İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kuvay-i Milliye’yi destekleyen ilk gazete, Kastamonu’nun susmayan sesi: Açıksöz

 

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

 

İstiklâl Savaşı’nın gazetelerinden ‘Açıksöz’, üç liseli arkadaş tarafından çıkarıldı. Kuvay-i Milliyeci gençler, tüm baskılara rağmen yılmadı. O gençlerin adları; Hüsnü, Ahmet Hamdi ve Tahir’di…

DOĞU KARAOĞUZSizlere, Türk basın tarihinde önemli bir yere sahip olan, İstiklâl Savaşı gazetesini tanıtacağız. Bu gazetenin özelliği, Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkışından 27 gün sonra, Kuvay-i Milliye hareketini ve Mustafa Kemal’i desteklemek üzere Anadolu’da yayın hayatına atılan ilk gazete oluşu.

KASTAMONU MEKTEB-İ SULTÂNİSİ

Osmanlı’nın zor günler yaşadığı o yıllarda Kastamonu’da Mekteb-i Sultâni, 1885 yılında Kastamonu Valisi Abdurrahman Paşa tarafından kuruldu. Anadolu’da kurulan ilk lise ünvanı aldı. Vatanın parçalanmakta olduğunu gören, lisenin son sınıf öğrencilerinin neredeyse hepsi, 1916 yılında gönüllü olarak askere gider. İstanbul’da “İhtiyat Zâbitleri Tâlimgâhı”nda (Yedek Subay Okulunda) altı ay süreyle askerî eğitim gördükten sonra, asteğmen rütbesiyle vatan müdafaası için yurdun dört bir tarafına gönderilirler.

Geçen yüzyılın başları… Kastamonu. Savaş devam etmektedir. Osmanlı, 30 Ekim 1918 tarihinde imzalanan Mondros Mütâkeresi ile yenilgiyi kabul eder. Mütâkere şartları çok ağırdır. Askeri terhis edilmiş, donanmasına ve bütün askerî tesislerine el konulmuştur.

İşgallerle bütün ülke kan ağlıyor… Okullarına dönen Kastamonulu liseliler, çok ateşli bir ortamın içinde. Okulda yapılan toplantılarda, yurdun işgâline, Mondros Mütârekesi’ne karşı çıkılıyor, ateşli konuşmalar yapılıyordu.

O sırada, Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıktığı, oradan Havza ve Amasya’ya geçtiği haberi Kastamonu’ya gelir. 22 Haziran 1922’de, Mustafa Kemal’in yayınladığı ünlü Amasya Genelgesi, tüm yurtta olduğu gibi, Kastamonu gençliğini sevinçten çılgına çevirir. Genelgede şunlar yazılır: “Yurdun bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir. Ulusun bağımsızlığı, yine ulusun azim ve kararıyla kurtarılacaktır.”

Liseliler, Mustafa Kemal Paşa’yı, Çanakkale Savaşı’nı kazandıran miralay (albay) olarak bilmektedir. O sırada Kastamonu, tüm idâri ve askerî kurumlarıyla İstanbul’a, Padişah Vahdettin’e ve Damat Ferit Hükümeti’ne tam olarak bağlı bir vilayet olan Kastamonu’da liselilerin öncülüğüyle okulda Mustafa Kemal’i ve Kuvay-ı Milliye’yi destekleyen bir hareket başlar.

“Bu desteği çevreye yaymak için ne yapalım” diye düşünürlerken, son sınıf öğrencileri arasından üç kişi çıkar, inançla “Bir gazete çıkartalım” der. Okuldaki hocaları da bu konuda onları destekler. O yıllarda Kastamonu Lisesi, bugünlerin bir üniversitesi gibidir. İsmail Habib Sevük, İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Hasan Fehmi Turgal, Ahmet Talât Onay, Fâzıl Berki Tümtürk, Suat Hâki Soyer, Mehmet Behçet Yazar gibi ilerde Türk yazın tarihine adını yazdıracak önemli isimler vardır, hocaları arasında. Onlar da böyle bir gazeteye yazı yazmayı vaat ederler.

HERKES YAPAMAZDI

Aslında, o günlerin Kastamonu’sunda, Milli Kurtuluş Hareketi’ni destekleyecek bir gazetenin çıkartılması her babayiğidin harcı değildi. Çünkü, siyasi ortam, İstanbul Hükümeti’nin etkinliğindeki Hürriyet ve İtilâf Fırkası’nın ve Ermeni papazı Dacat’ın kontrolü altındaydı. (1)

Kastamonu halkı ise çok sıkıntılı günler yaşıyordu. Harb-i Umumi’den yenilgiyle çıkılmış, halk kendi yaralarını sarmakla meşgulken, şehirde Ermenilerin ve Rumların taşkınlıkları artmıştı. Kendi mahallelerinden geçen Türklere lâf atmaya, alay etmeye bile başlamışlardı. Kastamonu halkı, vatanını seven herkes gibi dişini sıkıyor ve burnundan soluyarak bu işin sonunun nereye varacağını birbirine soruyordu. (1)

İşte zaman bu zamandı, artık son aşamaya gelinmiş, Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçişiyle Milli Kurtuluş Savaşı’nın başlayacağına dair ilk işaretler alınmaya başlamıştı. Artık gazetenin yayımlanması bir vatan borcuydu, gençler büyük bir inançla işe koyuldular.

GAZETEYİ ÇIKARTAN ÜÇ LİSELİ GENÇ

Gazeteyi çıkartmayı kararlaştıran üç liseli gencin adları; Hüsnü, Ahmet Hamdi ve Tahir’di. Hüsnü ve Ahmet Hamdi Kastamonulu, Tahir ise Safranboluluydu. Daha sonra Karauğuz soyadını alacak olan babam Tahir Karauğuz’u, Zonguldak kentinin ilk gazetecisi, ilk yayıncısı olarak, kültürel ve sosyal alanlarda birçok etkinliği gerçekleştiren Kuvay-i Milliyeci bir yazar ve şair olarak, sanırım “Halkın Sesi” okurları bilir. O, gazetecilik hayatındaki ilk deneyimlerini “Açıksöz”de yaşamıştır. (2)

Gazetenin adını Hüsnü bulmuş, okulun üst kat merdiveninin başında konuşurlarken. “Her şeyi açık açık yazalım, ‘Açıksöz’ olsun gazetenin adı” demiş. Bu isim o anda çok beğenilir, Hüsnü, sonra, aynı ismi soyadı olarak alır.

Reklamdan sonra devam ediyor 

O sırada Kastamonu’da, İstanbul Hükümeti’nin sözcülüğünü yapan ‘Zafer’ adında bir gazete çıkmaktadır. Bu gazete, her sayısında, yazılarıyla Kastamonu halkını uyuşturmaya çalışıyordu. Hâlbuki, milletin değil uyuşturulmak, yeni bir mücadeleye hazırlanması, uyandırılması gerekiyordu. İşte Açıksöz gazetesi bu görevi yerine getirecekti. (1)

İstanbul Hükümeti’ne bağlı Kastamonu’da, gazetenin çıkış iznini, imtiyazını almak ve Zafer gazetesinin basıldığı Vilayet Matbaası’nda basılmasını sağlamak kolay olmadı. Bu konuda, Kuvay-ı Milliye’ye sempatisi olduğu söylenen Vali İbrahim Hakkı Bey’in ve Kadı Baha Molla’nın destekleri sağlandı. Ayrıca, gazetenin Zafer benzeri bir gazete olacağı izlenimi verilerek, Vilayet Matbaası’nda basım izni alındı. Gençler, biriktirdikleri harçlıklarını, büyüklerinin ve hocalarının yardımlarını bir araya getirerek, gazetenin basımı için gerekli parayı sağladılar. (2)

AÇIKSÖZ’ÜN YAYIMLANMASI

Açıksöz gazetesinin ilk sayısı, Kastamonu’nun Nusrullah Köprüsü yakınındaki bir dükkanda hazırlandı. O gün dükkânın içinde ayakta duracak yer yoktu. Liseden yeni mezun olup diplomalarını alan gençler, bir taraftan bunun sevincini yaşarken, diğer taraftan büyük bir coşkuyla gazetenin hazırlığına girişmişlerdi.

Yazısı iyi olanlar duvar ilanlarını hazırlıyor, diğerleri ise çıkacak gazetenin son tashihlerini (düzeltmelerini) büyük bir heyecanla yapıyorlardı. Ertesi gün, 15 Haziran 1919 günü, gazetenin ilk sayısı yayımlandığında (3), Açıksöz’ün, şehrin diğer gazetelerinden farklı olduğu hemen anlaşıldı. Açıksöz, “Yurdumuzun büyük bir tehlike karşısında olduğunu” belirtiyor, “Vatanını sevenleri yurt çıkarları üzerinde birleşmeye” çağırıyordu.

Kastamonu’da, İstanbul Hükümeti yanlıları şaşkına dönmüş, Kastamonu gençliği ve halkı ise gazeteye dört elle sarılmıştı. O sırada, İstanbul’da, Vakit, Akşam, Yeni Gün ve İleri gazeteleri Kuvay-i Milliye’yi destekliyor, ancak baskı altında olduklarından her şeyi açık açık yazamıyorlardı. Açıksöz’de ise, her şey açıkça yazılmıştı; öyleyse bu gazete yayınını sürdürmeliydi. Kastamonu’nun tüm vatanseverleri gazeteye arka çıkmışlardı.

Açıksöz, başta haftada bir kez ve tek yaprak olarak yayın hayatına atılmış, nüshası (adedi) 3 kuruştan 300 adet basılmıştı. Gazetenin sahipleri olarak, üç arkadaşın, Hüsnü (Açıksöz), Ahmet Hamdi (Çelen) ve Tahir (Karauğuz) Bey’in isimleri yazılıydı gazetede.

Açıksöz, daha ilk sayılarında Kuvay-i Milliye’yi övmekten ve Üçüncü Ordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın yurdun dört köşesine yolladığı telgrafları yayımlamaktan hiç çekinmedi. Bunun üzerine, Kastamonu’daki padişah yanlıları çıkardıkları Zafer gazetesinde “Veleküm kısasü filhayat” diye yazarak, Açıksöz’ü çıkartanları ölümle tehdit ettiler. Diğer taraftan, baskı altında tutulan matbaa görevlileri bir takım bahaneler uydurarak gazetenin basımını geciktiriyor, türlü zorluklar yaşanıyordu. ‘Açıksözcüler’, aldıkları tehditlerin yanı sıra, bir süre sonra gazetenin yazılarına sansür konulduğunu gördüler. Ancak, bütün bunlar onları yollarından çevirmeye yetmedi. (2)

1919 Ağustos’unun son günlerinde, İstanbul basınında bir Amerikan mandasından söz ediliyor, bu konuda yazılar yayımlanıyordu. Bunlara cevaben, Açıksöz’ün “Manda değil, İstiklâl!” başlıklı yazısında şöyle denildi: “İstiklâlimize yan gözle bakanları, velev ki bizi hazinelere garketseler ve şu bir-iki asırlık ilerleme yolunu bize beş-on senede katettirecek bile olsalar, istemeyiz. İstiklâlimize zerre kadar fedâkârlığa râzı değiliz.” (1)

Miralay Osman Bey ve Yüzbaşı Şevket Bey’in, 15 Eylül 1919 günü duruma el koymasıyla, ertesi gün, Açıksöz gazetesi, “Kastamonu’nun Kuvayı Milliye’ye katıldığını” halka duyurdu. (5)

Artık, İstanbul’un sesi Zafer gazetesi susmuş, Açıksöz, Kastamonu halkının bağrına bastığı tek gazete olmuştu. Ancak daha yapılacak çok şey vardı; Millî Mücadele yeni başlamıştı.

12%20%C5%9Eubat%201921%2C%20A%C3%A7%C4%B1ks%C3%B6z
12 Şubat 1921, Açıksöz

İSTİKLÂL MARŞI İLK AÇIKSÖZ’DE YAYIMLANDI

Mehmet Akif Ersoy, 19 Ekim 1920 günü Kastamonu’yu ziyaretinde, henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulmamış olan İstiklâl Marşımız’ın ilk olarak Açıksöz’de yayımlanmasını istemişti. TBMM’de, 25 Mart 1921’de oy biriği ile kabûl edilen İstiklâl Marşımız, Açıksöz gazetesinde, bundan bir ay kadar önce, 21 Şubat 1921 tarihinde yayımlandı. (6)

‘DÜŞMAN BOZULDU! İZMİR’E GİRİYORUZ!’

Eski Maarif (Millî Eğitim) Vekili Mustafa Necati Bey’in (1894-1929) Açıksöz’de yayımlanan 15 Haziran 1922 tarihli yazısı şöyleydi: “Cephelerde Yunan süngüsü göğsümüze uzanırken, arkamızda halife ordusunun kurşunları yağıyordu. O tarihte, Açıksöz ve bütün Anadolu gazeteleri, tüm Anadolu’nun bizimle beraber olduğunu bağırıyor ve biz, cihan önünde ve cephede bu sözleri tekrarlıyorduk. Onun içindir ki, böyle el ele ve kalp kalbe beraberce yürüdüğümüz tarihî yolda, ilk meşale ve nûru yaratanları unutmamak bir görevdir. Ben, Açıksöz yazarlarını yürekten selâmlar ve milletimizn pek ya-kın bir gelecekte kazanacağı muhakkak olan zafer ve şerefin müjdecisi olmalarını temenni ederim.” (7)

Reklamdan sonra devam ediyor 

Mustafa Necati Bey’in bu dileği bir süre sonra gerçekleşecek, Açıksöz gazetesi, 1922 Ağustos’unun son günlerinde Kastamonululara ve Türk halkına şu müjdeyi verecekti: “Düşman bozuldu! İzmir’e giriyoruz!”

15 Haziran 2018’de yayımlanışının 98’inci yılını kutlayan Açıksöz gazetesi, başlangıçta haftada bir kez yayınlanmakta iken, halkın büyük ilgisi karşısında bir süre sonra haftada üç kez çıkmaya başlamış ve o kadar tutulmuştu ki, 1921 yılından sonra günlük gazete haline gelmişti. Açıksöz, 1928 yılındaki Harf Devrimi’nden sonra yeni Türkçe harflerle basılmaya başlanmış ve yayınını 1932 yılına kadar sürdürmüştür.

İstiklâl Savaşı’nın zor günlerinde bu gazeteyi yayımlamayı başaran üç liseli gence gelince: Hüsnü Açıksöz (1895-1939), bir süre sonra gazeteyi “Doğrusöz” adıyla tekrar çıkarmaya başladı. 1939 yılında Kastamonu milletvekili seçildi, ancak aynı yıl içinde, genç sayılacak bir yaşta, 44 yaşında İstanbul’da vefat etti.

1950’li yılların Galatasaray futbol takımında ve millî takımda, sağaçıkta fırtına gibi esen ünlü bir oyuncu vardı: İsfendiyar Açıksöz (1929-2006). İsfendiyar, Hüsnü Açıksöz’ün oğluydu.

ÖNDER AÇIKSÖZCÜLER

Ahmet Hamdi Çelen (1892- 1957), 1927 yılında Açıksöz gazetesinden ayrıldı, öğretmen olarak yaşamını sürdürdü; 1946 yılında Kastamonu milletvekili seçildi.

Tahir Karauğuz (1898-1982) ise, okulunu bitirince, Ulus’a Nahiye Müdürü olarak atandı. Oradan ve daha sonra yerleştiği Zonguldak’tan gönderdiği haber, yazı ve şiirleriyle Açıksöz’le olan bağını uzun yıllar sürdürdü.

1920 yılında, Zonguldak’a, Kuvay-ı Milliye’nin Askerî Polis ve İstihbarat Müdürü olarak atandı. Garp Cephesi’nde teğmen rütbesiyle görev yaptı. Üç buçuk yıl süren Kuvay-ı Milliye hizmetinden sonra, 1926 yılında kırmızı şeritli İstiklâl Madalyası aldı. Zonguldak’ta kaldığı 41 yıl içinde, bu şehrin ilk gazetesi ‘Zonguldak’ı çıkardığı gibi, birçok kültürel ve sosyal etkinliğe imza atan ‘ilk’ kişi oldu. Örneğin, yazılarında Zonguldak’ın simgesi ‘Karaelmas’ ismini ilk kullanan kişi oydu. Bu üç arkadaş, Mustafa Kemal’in yurdun kurtuluşu için atıldığı mücadelede yürekleri aynı duygularla çarparak bir araya gelip çıkardıkları gazete ile büyük bir vatan görevini yerine getirmişlerdir.

H%C3%BCsn%C3%BC%20A%C3%A7%C4%B1ks%C3%B6z

KAYNAKLAR:

1. Hüsnü Açıksöz, İstiklâl Harbinde Kastamonu, Vilayet Matbaası, Kastamonu, 1933.

2. Doğu Karaoğuz,Kuvay-ı Milliye Ruhuyla Bir Ömür, Truva Yayınları, İstanbul, 2011

3. Açıksöz, 15 Haziran 1919, Sayı:1.

4. Açıksöz, 15 Temmuz 1919.

5. Açıksöz, 15 Eylül 1919.

6. Açıksöz, 21 Şubat 1921, Sayı:125.

7. Açıksöz, 15 Haziran 1922.

8. Kastamonu Basın Sempozyumu Bildirileri, Kastamonu, 10 Ocak 2009.


https://www.aydinlik.com.tr/kuvay-i-milliye-yi-destekleyen-ilk-gazete-kastamonu-nun-susmayan-sesi-aciksoz-ozgurluk-meydani-kasim-2018-3

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: