İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kadasetli Patrik Hazretleri Mesrob Mutafyan’ı Uğurluyoruz…

Besse Kabak

“İnsanoğlu yüceliği içinde, ‘tüm meleklerle birlikte geldiğinde,’ yüceliğinin tahtında oturacak. Bütün uluslar O’nun önünde toplanacak. Çobanın koyunları keçilerden ayırdığı gibi, O da onları birbirinden ayıracak. Koyunları sağına, keçileri soluna alacak. Sonra hükümran sağındakilere, ‘Gelin, Babam’ın kutluları’ diyecek, ‘Dünyanın kuruluşundan bu yana sizler için hazırlanan hükümranlığı alın. Çünkü açken bana yiyecek verdiniz, susuzken susuzluğumu giderdiniz, yabancıyken beni içeri aldınız,  çıplakken giy dirdiniz, hastayken yokladınız, cezaevindeyken beni görmeye geldiniz…” Matta 25 (31-36) 

Çalan telefonu açtığımda Mesrob Badriyark’ın sesini duyar duymaz gayrı ihtiyari ayağa kalkıp, şaşkınlık içinde “Asdvadz oknagan Srpazan Hayr” demiştim. Kısa bir sohbetten sonra Badriyark Hayr “Besse sen yemek işindeymişsin. Kumkapı’da yaşayan yabancıların kendilerini evlerinde hissedebilecekleri bir ‘Yeni Yıl Kutlama Yemeği” tertiplemeyi düşünüyoruz. Kazaz Amira salonunda yapılacak üç yüz kişilik bu organizasyonu üstlenmeyi kabul eder misin?” demişti. Badriyark Hayr’ın böylesi büyük bir organizasyonda bana güvenmesi bir yandan beni gururlandırsa da diğer yandan da, yüreğimin derinlerinde çok farklı duygular oluşmasına neden olmuştu. 

Geçmişte Şnorhk Badriyark Mayr yegeğetsinin yanındaki Vortvots Vorodman Kilisesi’nin kapılarını doğudan göç etmek zorunda kalan  Ermeni evlatlarına açarak, kilisenin çatısı altında yüzlerce çaresiz aileyi toplamıştı. Orada uzatılan eller sayesinde yıllar içerisinde (benim de dahil olduğum) sayıları binlere ulaşan insanın hayatına dokunulmasına vesile olmuştu. Her birimiz azdan çoktan bir yerlere gelebilmemizi o uzatılan ellere borçluyduk. İşte şimdi de Mesrob Badriyark bir zamanlar bizlere ev olan o kilisenin kapısını farklı kıtalardan gelmiş, tamamen farklı bir kültüre sahip olan insanlara açmak istiyor; bu teklifiyle  farkında olmadan bana “Besse bayrağı devir almaya hazır mısın?  Başkasına el uzatma sırası sana geldi” diyordu.

“Badriyark Hayr seve seve kabul ederim. Mademki evlerindeymiş gibi hissettirmek istiyorsak, onlar için evlerimizde pişen yemeklerimizden bir menü hazırlarım. Bizler çalışma arkadaşlarımla birlikte yemeği pişiririz. Bir tek servise yardım edecek gönüllüler bulmamız lazım.” demiştim. Yemek sona erdiğinde bizler epey bir yorulsak da, yüreklerimizde ata topraklarından binlerce kilometre uzaktaki yabancı bir ülkede yaşamak zorunda olan üç yüze yakın insana yabancı olarak görülmedikleri birkaç mutlu saat yaşatabilmenin mutluluğunu hissedebilmiştik.İnsanlar sıcak evlerinde Dznunt’u kutlarken bizlerse yemek pişirme, servis etmede gönüllü olanların yanı sıra eğlence kısmını üstlenen gönüllüler olarak Mesrob Badriyark’ın yüreğindeki sevgiyle yakmış olduğu kocaman meşalenin ışığından güç almaya çalışan küçük çıralar olarak görev almıştık… 

Çocukların babası, gençlerin ağabeyi, fakirlerin yardımcısı, huzur evinde yaşayanların ziyaretçisi;  yabancılara kilisesinin kapılarını açan, kocaman yüreğindeki sevgisini herkese pay eden sevgili Badriyark Hayr’ı Pazar günü dualarımız eşliğinde ebediyete uğurlayacağız.Yüreklerimiz ondan ayrılmanın hüznüyle dolu olsa da yapmış olduğu iyilikler ve ışığıyla aydınlattığı Tanrı yolundaki insanların tanıklıklarının dahi,  cennetin kapılarının onun için açılmasına yeterli olacağını bilerek teselli bulacağız.

Յիշատակը Արդարոց Օրհնութեամբ Եղիցի

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: