913’te cemaatlere ait okul sayısı 2 bin 580’di. Bu sayı 1924’te 138’e, 2011’de 22’ye düştü. Tamamı İstanbul’da bulunan bu okulların 16’sı Ermenilere, 5’i Rumlara, 1’i de Musevilere ait. 2013’te Gökçeada İlkokulu’nun yeniden eğitime başlamasıyla sayı 23’e çıktı.

http://www.hurriyet.com.tr/kelebek/hurriyet-cumartesi/azinlik-karnesi-41265036

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: