İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermeni Kilisesi, Kutsal Hafta ve Anlamı

Ermeni Kilisesi , Diyaspora Ermenisinin etnik kimliğini koruyabilmesini sağlayan en önemli, güçlü ve etken kurumlardan biridir.

Ermeni Kilisesi, dindar bir ermeni için iman veya inanç algısı ve etnik kimlik algısı olmak üzere çok önemli iki temel anlamı içinde kapsar: Ermeni kilisesi bu iki temel ve önemli kapsamı ile dinine bağlı Ermeni insanında belirlenir: Dinine bağlı Ermeni insanı, bu iki önemli temel kavramların ve algısının bilincine vararak kiliseye gider:
Ermeni insani ,kilisede kendi etnik kimliğini bulmanın yanında, duaların,ilahilerin mistik dini nağmelerin inlediği ve Günlük’ün (ğhung) dumanlarınin halka halka bulutlar şeklinde göğe doğru yükselen mistik atmosferden esinlenerek ruhunun derinliklerinde inançının ve imanının gücünü ve Ruhsal dünyasındaki en ince titreşimlerini hisseder.
Ermeni kilisesi herkes içindir ve yalnızca bir iman merkezi ve dua mekanı değil, aynı zamanda Ermeni Kültürünün en önemli merkezlerinden biridir: Ermeni kilisesi çatısı altında İman ve Kültür birbirleriyle sözleşip buluşurlar:Bu olgu her ”Kutsal Sungu” (Surp Badarak=Kutsal Ayin) esnasında ,kiliseye gelen cemaatin gözleri önüne serilir.
Ermeni Kilisesinde ,her dini ayin esnasında etnik kimlik ayırımı yapmadan herkese için mutlaka selama durulur (Voğcuyn): Bu durumun,Ermeni kilisesinin en muhteşem anı ve ruhani duyguların en ince yaşandığı bir andır.
Ermeni kilisesi bu kendine özgü muhteşem olgusu,niteliği ve erdemiyle asırlardır halkına mukaddes hizmetler sunmayı başardı,mümkün olduğu kadar halkın ,atalarının anılarıyla ve geçmişiyle bağlarının koparmamasını sağladı: .
Ermeni kilisesinde ve Ermeninin ruhani yaşanmında önemli ve derin gizemli bir anlamı olan dönemlerden biri de Diriliş Yortusu(Paskalya Yortusu) ve Diriliş Yortusu öncesi ”KUTSAL HAFTA”yı da kapsayan 42-48 günlük Büyük Oruç(perhiz) dönemidir:

Büyük Oruç dönemi ,manevi anlamda RUHSAL TEMİZLENME ve kendini dünyevi bazı nimetlerden (zevklerden) irade güçüyle belirli bir süre MAHRUM ETME veya ”Feragat Etme” dönemi olarak algılanır. Diriliş Yortusu öncesi ”Kutsal Hafta”, dönemi Mütevaziliğin , Hoşgörünün ,Merhametin, Acılara ve Zulümlere direnebilmenin ve dayanmanın erdemi öne çıkarken,Muhbirliğin, Düzenbazlığın,Nankörlüğün, Vefasızlığın ve benzeri tüm insani zaafiyetlerin, ”Affetmek ve Bağışlamak” erdemi ve ulviyetinin vurgulandığı 7 gün süren bir dönemdir: Her bir günün derin anlamı ve öğretisi vardır.
Kutsal Hafta, Isa Mesih’in zeytin dalıyla Kudüs’e girdiği günün ”Dzağgazart”ın hemen akabinde başlar, ”Dzağgazart” sözcüğü,bizlere baharın gelişini, tabiatın yenilenişini ve güzelliğini anımsatır.

 

”Kutsal Hafta”nın pazartesi günüyle önümüze,İsa Mesih’in işkençe ve zülüme maruz kaldığı andan başlayan ve onun bedenini fiziki ölüme ,daha sonra da sonsuzluğa taşıyan kutsal ve anlamlı günlerle dolu bir haftalık süreçin giriş kapısı açılmaktadır:
Biz Kutsal Pazartesi günüyile ”İman”ın mucizevi güçünü ve kudretini, öğrenmeye başlıyoruz: Bunu ,bize İsa Mesih ”İnanıyorsan ,Dağı bile yerinden oynatabilirsin” cümlesiyle öğretir:
Kutsal Pazartesi,meyve vermeyen incir ağacının lanetlenmesi ve ibadethanelerin , ibadethaneleri pazar yerine çevirenlerden temizlenmesi günü olarak anımsanır:
Meyve vermeyen İncir ağacının anlatımında, ”Meyve”, hayırlı ve iyi şeyler üretilmesini ,erdemli olmayı ve aynı zamanda da ”Meyve” veremiyenin ,yani insanlığa hayrı ve yararı olmayanların ve aksini yapanların cezalandırılmasını simgeler:
Seyyar düzenbaz satıcıların ibadethanelerden uzaklaştırılması ise, dinin ticarete ve siyasete alet edilemiyeceğini,çıkar aracı olarak kullanılmayacağını ve ”İman”ın ter temiz saf olması gerektiğini simgeler:
Kutsal Salı ,İsa Mesih’in Zeytin dağında verdiği vaazı anımsatır:İsa Mesih , öğrencilerine verdiği bu vaazında ,Erdemli olmalarını, insanlığa hayırlı ve iyi işler yaparak hizmet etmelerini ve kendisinin ikinci defa dünyaya geleceğine hazır olmalarını öğütler:
Kutsal Çarşamba,İsa Mesih’in ihbar edildiği ve ihanete uğradığı günü anımsatır.İsa Mesih’in öğrencisi Yuda tarafından 30 gümüş karşılığında ihbar ve ihanet edildiği günü simgeler:

 

Kutsal Perşembe ,İsa Mesih’in 12 öğrencisi Resullarla beraber son olarak sofraya oturduğu ,bedenini temsil eden ekmeği ve kanını temsil eden kırmızı şarabı paylaştiği sofrayı simgeler,o gün daha önce İsa öğrencilerinin kirli ve dikenli ayaklarını yıkayarak onlara ”Mütevaziliği” ,”Hoşgörüyü” ,”Uysallığı”,”Sadakatı”,”Sevgiyi”anlattı ve onlara ”Eğer,ben ,öğretmeniz ve gözetmeniz olarak sizin ayaklarınızı yıkıyorsam, siz benim yaptığım gibi birbirinizin ayaklarını yıkamaya hazır olun” şeklinde öğüt verdi:
Kutsal Perşembe gecesi tüm Ermeni kiliselerinde ”Yas İçin Karartma Duası”(Khavarum)yapılır ve bu esnada kutsal sofra (altar-khoran)da yanmış 12 mum çember şeklinde konur ,çemberin ortasına da ayrıca yanan başka bir mum daha konur,Kutsal Kitab’ın her sefer okunuşunda yanan 12 mumdan biri söndürülür,ayin sonunda yanlız ortadaki mum yanık bırakılır: Ortadaki yanan tek mum İsa Mesih’i simgeler:
Kutsal Cuma,bize 30 gümüş karşılığında satılan ve bir öpücükle ihbar edilen Hristıyan dünyasının en talihsiz ve üzücü olayını anlatır: Bu muhbirlik olayı,Hristıyan dünyasının tarihine ”Muhbirliğin ve İhanetin”,”Fesatlığın” ,”Sinsiliğin”,”Korkaklığın” ve”Çaresizliğin”,”Düzenbazlığın ”simgesi olarak,”Sonsuza dek lanetlenmiş ve silinmez” bir şekilde damgalanmıştır:
Kutsal Cuma günü yaşanan olaylar,bir taraftan,”Sahte ve Adaletsiz Bir Mahkeme”, ”Adaleti Savunmayan Ellerini Yıkayıp Bir Kenara Çekilen Hakimler ve Avukatlar”ı ,diğer taraftan ise ”Birinin Eza ve Cefa çekmesini,”İşkence ve Zülüm” görmesini seyrederek mutlu olan, kayıtsız insanları,öbür yanda ise ”Diken ve Kan”,”Ter ve Gözyaşı” içinde olanları anımsatır: Ve nihayet İsa Mesih’in,anlaşılmaz bir yücelik ve ulviyetle , kendisine eziyet ve işkence yapanlar için , ”BABA AF ET BU İNSANLARI , ONLAR NE YAPTIKLARINI BİLMİYORLAR” diyerek Ulu Tanrıdan, onları af etmesini dilemesi tüm insanlığa bir ”HOŞGÖRÜ ve FAZİLET” öğretisidir.
20 değil 50 asır da geçse bu Ulviyet ,Sınırsız Hoşgörü ve Fazilet, Bağışlama ve Afedebilme Erdemi, İsa Mesih’in insanlığın huzuru ,kurtuluşu ve dünya barış adına bile bile kendini adaması ve kendini feda ederek fani dünyamızdan vedalaşması, insanlık için ayrı bir yaşam öğretisidir:

 

Kutsal Cumartesi ise , sarsıntılı , sıkıntılı , kaygılı ve gizemli günler sonrasında , huzur dolu bir sessizliğin bekleyişi içinde ,”KOĞGOTA” tepesindeki işkence ve zülümü,İsa Mesih’in İşkenceye giden yolu , Çarmıha Gerilmesi ve Taş Mezar’ın anımsanması ile geçen hüzün ve acı dolu bir gün olarak belirlenir.
İsa Mesih’in mezarı, sanki bugünkü dünyamızdan küçük bir resmi önümüze koyar gibi bir anlam kazanıyor:Tıpkı bugün, hapishanelerde suçlunun yanında, suçsuzların da tutuklu olması, mezarlarda günahsızın yanına günahkarın da gömüldüğü gibi..
İsa Mesih ,suçsuzluğunu ispatlayamadı,sahte ve adil olmıyan bir mahkeme ile ölüm cezasına çarptırıldı, mahkum oldu, ancak İsa Mesih fiziksel bedenini dünyamız topraklarına bırakarak , imamının güçü ve işlediği sevaplar ve yaptıkları iyiliklerin kudreti ile mezar taşını çatlatıp yararak,ruh oldu, uçtu, sonsuzluğa karıştı.
Bu acı,hüzün,keder işkence,cefa,zülüm dolu günlerin ertesinde,Yeniden Doğmanın, Dirilmenin , Arınmanın başladığı coşku ve sevinçin yaşandığı DİRİLİŞ YORTUSU’nun Pazar günü , Paskalya Bayramı gelir.
İsa Mesih,bize hayatı öğretmek için, bizim de kendisi gibi eziyet, işkence, zorluklar görebileceğimizi,haksızlığa uğrayabileceğimizi anlatabilmek adına kendisi işkence gördü, çarmıha gerildi, öldürüldü ama tekrar dirildi.
Eğer suçsuz isek , birilerine iyilik yapmış isek, sevap işlemiş isek ,hoşgörülü isek ,af edebiliyorsak, sevdiklerimiz ve bizi sevenler için fedakarlık yapabiliyorsak,doğru işler yapabılmiş isek, haksızlığa da uğrasak, işkence de görsek, çarmıha da gerilsek, her şeye rağmen bir şekilde yeniden doğacağımızı ,semavi yaşamımıza devam edebileceğimizi, her hangi bir şeyle bizden sonrakilerin yolunu aydınlatabileceğimize inanmamız gerektiğini bize müjdelemek için İsa mesih çarmıha gerildi, gömüldü ve Dirildi.

Dr.med.Sarkis Adam

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın