İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Üvey dil

Zeki GÜL

Enis Batur’un Karganame’sini okuyorum, bir cümle anı duraklatıyor: “Anadilsizliğinde yazmak”. Sahi ne çok insan var ana dilsizliğinde yazan! Cemal Süreya, Yaşar Kemal, Ahmed Arif, niceleri…

“Yakalanan yavru kargaya bir iki kelime öğretebilmek için önce dilinin kıkırdağını kırarlarmış” diyor Enis Batur kitabında. Ya insan yavrusuna? 4+4+4 eğitim sistemi, her sabah okulda Gagavuz’una, Rum’una, Türk’üne, Kürt’üne on yıllarca zorunlu okutulan Türklük Andı!

Neden bir başka dile “yabancı” deriz? Hadi biz dedik, ya devletin literatürü? Misal neden “yabancı dil sınavı” denir? İnsanların ana dili yasaklı veya baskı altında ise bir ülkede, zorunlu/resmi dil ‘üvey dil’ kılınmış olmuyor mu bu durumda?

Bu hafta İnsan Hakları Haftası. Ana dilinde eğitim alması yasaklanmış milyonlarca çocuğun olduğu bir coğrafyada kutluyoruz bu haftayı. İnsan hakları bağlamında ne çok gün var! Misal, “Uluslararası Anadil Günü” 21 Şubat’ta takvimlerde yerini UNESCO önerisiyle almıştı yıllarca önce.

İnsan hakları haftasında on binlerce Suriyeli savaş mağduru çocuk eğitim hakkından mahrum. Milyonlarca Kürt çocuk ana dilinde eğitim yasaklısı. Milyonlarca Türk, Arap, Kürt ve nice çocuk ekonomik krizin açlık ve yokluk kıskacında.

Bu ülkede son yüzyılın en yüksek mahpushane nüfusu oluşturuldu. Tarihimizin rekoru genç ve öğrencilerin tutuklu/hükümlü sayısı ile de kırıldı. Ve geldik bugüne: İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 70. yıl dönümü:

•İfade, örgütlenme ve toplanma özgürlüğü

•Ana dilde eğitim ve sağlık hakkı

•Demokrasi

•Yaşam hakkı

 

Oldukça geriledi!

Her bir dil yeni bir bahçe insanın ruhunda. Her bir konuşulan ikinci, üçüncü dil beynin sigortası. Yapılan bilimsel araştırmalar gündelik hayatında iç içe iki ayrı dil kullananların, ileri yaşlarda demans yani unutkanlığa karşı çok direngen olduğunu gösteriyor. Bizim gibi yaşlı nüfusu giderek artacak ülkelerde çok dilli yaşam Alzheimer ve demans için adeta sağlık aşısı.

Türk’ün Kürt komşusu ile yüz kelime ile bile olsa Kürtçe konuşması, Kürt’ün Arap komşusu ile Arapça selamlaşması bize salt barışık olmayı, barışı değil, aynı zamanda sağlıklı beyinleri vadediyor. Peki bu resmi inat neden?

‘Barış uğraşı’ giderek bürokratik bir iştigale dönüştürülüyor nicedir. Oysa halklar barışık. Boşuna değil çatışmalı on yıllarda en çok konan çocuk isimleri listesinde “Barış” adının öne çıkması. Ancak, burada yine de ufak bir sorunumuz var: Dilimiz çok eril. Her ne kadar ‘Savaş’ adı çocuklara daha nadir konsa da, ‘Barış’ adı da ‘Savaş’ adı gibi salt erkek çocuklarına konuyor. Oysa dünyada cinayetlerin ve savaşta kıyımların nerede ise tamamına yakınını erkekler yapıyorken ‘Barış’ adı kız çocuklarına daha bir yakışıyor.

Ve, Enis Batur ‘Karganeme’ kitabında “Kimi doğa bilimciler, ileride, hayvanların dilini sökebileceğimizi inanıyorlar. Bir an dalıp gidiyorum: Kurslar açılıyor, fakülteler kuruluyor, çevirmenler yetişiyor… Ayılıyorum” diye devam ediyor. Neden olmasın?

Öyle ya başka diyarlara göçmüş Kürt, Ermeni ailelerde çocukları için ebeveynlerin kullandığı dil ‘ kuş dili’ değil miydi son yüzyılda?

Bilinmeli ki ana dilin yasaklı olduğu coğrafyalarda, özünde bir zenginlik olan diğer dil üvey dil kılınmış olur. Öyle ya, insan karga değil ki dilinin kıkırdağı kırılsın!

Sağlıcakla kalın.


https://www.evrensel.net/yazi/82799/uvey-dil

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: