İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İstanbul’un ilk kilisesi, Aya İrini

Mine Alpay Gün

İstanbul, anasından Müslüman doğmadı. Hristiyan da doğmadı. Evveliyatı çok tanrılı, pagan ve Roma idi.

Putperest dönemden tek tanrılı Hristiyanlığa geçiş, her yerde olduğu gibi İstanbul’da da hiç kolay olmadı.

Halk alıştığı dinden vazgeçmek, yeni bir dini kabullenmek istemiyordu.

Yıl 330’lar.

İstanbul yine bol tartışmalı, kamplara ayrılmış günler geçirmekte.

Yeni yeni zuhur eden Hristiyanlığa öfke büyük.

Penelope isimli genç bir kız da, yeni dine gönül verip yaymaya çalışır.

Ancak put perestler tarafından şiddetle cezalandırılır; yılanlarla dolu kuyuya atılır, yılanlar bu kıza dokunmaz, taşlanır, ölmez, atlara bağlanıp sürüklenir yine hayatta kalır.

Bütün bu mucizeler üzerine putperestler, onu azize bilip Hristiyan olurlar.

İmparator Konstantin bütün bu gelişmeler üzerine, Penelope’e “Kutsal Barış” anlamına gelen “HagiaEirene” ismini verir.

Çok tanrılı Jüpiter tapınağının üzerine İstanbul’un ilk kilisesini inşa edip, Aya İrini olarak o genç kızın adını verir.

Bizans’tan günümüze kalan tek atriumlu kilise.

Atrium, Roma tapınaklarının ortasındaki çevresi revaklı avlu.

Fakat bugünkü Aya İrini, Konstantin’in yapısı değil.

Çünkü ahşap ilk yapı, 532’deki Nika isyanında yanmış. İmparator Jüstinyen, çok tanrılı dini kesinlikle yasaklayınca halk ayaklanır, putperestlerin tanrısı Zeus’a sığınarak, Ayasofya’yı ve Aya İrini’yi yakar.

Jüstinyen, Ayasofya ve Aya İrini’yi yeniden yaptırmış.

Aya İrini bir kez daha yanmış, depremlerle örselenmiş, kilise üç kez onarılmış. 588 konsülü de burada toplanmış. İkonaklazma döneminde tasvir yasağı esnasında, bütün ikonları kaldırılmış.

Osmanlı döneminde, yapının tarihçesini bilen Fatih, belki de Azize İrene’in çektiği acılara hürmeten, bu kiliseyi aynen bırakıp camiye çevirmemiştir. Topkapı Sarayı’nın inşasıyla, saray avlusu içinde kalır. Saray ile aynı alanı kullandığı için zamanla iç cephane fonksiyonunu alır. 3. Ahmet döneminde, silah deposudur. Abdülmecit döneminde silah müzesidir, üst galerilere götüren çift kanatlı merdivenler de bu esnada yapılır. Cumhuriyet döneminde de bir müddet askeri müzedir.1983’ten beri çeşitli sanat etkinlikleri için kullanılmaktadır.

İstanbul’un ilk Hristiyan bölgesinde, ilk kilisesi.

Aya İrini’yi sayısız kez gördüm.

Son günlerde bir kez daha kısmet oldu.

Çünkü aldığımız habere göre uzun sürecek, en az on yıl hatta yirmi yılı bulabilecek bir tamir dolayısı ile ziyarete kapatılacakmış.

İstanbul’un ilk yapılarından Aya İrini’yi, bu son ziyaretimde; üst galerilerinde çatlaklar, duvarların birbirinden ayrılmak üzere olan görüntüsü çok üzücü idi.

Akustiği güzel olduğu için yıllarca burada; konserler, yılbaşı baloları, bienaller düzenlenmesi ne derece doğru idi.

Gürültülü müziğin ses sistemi, patlayan flaşlar, elektronik aygıtlar muhtemelen bu yaşlı mabedin etinden et koparmış, ayakta durmaya zorlanan gövdesine çok fazla yük bindirmişti.

Batı’da çok daha özenle korunan kültür varlıkları, ne yazık ki bizim ülkemizde böyle müzik festivallerinin gürültüsüne acımasızca peşkeş çekilmekte.

Sen konserin için bir salon bulabilirsin.

Fakat insanlık, İstanbul’un 330’lu yıllarının hatırasını nakleden Aya İrini’yi bir daha bulabilir mi?

https://www.milligazete.com.tr/makale/1793649/mine-alpay-gun/istanbulun-ilk-kilisesi-aya-irini

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: