İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Yurdum İnsanının Ruh Halleri

Yervant Özuzun

Sosyal medyada okudum; Bir vatandaş soy ve köken sorgulamasında büyük dedesine ulaşmış. Ulaşmış ama ulaştığına pişman. “Keşke bakmasaydım” diyormuş. Dedesinin ismi Ohannis’miş. Ona Ohannis’in Ermeni ismi olduğunu söylemişler.

“Keşke isim yerinde ‘ismi belli değil’ diye yazsaydı” diyormuş.

Babasının ismi belli olmayana “piç” denir diye hatırlatmışlar. Olsun razıyım demiş.

Yurdum insanının haline bakar mısınız?

Belli ki, soy ve kökeniyle ilgili kuşkusu vardı, sorgulama kuşkusunu giderememiş.

***

Geçen hafta yaşamını yitiren, ünlü dermatolog Kolsuz Apop’un ardından çok sayıda övgüler, paylaşımlar okuduk, işittik. Bir vatandaş da şöyle yazmış: “Prof. Kolsuz Agop Ermeni de olsa değerli bir insandı. Bir anlamda istisnaydı.”

Yani vatandaş şunu söylüyor: Aslında Ermeniler değerli insanlar değildir. Bazen aralarında iyisi olsa da bunlar genel kuralı bozmaz, onlar istisnadır.

Belli ki, kendisi veya bir yakını birilerinin önerisiyle gittiği; Kolsuz Agop dertlerine derman olmuş. O nedenle onu değersiz, kötü Ermenilerden istisna tutuyor.

Ne diyelim? Bu tür söylemler, aslını inkar edenlerin ruh halinin, göstergesi değil midir?

***

Bu ülkede azınlıklar, özellikle de Ermeniler türlü, çeşitli nefret söyleminin doğal muhatabıdır. Kızsak da, üzülsek de, alıştık. Bunlarla yaşamayı da öğrendik.

Bu topraklarda önce bizler vardık. Bin yılı aşkın süre beraber yaşadık. Ortak değerler, ortak kültür oluşturduk.

Aşımız da aynıydı, suyunu içtiğimiz dere de aynıydı. Ermenice, Türkçe, Kürtçe olsa da türkülerimiz de aynıydı.

Dün Osmanlının ‘millet-i mahkum’ tebaasıydık, Cumhuriyetle beraber “azınlık vatandaşları” olduk. Eşit vatandaş olamadık ama ‘azıcık’ kaldık, yok olma sürecindeyiz.

Bir ülkede etnik/dinsel, farklı grupların azıcık kalması veya yok olma sürecinde olması üç şekilde olur. Birincisi: Asimilasyonla, karışarak. İkincisi : Sürgünle, göçle. Üçüncüsü: Öldürme ve ölmekle. Bu topraklarda bunların hepsi de yaşandı. Yine de biz atalarımızdan miras kalan, dağına, taşına, ovasına, deresine, köyüne , şehrine isimler verdiğimiz, binlerce kültür mirasımız olan bu toprakları seviyoruz.

Bizleri sevmeyenler olsa da sevenlerin de olduğunu biliyoruz.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: