İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ermenice ilk kimya kitabının yazarı Hovhannes Sarkis Vahanyan’ın hikâyesi*

Tomas Terziyan

Ermenicesi İçin

İstanbul Üniversitesi Bilim Tarihi hocalarından Doç. Dr. Meltem AKBAŞ sayesinde tanıştığım bilim tarihçisi ve çocuk cerrahı Dr. Şeref ETKER, kimya formülleri içeren Ermenice bir kitap hakkında benden bilgiler derlemek istediğinde bir başka değerli tanışıklığın eşiğinde bulunduğumun henüz farkında değildim.  Paha biçilmez tevazuu dışında Şeref Bey, saygı duyduğum ‘sıkı’ akademisyenlerdendi. Tesadüfen bir eskicide fark edip satın aldığı kitabı bir eski Ermenice kitap mütehassısına göstermiş ama maalesef Zanaatkârlar ve Yeni Öğrenenler için Kimya İlminin Temel İlkeleri[1] başlıklı çalışması, 1853’te İstanbul’da Hovhannes Mühendisyan Matbaasında basılmış olan H.S. Vahanyan’ın kimliğine dair bir şey bulamamışlardı.  Şeref Beyi kitabın içeriği hakkında ana hatlarıyla bilgilendirdikten sonra isteği ve önerileri doğrultusunda başlıca elementler, madenler ve bilhassa zanaata dair incelikler barındıran belli sayfa ve bölümlerin Türkçeye tercümesine koyuldum.

Picture2
Ermenice ilk kimya kitabı

İyi de, basit halk Ermenicesiyle bir kılavuz kitap yazmış, insanda mütevazı bir öğretmen ya da araştırmacı izlenimi bırakan, Osmanlı Devletinin ermeni tabisi H.S. Vahanyan, kimdi? Sayfaları çevirdikçe bana ortaokul fen bilgisi derslerimi ve gümüşçü çıraklığımın acemilik dönemindeki dâhiyane öğütleri hatırlatan Vahanyan, kimdi?

Sonuç vermeyen birkaç araştırmadan sonra nihayet, başvurduğumuz Muhtasar Ermeni Ansiklopedisi[2] sayesinde Vahanyan’ın kim olduğunu öğrenebiliyoruz. H. S., yani Hovhannes Sarkis Vahanyan, cemaat işlerinde görev almış, Paris’te tahsil görmüş bir doğa bilimcidir. Aynı zamanda ilk ermeni kadın romancı Surpuhi Düsap’ın ağabeyidir. Ancak çok daha ilginci, Vahanyan’ın, ilk Ermenice kimya kitabının yazarı olmasıdır.

Bilim tarihçisi Şeref Bey de bu keşiften heyecanlanıp ilmi bir bildiri hazırlamak arzusuyla daha fazlasını elde etmek için Osmanlı arşivlerini ve diğer kaynakları incelemeye devam eder. Üstelik Vahanyan’ın bir portresine ve kabrinin bulunduğu yerin bilgisine ulaşır. Sarkis oğlu Hovhannes Vahanyan, Saro Dadyan’ın piyasaya çıkan son kitabında[3] iddia edildiği gibi Şişli Ermeni Mezarlığı’nda değil, Yeniköy Ermeni Kilisesinin bahçesinde istirahat etmektedir[4].

Araştırmalardan sağladığımız veriler giderek çoğalır ve Vahanyan’ın hayat hikâyesi, aile fertlerine ilişkin ayrıntılarla daha da şekillenir. Dr. İkna Sarıaslan’ın, Marmara Gazetesi’nde yayınlanan Surpuhi Düsap tefrikasından[5] da yararlanıyoruz.

Ve işte, çeşitli kaynakların yardımıyla edindiğimiz bilgiler derlemesinin önemli ayrıntıları.

Sicill-i Osmanî’de (1893), Vahan Efendi hakkında şunlar yazılmış:  ‘Kalemden yetişüb Mahkeme-i ticarete aza, sonra üçüncü ve ikinci ve badehu birinci meclis reisi, badehu Ticaret [Nezareti] muavini olub, [12]85’de Mahkeme-i temyiz azası olub, bir-iki sene Adliyye [Nezareti] Müsteşarı olub, 1306’da o hizmette fevt olmuşdur’.[6]

Ohan Vahan diye de tanınan Hovhannes Sarkis Vahanyan, Sarkis nam bir tüccarın oğlu. Annesi Nazlı Vahanyan, Kayserili  Amira Arzumanyan’ın kızı, birkaç dile hakim, hayrıseverliğiyle maruf asil bir kadın[7]. Bilhassa,  oturdukları Ortaköy’de birçok hayır kurumunun kuruluşuna katkıda bulunur, kol kanat gerer.  Baba Sarkis Efendi öldüğünde (1842) Surpuhi henüz bir, ağabeyi Hovhannes ise on yaşındadır. Surpuhi, tabiat bilgisi ve tarih eğitimini ağabeyinden alır.  Vahan Efendi, Dadyanların kızı Nazik Hanımla evlenir ve iki kız babası olur. Bunlardan Astine, Serviçen; Araksi ise Gülbankyan ailelerine gelin giderler[8].

Tabiat ilmine tutkun olan Hovhannes, delikanlı çağında cemaat işlerinde görev alır. İlköğrenimini İstanbul’da tamamladıktan sonra tahsiline devam etmesi için 1848’de Paris’e gönderilir ve 1852’de kimyager unvanıyla İstanbul’a döner. Paris’te Dr. Nahabed Rusinyan, geleceğin ünlü edebiyatçısı Dr. Hovsep Şişmanyan (Dzerents) ve diğer ilerici gençlerle birlikte Araradyan Ingerutyun’un[9] faaliyetlerinde yer alır. Kimyanın Temel İlkeleri isimli çalışmasını 1853’te yayınlayan Vahanyan, 24 yaşında devlet hizmetine girer. 1861’de yürürlüğe giren ticaret kanununu ayrıntılarıyla açıklayan bir kitap[10] hazırlar. 1865’te Tercüme Cemiyetinin kurucu üyeliğine getirilip Ahmet Cevdet Paşanın danışmanlığını yapar.

Vahan Efendi Ticaret Mahkemelerinde azalık yapmış, 1868’de bugünkü Yargıtay’a karşılık gelen Divan-ı Ahkâm-ı Adliye, 1871’de ise bugünkü Danıştay’ın temelini oluşturan Şurayı Devlet azalığına seçilmiştir.

Kimyager Vahanyan,  Osmanlı Adliye ve Maarif Nezaretleri, keza çeşitli kuruluşlarda danışmanlıklarda bulunur[11]. 1872’den itibaren de Maarif Nazırı Kimyager Derviş Paşanın müsteşarlığını yürütmekten maada 1872’de Mektebi Sultani’nin ikinci, ama ilk Osmanlı müdürü olarak görev yapar. Birinci Meşrutiyetin Kanun-u Esasi komisyonuna katılır. Bugünkü Tapu İdaresi’ne karşılık gelen Defter-i Hakani Nezareti’nde de çalışan Vahanyan, 1877 Selanik olaylarını yerinde incelemekle görevlendirildikten sonra yargı sistemlerini araştırmak üzere Avrupa’ya gönderilir. Bunların yanı sıra 1890’da Kumkapı Ermeni Patrikhanesi’nde çıkan olayları soruşturmak görevi de Vahanyan’a verilir. Çeşitli vesilelerle önemli komisyonlarda yer alır.

Vahan Efendinin, Sultan II. Abdülhamit’e yakınlığı kayıtlara geçmiş durumda[12]. Padişah, onu Roma’ya sefir olarak göndermek isterse de, diplomasinin cilvelerinden sebep, bu tensip gerçekleşmez. Üstün hizmetlerinden dolayı 1. Osmanî, 1. Mecidi, İmtiyaz ve Girit madalyaları ile ödüllendirilir.

Vahanyan’ın kız kardeşi Surpuhi’nin kayınbiraderi Jean-Baptiste Dussap’ın, Beyoğlu’nda kimya laboratuarı işletmiş olması da ilginçtir[13].

Bütün bu bilgilerle daha bir duygulanarak Vahanyan’ın, Şeref Beyin, Yeniköy Ermeni Kilisesinde bulunduğunu emniyetle söylediği mezarını ziyaret etmek istiyoruz. 2011’in güneşli bir Kasım günü kilisenin kapısını çalıyor ve birer mum yaktıktan sonra rahmetlinin mezarını arıyoruz.

Bahçede mezar namına bir şey yok. Kilise görevlisine soruyoruz. “Yukarı bahçede bir şeyler var” diyor ve ricalarımızı geri çevirmeyerek demir bir kapının kilidini açıp bize yol veriyor. Basamaklardan yukarı çıkıyor ve neredeyse boş, sakin ama terk edilmiş bir dünya ile karşılaşıyoruz. Şeref Beye, sanki bir ziyaretçinin hasretini çeken üç mezarın bulunduğu sağ tarafı işaret ediyorum. Hızlı adımlarla yaklaşıyoruz ve farklı bir sanat ile yapıldığı anlaşılan ilk taşın üzerinde bir yazı dikkatimizi çekiyor: “Vahan Efendinin Kabri”[14]. “İşte Vahanyan!” diye çığlık atıyorum. Şeref Beyin yüzü aydınlanıyor; ünlü mimar Hovsep Aznavur’un eseri olan[15] kabrin karşısındayız.  Ve işte daha narin ve küçük ikinci bir mezar taşı, anne Nazlı Vahanyan. “Bakınız!” diye sesleniyorum yoldaşıma. Ardından, yüksek rütbeli bir rahibinkini andıran dikdörtgen lahit benzeri üçüncü taşa yöneliyor ve üzerindeki silik kitabeyi okuyabilmek için elimizle temizliyoruz: Sarkis… Babası olmalı. Kafamda bir soru işareti: “İyi de, Ortaköy’ü bırakıp burada gömülmek nesi?” Bir bilen olsa gerek.

Resim çekiyoruz. Kilise görevlisi arkadaş rahatsız oluyor ve yönetim kurulundan birilerine telefon edip bu garip ziyaretçiler hakkında bilgilendirmek istiyor. Onu rahatlatıyor ve isminin Aret Mardigyan olduğunu öğrendiğimiz telefondaki muhatabımıza açıklamada bulunuyoruz. Yegâne amacımız ilmi ve tarihi değeri inkâr edilemeyecek bir şahsiyeti yeniden görünür kılmaktır. Yeniköy yönetim kurulunun, bu mezarları, özellikle Vahanyan’ınkini şanına layık tanıtıcı bilgilerle donatmasını arzuladığımızı belirtiyoruz.

Dönüşte Şeref Bey, Vahanyan’ın hatırasının canlı tutulması amacıyla kabrin temizlenip taşının elden geçirilmesi ve yanına tanıtıcı bir plaket yerleştirilmesini Yeniköylülere hatırlatmamı söylüyor ısrarla.  İmdi birkaç kez telefonla Yeniköy’e bağlanıp meseleyi aktarıyor ve huzurlarına çıkıp Vahanyan ve kabrinin önemini açıklamak için bir buluşma rica ediyoruz. Nihayet, yönetim kurulundan biri, Aret Mardigyan Bey, Noel’i izleyen bir Pazar günü bizi davet etme ve gerekeni yapmak için dinleme sözü veriyor.

Heyhat! Buluşmamız gerçekleşemedi. Ama ne gam; Ermeni ve Osmanlı tarihi, bu gibi değerlerle dolu değil mi? Ve bizler, bir şekilde bunlara sahip çıkmıyor muyuz? Dolayısıyla, ne mutlu bizlere! Ne mutlu Yeniköy’e!

Bu yazıyı Hovhannes Sarkis Vahanyan’ın hatırası ve değindiğim bilgilerin büyük çoğunluğunu sayesinde edindiğimiz çelebi bilim insanı Dr. Şeref Etker’in içten çabalarına karşı bir gönül borcu olarak kaleme aldığımı itiraf edeyim.

*Yazının Türkçesi Yedikule Ermeni Hastanesi dergisinde (2012), Ermenicesi Marmara Gazetesi’nde yayınlanmıştır (2012)

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

 

Picture6
Önde Hovhannes S Vahanyan, ortada anne Nazlı Vahanyan, arkada Sarkis Vahanyan’ın (?) mezarları
Picture7
Solda Dr. Şeref Etker, Vahanyan’ın mezarı yanında; sağda Tomas Terziyan

[1]Erm. H. [Hovhannes] S. [Sarkis] Vahanyan, Isgızpunk Kimyagan Kidutyan i beds arhesdavorats yev usanoğats, i Kosdantnubolis, i dbarani Hovhannes Mühendisyan, 1853 [Հ. [Հովհաննէս] Ս. [Սարգիս] ՎԱՀԱՆԵԱՆ, ՍԿԶԲՈՒՆՔ ՔԻՄԻԱԿԱՆ ԳԻՏՈՒԹԵԱՆ Ի ՊԷՏՍ ԱՐՀԵՍՏԱՒՈՐԱՑ ԵՒ ՆՈՐ ՈՒՍԱՆՈՂԱՑ, ի Կոստանդնուպոլիս, ի տպարանի Յովհաննէս Միւհէնտիսեան, 1853].

[2]Erm. Haygagan Hamarod Hamaynakidaran, Haygagan Hamaynakidarani Hıradaragutyun [Հայկական Համառօտ Համայնագիտարան, Հայկական Համայնագիտարանի Հրատարակութիւ] 2003,  Erivan, Cilt IV, s. 560

[3] S. Dadyan, Osmanlı’da Ermeni Aristokrasisi, İstanbul, Everest yay, 2011, s. 325-327

[4] Vahan Efendi (H.S. Vahanyan) ve Kimya Biliminin Temel İlkeleri / Isgzpunk Kimiagan  Kidutyan, İstanbul, 1853; Dr. Şeref Etker, 2012.

[5] Erm. Sırpuhi Düsabi Hedkerun Vıra [Սրբուհի Տիւսապի Հետքերուն Վրայ]; Sırpuhi Düsap’ın İzleri Üzerinde, İkna Sarıaslan, Marmara Gazetesi, 28 Eylül/ 6 Ekim 2006.

[6] Bkz. 4

[7] Bkz. 3

[8] Bkz. 4; Şeref Etker’e göre, Anahid Der Minasyan’ın araştırmasında yer alan bu bilginin yanına soru işareti konmuştur.

[9] Erm. Ararat Cemiyeti [Արարատեան Ընկերութիւն]

[10] Bkz. 4.  Şerh-i Kanun-u Ticaret. Şerh-i Kânûnnâme-i Ticaret İstanbul, Takvimhane-i Âmire, 1278 [1861] (60 s.); 2.bs. İstanbul, 1299 [1882] Bekir Efendi Matbaası – Mahmud Bey Matbaası, (88 s.)]

[11] Bkz. 4

[12] Bkz. 4

[13] Sırpuhi Dussap’ın İzleri Üzerinde, İkna Sarıaslan, Marmara Gazetesi, 28 Eylül/ 6 Ekim 2006.

[14] Erm. Շիրիմ Վահան Էֆէնտիի [Şirim Vahan Efendii]

[15] Bkz. 4

 

Bir yorum

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: