İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yılbaşının dini

Cem Zeren

1936 Berlin Olimpiyatları açılışından sonra Nazım Hikmet, açılışa dair okuduğu bir haberi paylaşmış: “Daha sonra Olimpiyat yemini yapıldı. Her takımın bayrak taşıyıcıları ilerlediler. Yarım daire teşkil ettiler. Ve her biri takımı adına yemini tekrarladı. Yeminin her tekrarlanışında bütün bayraklar selam vaziyetine getiriliyordu. Yemin merasiminin devamı müddetince bandolar Halluya ilahisini (Hazreti İsa’nın Kudüs’e girdiği vakit söylenen ilahiyi) çalıyorlardı.” Aynı yazısında Nazım, Anadolu Ajansı’nın haberini de paylaşmış: “Bu sabah 11. Olimpiyat Oyunları’nın açılması münasebetiyle Protestan mabedi ile Saint-Hedwige kilisesinde dini ayinler yapılmıştır. Dini ayinin yapıldığı sırada 935 kilisenin çanları hep birden çalınmıştır.” Büyük usta yazısına önemli bir hatırlatma ile devam etmiş: “Biliyoruz ki Olimpiyatlara Hristiyan devletlerden başka Müslüman, Mecusi, Budist ve laik devlet sporcuları da iştirak etti. Olimpiyat’taki sporcular arasında ferdi vicdan kanaatleri bakımından Hristiyan sporcular olduğu gibi Müslüman, Mecusi, Budist hatta belki dinsiz sporcular da vardır.” Büyük usta, 4 Ağustos 1936 tarihli yazısını şu yorumuyla noktalamış: “Bu ne biçim merasim? 11. spor oyunları mı açılıyor, yoksa Vatikan’da dini ayin mi?”

İsa Kudüs’e girerken Hallelujah ilahisi söylendi mi bilemem. Bildiğim Berlin Olimpiyat Stadı’nda çalınanın Mandel’in “Zadok The Priest / Rahip Zadok” eseri olduğu. Mandel, bu eseri 1727’de Kral 2. George için bestelemiş. O yıldan beri İncil’den alıntıları olan bu dini eser, İngiltere’de her taç giyme töreninde çalınır. Eserin en ünlü kısmı koro olarak söylenen “Hallelujah” kısmı. Bu kısım, Mandel’in İsa’nın hayatını anlattığı “Messiah” adlı oratoryonun da en etkileyici bölümüne ilham vermiş. Kısaca eser İncil’den alıntılanan dini içeriğiyle Hristiyanlık övgüsü taşırken, “Tanrı Kralı Korusun, Kralım çok yaşa, Kral sonsuza dek yaşayabilir” nakaratıyla Monarşi övgüsü taşımaktadır. Eserin final bölümünde koronun “Amen” ve “Hallelujah” haykırışları, Hristiyanları duygulandıran ve coşturan bir bölümdür. Olimpiyatlarda bu eserin işi ne?

UEFA’nın düzenlediği en değerli organizasyon UEFA Şampiyonlar Ligi’dir. Kulüp düzeyinde bir organizasyon olduğu için karşılaşmalardan önce ulusal marşlar çalınmaz. Peki ne çalınır? Her maçta stadyumda ve televizyonlarda “UEFA Şampiyonlar Ligi Marşı”nı dinleriz. Bu marş, Hendel’in Zadok The Priest eserinin bir düzenlemesidir. Hristiyanlığa ve monarşiye övgü dolu bir kilise müziği üzerine İngilizce, Fransızca ve Almanca “En İyiler, Şampiyonlar” güftesi eklenmiş. Artık en iyinin ve şampiyonun ne olduğunu anlayın. 4 yılda 1 kez söylenen “Hallelujah”ı eleştiren Nazım, aynı eserin Şampiyonlar Ligi’nde yılda 125 kez milli maçlardaki ulusal marşın yerine çalınmasına nasıl tepki gösterirdi, kimbilir!

Reklamdan sonra devam ediyor 

14 Mart 2018’de oynanan Karşıyaka-PAOK FIBA Şampiyonlar Ligi karşılaşması öncesi Karşıyakalı taraftarlar dev bir pankart açtı. Parkartın sol tarafında İzmir Saat Kulesi’nin önünde şahlanan bir atın üzerinde Mustafa Kemal Atatürk resmi, altında 1922 yazılı. Parkartın sağ tarafında Ayasofya’nın önünde şahlanan bir atın üzerinde Fatih Sultan Mehmet resmi, altında 1453 yazılı. İki önderin resminin arasında da Karşıyaka Spor Kulübü’nün Osmanlıca ilk amblemi, altında da büyük harflerle İngilizce “Zafer Bizimdir” yazısı. Vay sen misin, maçta bu pankartı açan! İlk maçta Türkiye’ye küfürler içeren pankart açılmasına ses çıkarmayan FIBA maça siyaset karıştırdığı iddiasıyla hemen Karşıyaka’ya ceza vermek istedi. Takımın menajeri Selim Çınar, yaptığı savunmada Venedik’te Venedik ile oynadığımız 2 maçın görüntülerini kullandığını söyledi. Haçlı Ordusu’nun İnebahtı Deniz Muharebesi’nde Osmanlı Donanması’nı yendiği tarih olan “1571” Venedik’te oynanan iki maçta da pankart yapılmıştı. Karşıyaka’nın yaptığı savunma, Venedik’e ceza vermeyi aklına getirmeyen FIBA’ya ders verir gibiydi.

Spor sahalarında dini öğelerin yeri yok. Güya FIFA, UEFA ve FIBA bu konularda çok hassas, ancak spora siyaseti bulaştıranlar da Müslüman nüfusu fazla ülkelerle yapılan milli maçlarda Hristiyan oyuncuların gollerden sonra haç çıkarmasına göz yuman FIFA, bir Hristiyan ilahisini Şampiyonlar Ligi Marşı yapan UEFA, kurallarını tek taraflı uygulamaya çalışan FIBA! Buna yanıt; ülkemizi temsil eden takımlarımızın maçlarında kadrolarımızda birkaç Müslüman oyuncu bulunmasına rağmen ya da milli maçlarda, sanki bir din savaşı veriyormuşçasına taraftarlarımızın tekbir getirmesi değildir. Spor sahaları ibadet yeri değildir, savaş yeri hiç değildir. Farklı inananların, farklı deridekilerin, farklı düşünenlerin, farklı milletten olanların birleşme yeridir, saygı yeridir.

Spor sahaları gibi yılbaşının da dini yoktur. Yeni yıl hepimize umuttur. İnancımız, kökenimiz, derimiz, ideolojimiz ne olursa olsun; yeni yıl birbirimize saygı duyarak birlik olacağımız bir yıl olsun. Mutlu yıllar!

https://www.aydinlik.com.tr/yilbasinin-dini-cem-zeren-kose-yazilari-ocak-2019

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: