İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Rahat Uyu Badriark Hayr

Mesrob Badriark’la tanışmam çevresindeki diğer gençlerden biraz farklı gerçekleşmişti. Kendisini Beykoz kilisesine adamış bir insan olan rahmetli babam Patrik seçiminde oyunu doğal olarak kilisenin 50 yıllık hizmetkarı ve çok saygı duyduğu Şahan Srpazan için kullanmış ve çıkan sonuç kendisini üzmüştü. Mesrob Badriark döneminde kendi halimizde kiliseyi açık tutmaya çalışıyorduk. Badriark da bizi yetkisi altındaki diğer kiliselerden ayırmıyor gereken desteğini veriyordu.

Badriark Hayr’ın benim yaşımda gençlerden oluşan Yerid isminde bir grup kurduğunu ve bu gençlerin çeşitli organizasyonlar yaptıklarını görünce 2002 yılında onları Beykoz’u ziyaret etmeye davet ettim. Badriark bu davete hemen karşılık vererek, Zadig’ten 2 hafta öncesine denk gelen Pazar günü İstanbul’un her yerinden 120 kişilik bir gençlik grubuyla Beykoz’un o güne dek görmediği bir gün yaşattı.  Zadig Beykoz’a adeta 2 hafta erken gelmişti. Ertesi hafta vodınlıva günü ayağını yıkadığı 12 genç arasına beni de alarak birlikteliğimizin güçlü bağını kuruyordu.

Bunların hemen sonrasında askere gittim. Dönüşümde Mesrob Badriark’ın yakınındaki gönüllü hizmetlerim başlamıştı. Badriark elindeki imkanlar ve karizmatik kişiliği ile müthiş bir gönüllüler organizasyonu kurmuştu. Gönüllü gruplar Danışmanlar Kurulu, Hukuk Komisyonu, Mali Komisyon, Kadınlar Kolu, Gençlik Kolu olarak dallara ayrılıyordu. Teknolojinin imkanlarından müthiş şekilde yararlanan Badriark her grup için ayrı mail grupları kurmuş, her türlü konuyu özelliğine uygun gruba gönderiyor ve sürekli bu grupları aktif tutuyordu. Gecenin geç saatlerine kadar çalışıp bu grupları koordine ediyordu. Yazdığı yazıları biz okumaya zor yetişiyorduk. Güncel konuları danışmanlar kuruluyla ayrı, gençlerin, kadınların gözünden görebilmek amacıyla bu gruplarla da ayrı paylaşıyor ve görüşlerini alıyordu. Ekonomi ve Hukuk gibi uzmanlık gerektiren konuları kesinlikle uzmanlarına havale ediyor ve onların görüşlerine göre son kararı veriyordu. Patrikhane sonraki yıllarda hasret kalacağımız şekilde cemaatin merkezi olarak aktif şekilde çalışıyordu.

Ben de bu grupların içerisinde hem mali komisyonda, hem gençlik kolunda aktif olarak çalışıyordum. Gençlik kolunun Badriark Hayr eşliğinde düzenlediği geziler benim açımdan hem güzel hem üzücü anılar içeriyordu. Bir keresinde Antalya’da önümüzdeki minibüste Badriark Hayr ve yanındakiler ciddi bir kaza geçirip yaralandılar. Hemen yanında bulunanlardan biri olarak bu olay beni çok üzmüştü. Ertesi yıl ise yine Antalya ziyaretimizde babamın ani vefat haberini bana Badriark hayr’ın bizzat kendisi verdi. Hayatımın en acı anında yanımda olan oydu. “Babanın yerini tutamam ama beni de ruhani baban olarak görebilirsin” demişti. Geziden döner dönmez babamın cenaze törenine yetişen ve muhteşem bir konuşmayla acımı hafifleten de yine kendisiydi.

Bu acıdan sonra kendisiyle bağlarımız daha da güçlense de birlikteliğimiz uzun sürmedi. 2 yıl içerisinde hızla ilerleyen ve kendini belli etmeye başlayan hastalığı neticesinde aramızdan ayrılarak 10 yıl sürecek sessiz yaşamına çekildi. Kendisi sayesinde tanıştığım danışmanlarından rahmetli Murat Bebiroğlu da bana onun en büyük armağanlarından biriydi. Onsuz geçen yıllarda Murat Bey’le birlikte pek çok konuda birlikte çalıştık, ürettik. Ancak hep başımızdaki o liderin eksikliğini derinden hissettik.

İşte geçen Pazar günü kendisini ebediyete uğurlarken, Yerid gençleri ile birlikte oluşturduğumuz insan zincirinde, ziyaretçilerle birlikte bu düşünceler ve geçen yıllar da birer birer o kordonun arasından geçtiler ve son selamında Horan üzerinde yatmakta olan Mesrob Badriark ile buluştular. Sadece benim hayatıma birkaç yılda bu kadar dokunabilmiş bu insan, kim bilir çocukluğundan beri yetiştirdiği, orada bulunan veya bulunamayan binlerce insanın hayatında neler değiştirmişti… Eğer sağlıklı bir yaşama sahip olsa ve bugünlere dek hayatta olsa bizlerin ve bu cemaatin geleceğinde neleri değiştirecekti… 

Geçmişin anılarının sürekli akla geldiği bu günlerde, geçmiş yazışmalar, arşivler de tarandı. Badriark Hayr ile hastalığının iyice belirmeye başladığı 2007 yılı sonlarındaki son yazışmamızı gördüm. Herşeye kısa cevaplar vermeye başlayan, pek konuşmayan Badriark’ın durumunu kabullenmek istememiş olacağım ki ona uzunca yazıp bir şeyler sormuşum. Kendisi belki de son gücüyle konuya çok da uymayan şu cevabı vermiş:

Devam edin.

Sirov 

+m

Devam ediyoruz Badriark Hayr. Senin devrin yarım, hedeflerin erişilmemiş olarak kalsa da yetiştirdiğin ruhani ve sivil tüm öğrencilerin bayrağı devralıp kilisesi ve kültürüne sahip çıkan hayalindeki o toplumu yaşatmak için elinden gelen her şeyi yapacaktır.

Rahat uyu ve dinlen artık…

Aret Çiçekeker

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: