Press "Enter" to skip to content

8 Mart ‘Türkiye’nin Ermeni bilim kadınları’ dosyası

Ayda Erbal – (Osmanlı Ermeni STEM kadınları editörü)

Onyedi yıllık yayın hayatına altı ay ara vermek zorunda kalmış HyeTert’i yeni sitesinde yeniden yayına açtığımızda özgün içerik üretmeyi pek de düşünmüyorduk doğrusu. Dolayısıyla bugünden başlayarak HyeTert  sayfalarında okuyacağınız 8 Mart Ermeni Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik Kadınları (Armenian Science, Technology, Engineering, Mathematics (STEM) Women) mini dosyası bizim için de biraz sürpriz oldu. Dosyanın mini olmasının nedenlerinden biri gerek Ermeni gerekse Osmanlı/Türkiye tarih yazımına dair yapısal olarak birbirinden farklı sorunlar ise, diğeri de böyle bir çalışmanın daha ayrıntılı yapılabilmesi için verdiğimiz bir aylık zamanın yetersiz kalmış olması. Umarız önümüzdeki yıllarda gerek akademiden, gerek okurlardan gelecek katkılarla daha geniş kapsamlı bir liste ve biyografiler külliyatına ulaşabiliriz.

Kimi zaman üç dilde yayımlayacağımız yazıları kısa zamanda kotarmak epey zor olduysa da STEM  kadınları dosyası hem eski dostlarla çalışma hem de yeni dostlarla tanışmaya da vesile oldu. Çeşitli kaynaklar için son beş yılda  yazıp yayımladığı veya yayımlanmasına aracı olduğu yazıları dikkatimize sunan yazar ve çevirmen Tomas Terziyan öncelikle bizi tıp tarihçisi ve doktor Şeref Etker’in eserleriyle tanıştırdı. Etker’in yazıları/kitapları aracılığıyla da sadece Osmanlı Ermenileri’nin değil Türkiye’nin de ilk kadın tıp doktoru olan Zaruhi Kavalcıyan’a ulaştık. Kavalcıyan’ın yaşam öyküsü belirli bir sınıftan Ermeni kadınlarının hayatlarının yanı sıra imparatorluğun eğitimli kadın nüfusunun tabi olduğu çalışma yasa ve şartlarına da ışık tutmasıyla önemli. Yine Etker/Terziyan vasıtasıyla imparatorluğun kuvvetle muhtemel ikinci kadın doktoru Ofelya Nergararyan ve hem Ermeni Kızıl Haç’ının direktörü[1], hem de 1920li yıllardaki Yedikule Surp Pırgiç Hastanesi’nin Büyük Millet Meclisi tarafından atanmış üyelerinin de olduğu yönetim kurulunun[2] uzun yıllar tek kadın üyesi hemşire Mari(e) Stamboulian’la (İstanbulyan/Stambulian) tanıştık.[3] Arsen Yarman’ın Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Tarihi ise Mari İstanbulyan’ın hayatı hakkında bilgi ararken, hastanenin özellikle bu dönemde ne çeşit siyasi ve idari zorluklardan geçtiğini yeniden hatırlamamızı sağladı.[4] Mari İstanbulyan o yılların formel eğitim almış nadir hemşirelerinden ve muhtemelen yönetici olarak görev yapmış tek kadınsa da kendisinin Ermenilerin ilk formel hemşirelik eğitimi almış kadını olmaması ihtimali var. Henüz biyografik bilgilerine ulaşamadığımız ancak Adapazarı Amerikan Kız Lisesi yıllığında ilk formel hemşirelik eğitim aldığı belirtilen bir Surpigh Vosquemada (?) var örneğin.[5]

Keza Yarman’ın kitabında geçen ve ayrıntılı biyografik ve eğitim bilgilerine erişemesek de 1900-1920 yılları arasında Maraş’ta ebelik yapmış Dudu Carıcıyan, Maraş’taki Türk hastanelerinde aynı yıllarda görev yapmış Elmasol Sultanyan, Avanos Dağları’ndaki Alman hastanelerinde 1919 yılı itibarıyla hemşire olarak çalışmış Miliam (Rose) Kurdoghlian, Merze’deki Annie Tracy Higgs hastanesinde görev yapmış daha nice Ermeni hemşireyi de dönemin öncü kadınları arasında saymak gerekiyor.[6]

Yine bu vesileyle yıllardır uzun uzun yazışmadığımız eski dostlarımız sevgili Arsen Yarman, Krikor Döşemeciyan ve Nurhan Becidyan’la uzun uzun yazışma / tartışma / görüş ve kaynak alışverişinde bulunma fırsatı oldu. Osmanlı Ermenileri ve Tıp tarihçisi Arsen Yarman sorduğumuz her soruya yanıt vermekle kalmadı aynı zamanda ekstradan gönderdiği materyelle gelecek yılların 8 Mart’ları için de ilham verdi.

Malum, Türkiye coğrafyasında ilkler konusu bir tarihçilik sorusu olduğu kadar hem tarihçinin milliyetçilikle kurduğu mesafeyle ve hem de yakın tarih söz konusu olduğunda devamlılık mı, kesinti mi fikrine biat ettiğiyle yakından ilgili. Şöyle ki, genelde Kemalist tarih yazımı ve ‘meşruiyetini bu çeşit bir akademik tarih yazımından alan’ basın erbabı yazılarında hem Türkiye tarihinin ilklerini Osmanlı’dan bağımsız olarak ele alma, hem de Cumhuriyet tarihini ağırlıklı olarak Müslüman Türklerin tarihi olarak yazma eğilimindeler. Yakın zamanlarda bu eğilime mesafeli duran kadın araştırmaları çalışmaları yapıldı, ilgili müze ve kütüphanelerin koleksiyon, sergi ve yayınlarında gerek imparatorluğun gerekse Cumhuriyet’in farklı din ve etnisiteden kadınlarının tarihleri de içerilmeye çalışıldı -ancak bunlar anaakımda sosyal medyanın katmerlendirici etkisiyle geri dönülmez şekilde amplifiye olmuş galat-ı meşhuru ters yüz etmeye yetecek kadar yaygın değil ne yazık ki.

Örneğin yakınlarda bu çeşit bir tarih yazımının popülerleştirilmiş bir örneği olarak Yılmaz Özdil Türkiye’nin ilk kadın diş hekiminin İstanbul Üniversitesi’nden 1936 yılında mezun olmuş Ferdane Bozdoğan olduğunu iddia etti, daha sonra bu bilgi Sözcü ve Sözcü kaynaklı onlarca yayının[7] verdiği tahribatı onaramasa ve/veya doğrulanamasa da kimi sitelerde Şaziye Yusuf hanım olarak düzeltildi. 20 Temmuz 1926 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlandığı iddia edilen bu habere göre Şaziye Yusuf diş hekimliğinden diploma almış ilk Türk kadınıydı. Her ne kadar Osmanlı İmparatorluğu ve Cumhuriyet’in ilk kadın diş hekimi sorusu henüz çözülememiş bir meseleyse de -zira bunun için Ermeni, Rum, Yahudi, Kürt vb tarihlerine de vakıf olmak gerekiyor- dönemin tek diş tabipliği okulu olan yeni adıyla İstanbul Üniversitesi’nin ilk kadın mezununun Ferdane Bozdoğan olmadığı bu dosyada ispatını okuyacağınız üzere kesindir. Keza yukarıda verdiğimiz bilgiler ışığında, Columbia Teachers’ College’da eğitim görmüş Esma Deniz’in de formel eğitimli ilk hemşire olmadığı aşikardır.

İstanbul Üniversitesi’nin diş hekimliği bölümünün ilk Ermeni kadın mezunlarına dair Arsen Yarman’ın verdiği ipucunu Nurhan Becidyan ve Kirkor Döşemeciyan’ın tamamlamasıyla iki biyografiye daha ulaştık.[8] Böylece adı henüz Darülfünun iken girdikleri İstanbul Üniversitesi’nden 1934 yılında mezun olan ilk üç kadın diş hekiminin Verjin Döşemeciyan, Hasmig Becidyan ve Mannig Yazmacıyan olduğunu öğrendik. Hem bu bilgilere ulaşmamıza, hem de hem yazı, hem iki dilde çevirileriyle bu sayının bu kadar kısa sürede yapılabilmesine aracı ve yardımcı olmuş, Dr. Verjin Döşemeciyan’ın oğlu Kirkor Döşemeciyan ve Dr. Hasmig Becidyan’ın oğlu Nurhan Becidyan’a teşekkür ediyoruz. Bu cümleyi böyle kurabilmemizin nedeni olan anneleriyle ne kadar gurur duysalar azdır. Diziyi hazırlarken Döşemeciyan ve Becidyan’ın aynı zamanda Türkiye’de ilk ortodonti eğitimi almış diş tabipleri sınıfından olduklarını da öğrendik[9]. Dr. Mannig Yazmacıyan’ın hikayesine ise bu seferlik ulaşamadık. Okurlarımızdan kendisini veya ailesini tanıyanların contact@hyetert.org adresine yazmalarını rica ediyoruz.

Bu sayının yine Arsen Yarman aracılığıyla ulaştığımız dönemin sayılı Matematik doktorlarından Hermine Kalustyan’ın hikayesi konuyu biraz daha deşmemize ve böylece dar zamanda eldeki kısıtlı imkanlarla da olsa Türkiye’nin ilk matematik doktoralı kadını Mari Paris Pişmiş’e ulaşmamıza yaradı. Kalustyan ve Pişmiş’in aldıkları derecelerle sınırlı olmayan fantastik hikayelerini de sayfalarımızda okuyacaksınız. Pişmiş’in yaşam öyküsü belki de sınır ötesine -Meksika’ya uzandığından- hakkında bilgi bulmak Hermine Kalustyan’a göre daha kolay oldu.

HyeTert’in asıl işi Türkiye’nin azaltılmışları hakkındaki günlük haberleri takip etmek olduğu ve çok sayıda insanın emek verdiği yazı ve resimlerin haberler arasında kaybolmasını istemediğimiz için 8 Mart dosyasının yazı ve çevirilerini bugünden başlayarak bir kaç güne yayarak yayımlayacağız. Bu yazılardan bir kısmı daha önce başka yayın organlarında yayımlanmışsa da bir kısmını ilk kez HyeTert’te okuyacaksınız. Umarız bu zamanlarının epeyce önünde gitmiş kadınların hikayeleri bize olduğu gibi size de ilham verir. Söz konusu tarih sadece Ermeni tarihinin değil Türkiye tarihinin de kaybedilmiş parçalarından olduğu için yaygınlaştırmanız temennisi ve güzel bir haftasonu dileklerimizle.


 

[1]  Şeref Etker, İkinci Meşrutiyetin Tabip Örgütleri, İstanbul, Librar yay., 2017, s. 292 ve I. Kaprielian-Churchill, Sisters of Mercy and Survival: Armenian Nurses,1900-1930, Antelias, Lübnan, Armenian Catholicosate of Cilicia, 2012,  s. 371 dn 428, 372.

[2] Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi, Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Yayınları, 2001, s. 589.

[3] İstanbulyan aynı zamanda 1919 yılında İstanbul’da kurulmuş 24 Nisan Anma komitesinin de kurucu üyelerindendi. Lerna Ekmekçioğlu, Recovering Armenia, The Limits of Belonging in Post-Genocide Turkey, Stanford University Press, 2015,  s.179, dn 78.

[4] Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi.

[5] Academies of Anatolia, s. 78. Bu son dakika bilgisi için Nurhan Becidyan’a teşekkür ediyoruz.

[6] Osmanlı Sağlık Hizmetlerinde Ermeniler ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi, s. 411.

[7] http://www.corumhaber.net/guncel/turkiyenin-ilk-kadin-dis-hekimi-corumlu-ferdane-bozdogan-h63647.html

[8] Ancak yine de belirtmeliyiz ki Darülfünun zamanında mezun olmuş Ermeni ve başka etnisiteden kadınların olması da ihtimal dahilinde.

[9] Ne yazık ki bu hikaye de okuyacağınız üzere bir yerinden Holocaust’a ve bir başka ayrımcılık tarihine bağlanıyor

Screen Shot 2018-03-08 at 10.26.37 AM

Be First to Comment

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: