İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

TARİHİN İLK TİCARİ MARKASI DENİZLİ LAODİKYA’DA ORTAYA ÇIKTI

DRT Denizli ekibini Laodikeia’da ağırlayan ve antik kentte adeta tarihi bir yolculuğa çıkaran Arkeoloji Kazıları Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, antik Dönem’de Laodikeia’nın önemli bir üretim ve ticaret merkezi olduğunu ve antik kentin en önemli “ticari emtiasının” yün ve kumaş üretimi olduğunu vurguladı.

Prof. Dr. Şimşek “Her kesime kumaş üretiyorlardı. İmparator Diocletianus, 301 yılında yaptığı fiyat fermanında Laodikeia kumaşlarına kota koyuyor.  Bir imparator fermanında böyle bir düzenlemenin olması çok önemli. Biz, bununla ilgili hem kumaş boyalarını hem de antik dönemde üretilen kumaşları bulduk. O dönemde bile markalı üretim söz konusu” dedi.

 “LAODİKEİA İLK HRİSTİYANLIĞIN 7 KİLİSESİNDEN BİRİDİR”
“Beni heyecanlandıran bir diğer nokta; Laodikeia Kilisesi’dir” diyen Prof. Dr. Şimşek sözlerine şöyle devam etti: “Laodikeia; Hıristiyanlık inancına göre ilk 7 kiliseden biridir. İlk kilise Efes’tir. 7’nci kilise de Laodikeia Kilisesi’dir. Laodikeia Kilisesi 40’lı, 50’li yıllarda halka yapılan bir ithaftır. MS 312 – 313 yıllarında dinin serbest bırakılmasından sonra kiliseler yapılmaya başlanmıştır. Laodikeia Kilisesi o dönemde yapılan ve günümüze ulaşabilen ender bir örnektir. Biz kazıdan önce yer radarıyla kazılacak yerin taramalarını yaparız. Bilinçli bir şekilde kazıları gerçekleştiririz. Alanda 11 nişi görünce kilise değil kütüphane olduğunu düşündüm. Kilise olduğunu anladıkça sinirlendim. Laodikeia Kilisesi’nin olduğunu anlayınca da mutlu oldum. Arkeolojide şans çok önemlidir. Kiliseyi kazdık ve restorasyonunu yaptık. Ayağa kaldırdık. Hıristiyanlık dünyası için 4’üncü yüzyılın ortasında bir konsül yapılır. İlk konsül; Nikea Konsülü ve MS 325 yılında İznik’te yapılmıştır. Bu konsülde Hıristiyanlık dininin ana kurallarının ortaya konduğu 60 tane karar alınır. O kararlar bu kilisede alınmıştır. Hıristiyanlık dünyası için oldukça önemli. Ama bizim için kilise bir arkeolojik yapıdır.”

“EGE’NİN EN BÜYÜK 2’NCİ ANTİK KENTİ LAODİKEİA’DIR”
Laodikeia Antik Kenti Arkeoloji Kazıları Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Antik Dönem’de Anadolu’nun en büyük kentinin Efes olduğunu belirterek; “ Efes, bir liman kentidir ve Asya prokonsüllü bir eyaletinin başkentidir. Bugün de Ege’nin en büyük kenti İzmir’dir. 2’ncisi de Laodikeia’dır. Şuanda da Denizli, Ege’nin 2’nci büyük kentidir. Ticari sirkülasyon bakımından da İzmir’den fazladır. Ovanın ortasında bir kent. 8 kilometrekarelik alana yayılan kent için bir hesaplama yaptık. Her bir ada 2 bin metrekare ve 1 adada da 3 tane ev var. Evler yaklaşık 600 metrekare. MS 1’inci ve 4’üncü yüzyıl arası yaklaşık 70 – 80 bin civarında insanın yaşadığını tespit ettik. Çünkü 5’inci yüzyıldan itibaren Sasani akınları ile sur duvarları yapılıyor. Ondan sonra da kent boşalıyor” dedi.

“LAODİKEİA METROPOL BİR KENTTİ”
Laodikeia Antik Kenti’ndeki Amfi Tiyatro’nun, oturma basamaklarında şehirlerden gelen temsilcilerin oturacakları yerlerin belli olması nedeniyle, günümüzün localarına benzetildiğini belirten Prof. Dr. Şimşek; “Normal bir antik kentte 30’la 40 bin nüfus söz konusudur. Tripolis, Hierapolis, Afrodisias’ta o civarda bir nüfus söz konusu. Ama burası bir metropol kent. Yani bir ticaret, bir sanat, bir spor merkezidir. Dolayısıyla da 2 tane tiyatro söz konusu. 2’nci Tiyatro’nun tüm oturma basamaklarında her yerinde yazıtlar söz konusu ve bu yazıtların hepsini biz çözdük. Kentin ileri gelenlerinin ailelerinin yerleri var. Esnaf loncalarının oturma yerleri var. Çevre kentlerden gelen insanların yerleri var.  Dolayısıyla da bunlar zaman zaman bugünkü Avrupa Birliği’ne benzer bir şekilde bu coğrafyadaki ticari, kültürel, sanatsal ve yasal düzenlemelerle ilgili toplantılar yapıyorlarmış ve kararlara bağlıyorlarmış. Bu sebeple o yazıtlar çok önemli” diye konuştu.

“MARKALI ÜRETİM SÖZ KONUSUYDU”
Antik Dönem’de Laodikeia’nın en önemli ticari emtiasının yün ve kumaş üretimi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şimşek şunları söyledi: “Her kesime kumaş üretiyorlardı. İmparator Diocletianus, 301 yılında yaptığı fiyat fermanında Laodikeia kumaşlarına kota koyuyor. Enflasyon çok fazla, ticaret ve toplum düzeni yavaş yavaş bozulmuş. Burada 3 – 4 yerde farklı tipteki Laodikeia kumaşlarının fiyatlarını belirlemiş. Bir imparator fermanında böyle bir düzenlemenin olması çok önemli. Biz bununla ilgili hem kumaş boyalarını hem de antik dönemde üretilen kumaşları bulduk. Markalı üretim söz konusu. Fransa’nın Lyon kentinde Roma imparatorluk dönemine ait bir mezar taşında ‘Burada Laodikeia kumaşlarını satan Tüccar Jülyus Verekuntus yatmaktadır’ yazıyor. Ticaretin tamamen sistematik olması ve markalı olmasıyla ilgili toplantılar yapılıyordu. O yönüyle de bu oturma basamaklarındaki yazıtlar çok önemli diye düşünüyorum.”

DÖNEMİN İNSANLARI DÜŞÜNCELERİNİ ESERLERE KAZIMIŞ
Kuzey (kutsal) Agora’da yer alan ve tapınakların olduğu dönemde Pagan inancında bir sunak masasının taç bloğu olan köprünün üzerindeki çizimleri açıklayan Prof. Dr. Şimşek; “Yan kısmına ‘Tanrı Serapis için’ yazılmış ve onun içine de Hristiyanlık başlayınca haçlar kazınmış. Üst bölümlerde de değişik şekillerde yapılan Roma büstlerini görmekteyiz. Tanrı ya da imparator büstleri diyebiliriz. Onlara haçlar kazınmış. O dönemde insanlar burada oturmuşlar. Sütunlar arasında da oyun düzenekleri yaptıklarını görüyoruz. İçlerinden geldiği gibi kazıma yöntemiyle çizimler yapıyorlar. Doğal yaşayan insanların o dönemdeki düşünceleri, ne yapmak istedikleriyle ilgili grafitolar buluyoruz” dedi.

 “2015 YILINDA ‘LAODİKEİA SU YASASI’ BULUNDU”
Antik kentte tarihi bir yolculuğa çıktığımız Prof. Dr. Şimşek, eserler hakkında bilgiler verdi ve hikâyelerini aktardı. Laodikeialılar için suyun çok önemli olduğunu söyleyen Prof. Dr. Şimşek sebebini ise şu sözlerle aktardı: “2015 yılında ‘Laodikeia Su Yasası’ bulundu. Su Yasası çok önemli bir bulgudur. Çünkü su buraya Karcı Dağı’ndan geliyor. 20 kilometrelik bir alan kat ederek geliyor. Onun için bu kentteki yaşam için su çok önemli. Suyun kirletilmesi ve buna bağlı cezalar, suyun hangi alanlara nasıl verileceği, suyun dağıtımını yapacak memurların özellikleri gibi konular Su Yasası’nda belirtilmiş. Su Yasası’nın tarihi de MS 113-114 yılı. Şuana kadar antik dünyada bilinen en detaylı, 30 satırdan oluşan en önemli yasa. İmparator Traian zamanının yasası. Laodikeia Su Yasası tüm dünya tarafından biliniyor. Bu da bizim için çok önemliydi.”

“LAODİKEİA UNESCO KÜLTÜR MİRASI KALICI LİSTESİ’NDE OLMALI”
2013 yılında UNESCO Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi içine aldırdıkları Laodikeia Antik Kenti’nin kalıcı listede yer alması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şimşek; “1988 yılında Hierapolis- Pamukkale Dünya Kültür Mirası Listesi içine giren en önemli yerlerden birisi. Lykos (Çürüksu) Ovası’nda Laodikeia’nın da Kalıcı Kültür Mirası Listesi’ne girmesi gerekiyor. Denizlimiz bir sanayi kenti ama bunun yanında aynı zamanda da bir turizm kenti. Kültür ve din turizmi açısından çok önemli bir kent. Yılda yaklaşık 2 milyondan fazla kişi Hierapolis’i ziyaret ediyor. Turizm demek; sıcak para demek. Ekonomi için çok önemli. Biz de dünyada turizm bakımından özel bir ülkeyiz. Laodikeia’nın Kalıcı Kültür Mirası Listesi’nde olması Denizli’ye çok büyük katkısı olacaktır. Denizlililer olarak hepimiz tek bir hedefe kilitlenerek gönül ve iş birliğiyle Laodikeia’yı Geçici Dünya Kültür Mirası Listesi içinden Kalıcı Kültür Mirası Listesi’ne dahil etmeliyiz” diye konuştu.


https://www.denizligazetesi.com/guncel/tarihin-ilk-ticari-markasi-denizli-laodikyada-ortaya-cikti-h75114.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: