İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkevi’ne gelen Ermenistan: Otuz yılda değişen bir komşuluk

Metinde yer alan görüşler yazar(lar)ına ait olup, HyeTert’in görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.

Fuat Bol

24 Eylül 2024’te New York’ta son derece sembolik bir fotoğraf çekildi. Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bulunduğu New York’ta Türkevi’ne geldi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından burada kabul edildi. Görüşmenin gündeminde Türkiye-Ermenistan normalleşmesi ile Azerbaycan-Ermenistan barış süreci vardı.

Fotoğrafı tek başına diplomatik protokol diye okumak yanlış olur.

Çünkü bundan yalnızca bir yıl önce, 3 Haziran 2023’te Paşinyan Ankara’ya gelmiş ve yeniden Cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan’ın göreve başlama törenine katılmıştı. 20 Haziran 2025’te ise bu defa İstanbul’da Erdoğan ile görüştü. Görüşmede Türkiye-Ermenistan ilişkileriyle birlikte Azerbaycan-Ermenistan barışı konuşuldu.

Ardından daha büyük bir değişim geldi.

8 Ağustos 2025’te Washington’da İlham Aliyev ile Nikol Paşinyan’ın huzurunda Azerbaycan ve Ermenistan dışişleri bakanları barış anlaşmasının üzerinde mutabık kalınan metnini parafladı. Metin, iki ülkenin birbirlerinin egemenliğini ve toprak bütünlüğünü tanıdığını, birbirlerine karşı toprak talebinde bulunmadığını ve gelecekte de böyle bir talepte bulunmayacağını açıkça yazıyordu.

Bu, Karabağ meselesinin Türkiye-Ermenistan ilişkilerini on yıllarca kilitleyen biçiminin büyük ölçüde değişmesi demekti.

Üstelik Paşinyan bu politikanın ardından Ermenistan seçmeninin karşısına çıktı. 7 Haziran 2026 seçimlerinde liderliğini yaptığı Sivil Sözleşme Partisi yüzde 49,75 oy aldı ve parlamentoda tek başına hükümet kurabilecek çoğunluğu elde etti. Bu sonuç “ezici zafer” diye abartılmamalıdır; ancakPaşinyan’ın barış ve dış politikada çeşitlenme çizgisinin seçmen tarafından bütünüyle reddedilmediğini gösteren son derece önemli bir veridir.

Dahası, Haziran 2026 itibarıyla Türkiye ile Ermenistan arasında doğrudan ticaret prosedürlerinin oluşturulması ve Ermenistan’ın dış ticaretinde Kars-Ahılkelek demiryolundan yararlanılması da iki tarafın gündemine girmiş bulunuyor.

Asıl değişiklik belki de burada.

Ermenistan bağımsızlığından sonra uzun yıllar güvenliğini Rusya’ya, dış dünyadaki siyasi ağırlığının önemli bir bölümünü diasporaya, Türkiye ile ilişkisini ise tarihsel ihtilaflara bağlayan bir devlet modeli içinde yaşadı. Paşinyan döneminde ise başka bir fikir giderek güç kazanıyor: Ermenistan’ın kendi devlet çıkarını Moskova’dan, Paris’ten, Washington’dan veya herhangi bir diaspora merkezinden bağımsız tanımlayabilmesi.

Bunun Ermenistan içinde ciddi muhalifleri var. Kilisenin bazı yöneticileri, eski siyasi elitler ve muhalefetin bazı kesimleri Paşinyan’ın Azerbaycan ve Türkiye politikasını sert biçimde eleştiriyor. Hükümet ile Ermeni Apostolik Kilisesi arasındaki çatışma ise artık siyasi olmaktan çıkıp hukuki boyuta da taşınmış durumda.

Fakat otuz yıl sonra ortaya çıkan tablo yine de dikkat çekicidir:

1990’larda Türkiye sınırının kapanmasını konuşan Erivan’dan, 2020’lerde Türk Cumhurbaşkanının göreve başlama törenine gelen; New York’ta Türkevi’nin kapısından giren, Azerbaycan’la karşılıklı toprak bütünlüğünü kabul eden ve Türkiye ile doğrudan ticareti tartışan bir Ermenistan’a gelindi.

Tarih bazen büyük anlaşmalarla değil, bir kapıdan kimin girdiğiyle değişmeye başlar.

24 Eylül 2024’te Paşinyan’ın Türkevi’nin kapısından içeri girmesi bu nedenle sıradan bir diplomatik ziyaret değildi.

Otuz yıllık bir zihniyet değişiminin fotoğrafıydı.

https://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/fuat-bol/turkevine-gelen-ermenistan-otuz-yilda-degisen-bir-komsuluk-43361211