İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KIRMIZI PAZAR / GARMİR GİRAGİ

Dirilişten sonraki haftalara kilise isimler veriyor, bu haftaya da Kırmızı Pazar (Garmir Giragi) deniyor. Atalarımız dağdaki manastırlarda Rab’bimizin dirilişini kutlarken farkediyorlar ki tabiatın dirilişi de Rab’bimizin dirilişiyle aynı zamana geliyor.


Bahar geliyor ilk olarak toprak yeşilleniyor daha sonra kırmızı bir çiçek olan gelincikler, adeta fışkırıyor.


İşte Kilise Babalarımız o gelinciklerin rengiyle Rab İsa Mesih’in döktüğü mukaddes kanı hatırlatsın diye bu haftaya bu ismi veriyorlar.


Kırmızı renk, dökülen kanları ve zaferleri simgeliyor. Bu zafer hayatın zaferidir ve herbirimiz hayatın eserleriyiz. İçimizdeki hayat bizleri yaratıyor, varediyor, nefes veriyor. Akıl veriyor, güç veriyor bizler bu hayatta doğup büyüyor ve daha sonra zamanı geldiğinde içimizden çekildiğinde ölüyoruz. 


Hayat hep galip gelendir. Bizler ise hep yenileniz. Herkes yenilecek, ölüm tarafından yutulacak ama hayat hiçbir zaman ölüm tarafından yutulmadı. Hayat hiç yok olmadı. Bu gezegende Tanrı’nın yarattığı ilk günden beri o hayat devam ediyor, hem de taptaze, hiç eskimeden. Her yeni açan çiçekte, her yeni doğan çocukta bizler farkediyoruz ki hayata hiçbir şey olmamış. Hayat, kendini hep ölümlerle yenilemiş, ölümün üstüne basa basa gidiyor hayat ve Rab İsa Mesih diyor ki “Hayat Benim! Diriliş Benim! O kuvvet Ben’de var. Ölmüş ruhlara baharda hayat nefesi üfleyen Ben’im. Ben öldüm mezara konuldum ve oradan dirildim.”Halleluya, Amen!


Hayat için hiç ölüm yok, senin ve benim için de yok! Gerçekten de hepimizin içindeki hayat, Adem ve Havva’nın hayatı kadar eski ve bir o kadar da taze.”Hayat” Tanrı`nın öteki adıdır ve bizlere en yakın olandır.


Bu hafta “Kırmızı Hafta” zafer haftası, gün batımının kırmızısı, kanın kırmızısı, çiçeklerin kırmızısı hepsi Tanrı’ya aittir ve O’nun görkemini gösterirler. En büyük devrimi gösterirler. Kışın ölmüş olan toprakların, çiçeklerin ve tüm doğanın yeniden hayat bulması, çiçeklerin içinde kırmızıya dönüşmesi gösteriyor ki bu, hayatın zaferidir ve de devrimidir.Bu hayat içimize girdi ve her gün bizlere tazelik, yenilik veriyor, onun için değerli kardeşim, bu hayatla dost olalım! Bu hayat bizleri kullanıyor, eğitiyor, büyütüyor, dikenlerimizi törpülüyor, anne, baba yapıyor sonra içimizden çekilip gidiyor. Hayat çok akıllı hayatı kandıramazsın…Ve Rab İsa Mesih diyor ki “Hayat Ben’im!” Bizler varız, çoğalıyoruz, bereketleniyoruz çünkü bizler hayatın önünde eğildik. O hayatı bizler çarmıhta bulduk. Haçlanmış ve dirilmiş Olan’da bulduk. O’nun peşine takıldık, umudumuz O’dur, O bizleri hiç utandırmamıştır ve utandırmayacaktır.İman hayatımızda en önemli olan şey direnmektir.Rab İsa Mesih diyor ki: “Sonuna kadar dayanan kurtulacaktır.”İçimizde hayat var, nerede hayat varsa orada umut var, nerede hayat ve umut varsa orada sevgi paylaşılır ve nerede sevgi varsa hep bir şeyler bina edilir, gelin kardeşlerim elimizdekilere sahip çıkalım. Atalarımızdan korudukları ve bize aktardıkları şeyleri yani imanımızı, kilisemizi, İncil’imizi, Haç’ımızı, dilimizi, kimliğimizi aktaralım. Gelin sıraları sıklaştıralım, birbirimize kenetlenelim.


Atalarımız tarihin en muhteşem insanlarıydı, onların başına gelen başka insanların başına gelseydi, şimdi bu dünyada izleri yoktu. Onlarla bizler varız, onlar bizim köklerimiz, o köklerden biz hayatı çekiyoruz, bunu, yeni yeni kırmızı gelincikler olarak tüm dünyaya gösterelim, sevgiyle merhametle alçakgönüllülükle, var mısınız?

12 Mayıs 2019
Epikopos Sahak Maşalyan 

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: