İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘İsa Mesih’in göğe alınması’ yortusu ile ilgili Sahak Srpazan’ın 10.05.2013 tarihli Agos Gazetesinde yayımlanan söyleşisi

Hampartzum, İsa Mesih’in göğe alınma bayramıdır. Bu, İsa Mesih’in hayatının bu dünyadaki en son olayıdır. İsa Mesih, ölüp dirildikten sonra 40 gün boyunca, çeşitli vesilelerle öğrencilerine diri olarak gözüktü, onlarla birlikte yedi, içti ve bir hayalet olmadığını kanıtladı. Onların gözlerinin önünde, Zeytinlik Dağı’nda göğe yükseldi. Bir bulut gelip dağı kapladı, İsa Mesih görünmez oldu. Öğrencilerine son emirlerini verdiği zaman, onlara “Kutsal Ruh’u size getirmek için gitmem gerekiyor” dedi ve Kusal Ruh on gün sonra geldi. Kutsal Ruh, İsa Mesih’in aramızdaki ruhudur, çünkü İsa Mesih öğrencilerine şöyle demiş: “Kutsal Ruh’u Baba gönderecek, benden alıp size verecek, size söylediklerimi hatırlatacak, sizi teselli edecek.” Öğrenciler, Yahuda, İsa Mesih’i ele verdikten sonra öldüğünden, onun yerine birini seçmelilerdi. Bu kişi Arsabba veya Matias olacaktı. Kura sonucu, yeni öğrenci Matias oldu. 

İsa Mesih, Allah’ın oğluydu. Bizim kurtuluşumuz için insan oldu, öldü, dirildi ve tekrar geldiği yere, yani göğe yükseldi. Bizim kurtuluşumuz için göğe yükselmesi veya tanrılık makamına çıkması gerekiyordu. İsa Mesih insan bedenindeyken tüm dünyaya konuşmasına imkân yoktu, bütün dünyaya konuşabilmesi için ruhsallaşması lazımdı. Bunun gerçekleşmesi için İsa Mesih’in ruhsal tanrılık makamına yükselmesi lazımdı, ve bunu Kutsal Ruh vasıtasıyla gerçekleştirdi. İsa Mesih, Tanrı’dan bir parçaydı ve aynı zamanda bir insandı; ikisini birleştirmişti. İsa Mesih der ki “Eğer ben yükseltilirsem, herkesi kendi yanıma çekeceğim.” Yani bir şekilde, insanlarda tanrılaşma (Tanrı’yla birleşme, ‘Teosis’) süreci vaftizle başlar. İsa Mesih’te olan özellikler bize geçmeye başlar, bir sır olarak İsa Mesih’le birleşmeye başlarız. Mesela vaftizde, İsa Mesih’in ölümüne ve dirilişine paydaş oluruz, ‘hağortutyun’ (komünyon) aldığımızda onun bedenini ve kanını alırız; müronla (kutsal yağ), Kutsal Ruh’la mühürleniriz. Kısacası, bizim insanlığımızda İsa Mesih’e benzeme süreci başlar ve İsa Mesih’in yükseldiği yerde sona erer. Hampartzum, İsa Mesih’in bu dünyadaki işini tamamlaması ama o işin bu dünyada devam etmesidir. İsa Mesih gittiği yerden geri gelecek ama gelene kadar da, onun mayasının dünyaya yayılması gerekiyor. İsa Mesih diyor ki “Ben dünyaya ateş getirmeye geldim, o sevgi ateşinin dünyayı sarması lazım.” Başka bir yerde ise “Bu İncil tüm uluslara vaaz edilmeden gelmeyeceğim” diyor. İsa Mesih’in göğe alınmasından tekrar gelişine kadar bu süreç yaşanıyor. Şu an bu sürecin içindeyiz. 

‘Kız Bayramı’ 

Kilisede Hampartzum’a özel şaraganlar (ilahi) okunur. Halkın kutlamaları ise genellikle baharla ilgili geleneklerin birleşmesiyle oluşmuştur. Newroz, Hıdırellez gibi, Hampartzum da, doğanın uyandığı, yeşillere ve çiçeklere büründüğü zaman kutlanır. Hampartzum’la ilgili çeşitli şarkılar ve türküler vardır. Ermenistan’da, Hampartzum sabahı, çocuklar para toplamak için çiçeklerle insanların önünü kesip şarkı söylerler.

 Hampartzum, ‘Kız Bayramı’ olarak da bilinir. Genç kızlar, bu bayramda kırlardan yedi çeşit çiçek toplayıp, bir tanesi büyük bir haç şeklinde olmak üzere, çelenkler yaparlar. Sonra, ellerindeki testilerle yedi çeşme dolaşıp her çeşmeden su alırlar. Sonra bir eve gidip, topladıkları suları bir güğüme boşaltır, güğümün içine de çiçekleri koyarlar. Her kız, güğümün içine, kendine ait bir eşya atar ve Meryem Ana’ya dua eder. Erkekler çalmasın diye, güğümün üstünü iyice kapatırlar. Sabah olduğunda, kura çekmesi için küçük bir kız getirilir. O elini güğüme atıp, içindeki eşyaları teker teker çıkarırken, kızlar, tekerlemeler şeklinde ilerleyen, uzun bir şarkı söyler. Şarkının her kıtası ayrı bir şey anlatır; mesela “kaynanan iyi olur inşallah”… Küçük kızın o esnada güğümden çıkardığı şey hangi kıza aitse, şarkının sözlerinin o kızın talihini ifade ettiğine, mesela kaynanasının iyi biri olacağına veya –yine şarkının o sırada okunan kıtasının içeriğine göre– evleneceği kişinin uzun boylu olacağına inanılır. Daha sonra kızlar çiçekleri toplayıp kiliseye getirir. Tabii, adaklar da adanır. Genellikle yeşil ve kırmızı elbiseler giyer, şarkılar ve türküler söyleyerek, köyün yakınındaki, isim günü olan manastıra giderler. 

Hampartzum eskiden böyle, çok renkli bir şekilde kutlanırmış, şimdi şehir hayatında bir şey yaşadığımız yok…

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: