İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Trabzon’da sahi kimler yaşar?

Mine Söğüt

Sizin anneniz nereli?
Babanız nereli? 
Dedeniz neyin tohumu? 
Neneniz kimin dölü? 
Soyağacınızın dalları gökyüzüne doğru mu uzanıyor? 
Yerin dibine dibine mi batıyor?
Hangi savaştan kalma, hangi dinden dönme bir sülaledensiniz? 
Hangi barışta hangi hesaplarla kimlerle evlenenlerin genindensiniz? 
Kim bilir dedeleriniz kimin kanını kimin için döktü? 
Atalarınız kimleri hangi topraklardan kim bilir neden söktü? 
Soyunuzda ve sopunuzda kimler hangi acıları yüklenip nerelerden nerelere göçtü? 
Yeryüzünde emanet çocukların, ismi değiştirilmiş gelinlerin, dini gizlenmiş insanların hayaletleri boşuna dolanmaz. 
Ölülerin çoğu aslen kendi mezarlarında yatmaz. 
Ve savaşlarda sanıldığı gibi sadece cephede askerler savaşmaz. 
Ve bu sert gerçeği gayet iyi bilen halklar yine de bir türlü arlanmaz, uslanmaz. 
Herkesi “bir başkası” sanan… 
Ve kendisini de “biri” sanan insanın soy sop üzerinden çatallanan sivri dilini kuşanan bir siyasetin elinde oyuncak bir dünyadan iyi bir şey beklemeyin. 
Bu dünya değişsin istiyorsanız… 
Bir insanın doğum yeri üzerinden ima edilen soy sop meselesini bir küfür gibi zinhar benimsemeyin. 
Tarihi çocuklarınıza, yanık bir şehri terk etmekle yanık bir şehre yerleşmek arasında vicdanen aslında hiç fark olmadığını yazmayan kitaplardan öğrettiğiniz için bünyenizdeki zehir hiç dışarı atılamıyor. 
Bu topraklarda neden benim en yakın arkadaşlarım Rum değil diye kendinize sormanız zor. 
Yahudiler dilinizde, deyiminizde hâlâ “korkak”. 
Ermeni dölü” diye bir lafı hâlâ biliyorsunuz. 
Ve bu lafı çocuklarınıza hâlâ öğretiyorsunuz. 
Süryani, kimdir, kimdi, hiç ilgilenmiyorsunuz. 
Alevileri hâlâ için için de olsa garipsiyorsunuz. 
Oysa.. 
Kimin kim olduğunu aslında hiç ama hiç bilemeyeceğiniz sisli bir iklime doğdunuz. 
Elinizde kökü kuruyasıca bir soyağacının dallarından keskin keskin kılıçlar… 
O kılıçları her fırsatta elinize geçirdiğiniz düşmanının kalbine kalbine saplıyorsunuz. 
Bu arada ari bir ırktan olmanın ya da melez doğmanın yalan yanlış hikâyesini boşuna kovalıyorsunuz. 
Hangi dedeniz kimselere haber vermeden hangi nenelerle sevişti; 
Hangi nenenizin aklına kim bilir gizlice hangi dedenin aşkı düştü? 
Kayıt dışı ilişkilerden doğan çocukların dedikodularda bir süre yaşayan gerçek hikâyesi zamanın hangi karanlığında yitip gitti? 
Nasıl olur da ırkçı fikirlerden derhal caydırmaz sizi, bunlardan hiçbirisini hiçbir zaman öğrenemeyecek olma gerçeği? 
Bir farkına varsanız… 
Damarlarınızda dolaşan kanın kast edilen asaleti, geçmişi sisli ırkınızda değil, anca küfü silinirse pırıldayacak aklınızda gizli.

Velhasıl… 
Trabzon’da sahi kimler yaşar?
Ve herkesin ama herkesin kılıç artığı olduğu şu dünyada ırkların yalan yanlış ve yanlı hikâyeleri aslen neye yarar; neye zarar?

http://www.cumhuriyet.com.tr/koseyazisi/1404258/Trabzon_da_sahi_kimler_yasar_.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: