Muhterem Ekümenik Patrik Hazretleri,
Sayın Kardeş Kiliselerinin Liderleri ve Temsilcileri,
Sayın Türkiye Musevileri Hahambaşısı Rav. David Sevi Hoşgeldiniz
Saygıdeğer Kadıköy Metropoliti Emmanuel Hazretleri,
Saygıdeğer Metropolitlerimiz,
Saygıdeğer Başepiskoposlarımız ve Episkoposlarımız,
Değerli din görevlilerimiz,
Sayın Yunanistan Büyükelçisi,
Sayın Başkonsolos,
Ekümenik Patrikhane’nin değerli Arhonları,
Cemaatlerimizin ve vakıflarımızın değerli temsilcileri,
Hanımefendiler, beyefendiler, sevgili dostlar,
RUMVADER Başkanı olarak bu akşam sizleri selamlamak benim için büyük bir onur ve mutluluk. İstanbul Rum toplumunun Ekümenik Patrik Hazretleri Bartholomeos’a duyduğu derin saygıyı, sevgiyi ve minnettarlığı dile getirmekten büyük heyecan duyuyorum.
Amerika’dan, Avustralya’dan ve dünyanın çeşitli yerlerindeki Ekümenik Patrikhane’ye bağlı bölgelerden gelerek bu akşam aramızda bulunan metropolitler, din görevlileri ve Arhonlar bize ayrı bir mutluluk veriyor. Onlar da Patrik Hazretlerine duydukları saygı ve minnettarlığı İstanbul Rum toplumuyla paylaşmak için buradalar.
Davetimizi kabul ederek bu özel gecede bizimle olduğunuz için hepinize içtenlikle teşekkür ediyoruz.
Yarın, 22 Ekim 2026’da, dönemin Kadıköy Metropoliti Bartholomeos’un Ekümenik Patrik seçilmesinin üzerinden tam otuz beş yıl geçmiş olacak. Kendisi bu göreve oy birliğiyle seçilmişti.
Otuz beş yıllık patriklik görevi.
Otuz beş yıl boyunca Mesih’in Büyük Kilisesi’ne, dünya Ortodoksluğuna, Rum toplumuna ve bütün insanlara kesintisiz hizmet.
Bu akşam yalnızca bir yıl dönümünü kutlamak için bir araya gelmedik. İnançla, sorumlulukla, mücadeleyle ve hizmetle geçen uzun bir yolculuk için teşekkür etmek üzere toplandık.
Bu yolculuk çok zor bir dönemde başladı ve köklü değişimlerin yaşandığı bir dünyada devam etti. Sınırlar değişti, toplumlar büyük sınavlardan geçti, yeni çatışmalar ortaya çıktı, eskiden kesin görülen pek çok şey sorgulanmaya başladı. Böylesine büyük değişimlerin ortasında Ekümenik Patrikhane, sizin önderliğinizde, manevi değerlerinden ödün vermeden çağımızın insanına Ortodoksluğun mesajını ulaştırmayı başardı.
Bu otuz beş yıl boyunca farklı ülkelerdeki Ortodoks Kiliselerinin birlik ve iş birliği içinde olması için durmadan çalıştınız. Sabırla, kararlılıkla ve Ekümenik Patrikhane’nin tarihsel sorumluluğunun bilinciyle Ana Kilise’nin birleştirici ve evrensel görevini yerine getirdiniz.
Bu çabanın en önemli dönüm noktalarından biri, 2016 yılında Girit’te düzenlenen Ortodoks Kilisesi’nin Kutsal ve Büyük Konsili oldu. Uzun yıllar süren hazırlıkların sonunda gerçekleşen bu tarihî toplantı, Ortodoksluğun günümüz dünyasında ortak bir sesle konuşması yönündeki çalışmaların önemli bir sonucuydu.
Aynı zamanda diyaloğu, karşılıklı anlayışın ve uzlaşmanın temel yolu olarak benimsediniz. Ortodoks Kiliseleri arasında, farklı Hristiyan mezhepleri arasında, dinler, kültürler ve halklar arasında diyaloğu desteklediniz. Dünyada sık sık duvarlar örülürken siz köprüler kurmaya devam ettiniz.
Barış, adalet, özgürlük ve insan onuruna saygı için her zaman sesinizi yükselttiniz. Savaşın, yoksulluğun, göç etmek zorunda kalmanın, ayrımcılığın ve toplumsal adaletsizliğin mağdurlarının yanında oldunuz. İnancın insan acısına kayıtsız kalamayacağını, kökeni, dili ya da dini ne olursa olsun her insanın paha biçilmez bir değeri olduğunu hatırlattınız.
Çalışmalarınız içinde çevrenin korunmasına yönelik öncü girişimlerinizin ayrı bir yeri var. Çevre krizinin henüz bugünkü kadar gündemde olmadığı bir dönemde, Tanrı’nın yarattığı dünyayı korumanın manevi ve ahlaki bir sorumluluk olduğunu cesaretle dile getirdiniz.
Uluslararası girişimleriniz, toplantılarınız, konferanslarınız ve mesajlarınızla çevreye verilen zararın yalnızca teknik ya da ekonomik bir sorun olmadığını gösterdiniz. Bunun Tanrı’ya, insanlara ve gelecek kuşaklara karşı bir sorumluluk meselesi olduğunu vurguladınız. Bu öncü çalışmalarınız sayesinde bütün dünyada “Yeşil Patrik” olarak tanındınız.
Bütün bunlar, etkisi dünyanın dört bir yanında hissedilen büyük bir hizmetin parçalarıdır. Sizin çalışmalarınız sayesinde Fener, Ortodoks dünyasının önemli bir merkezi olmanın yanı sıra, dünyanın her yerinden insanlarla diyalog kuran bir yer hâline geldi.
Ancak izninizle, Patrik Hazretleri, sözlerime bundan sonra bir İstanbullu Rum ve cemaat vakıflarımızın temsilcisi olarak devam etmek istiyorum.
Çünkü bütün Ortodoks dünyası için siz Ekümenik Patrik, Ortodoks Kiliselerinin liderleri arasında eşitler arasında birinci ve Kilise’nin birliği için yorulmadan çalışan bir ruhani öndersiniz.
Ama biz İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada Rumları için aynı zamanda kendi Patriğimizsiniz.
Zor zamanlarda başvurduğumuz, kaygılarımızı paylaşan, başarılarımızla sevinen, hayal kırıklığına uğradığımızda bize cesaret veren ve her zaman birlik içinde, üretken ve umutlu kalmamızı öğütleyen manevi babamızsınız.
Bu otuz beş yıl boyunca Rum cemaatlerimizin ve vakıflarımızın yanında özel bir ilgi ve şefkatle durdunuz. Cemaatlerimizi ziyaret ettiniz, kiliselerimizde ayin yönettiniz; yıl dönümlerimize, bayramlarımıza ve etkinliklerimize katıldınız. Yalnızca resmî ve kutlama amaçlı günlerimizde değil, günlük sıkıntılarımızda, kaygılarımızda ve ihtiyaç duyduğumuz anlarda da yanımızda oldunuz.
Varlığınız bize güç verdi. Sayımız az olsa bile cemaatlerimizin unutulmadığını ve önemsiz olmadığını hatırlattı. Her kilise, her okul, her hayır kurumu ve her Rum evi, yüzyıllardır süren varlığımızın ve yaşamaya devam eden kültürümüzün canlı bir parçasıdır.
Eğitime ve Rum okullarına gösterdiğiniz ilgi de çok değerlidir. Bir okulun yalnızca bir binadan ibaret olmadığını, eğitimin de yalnızca bilgi aktarmak anlamına gelmediğini herkesten iyi biliyorsunuz. Eğitim, Yunancanın gelecek kuşaklara aktarılması, geçmişimizin unutulmaması, gençlerin kökleriyle bağ kurması ve aynı zamanda günümüz toplumuna güvenle katılacak biçimde yetişmesidir.
Öğretmenlerin, okul yönetimlerinin, anne babaların ve okullarımızı açık ve canlı tutmak için çaba gösteren herkesin çalışmalarını desteklediniz. Varlığınız ve sözlerinizle çocuklarımızı ve gençlerimizi, gelecekten korkmadan kendi geleneklerini sevmeye, dünyadan kopmadan köklerini tanımaya teşvik ettiniz.
Doğduğunuz topraklarla, Gökçeada’yla ilişkiniz ise daha da derin ve duygulandırıcıdır.
Gökçeada sizin için yalnızca doğduğunuz yer olmadı. Yaşamınızın sürekli bir parçası; anılarınızın, acılarınızın, sorumluluklarınızın ve umutlarınızın merkezi oldu.
Adadaki Rum Ortodoks toplumunun yeniden canlanmasına kararlılıkla destek verdiniz. Okulların yeniden açılması, ailelerin adaya dönmesi, sınıflarda yeniden çocukların görülmesi, köylerin, kiliselerin ve cemaat yaşamının canlanması hem günlük yaşam hem de taşıdığı anlam bakımından son derece önemli gelişmelerdir.
Bir zamanlar yalnızca anıların kaldığı düşünülen yerlerde umut yeniden doğdu. Sessizliğe bürünmüş okul bahçelerinde çocuk sesleri yeniden duyuldu. Belki de dönemimizin en duygulandırıcı kazanımlarından biri budur: Geçmişin hatıraları yalnızca hatıra olarak kalmadı; geri dönüşün, yeniden üretmenin ve yaşamanın gücüne dönüştü.
Türkiye’nin dört bir yanındaki tarihî kiliselerde ve kutsal mekânlarda düzenlenen ayinlerin ve ziyaretlerin de benzer bir önemi vardır.
Kapadokya’da, Doğu Trakya’da, Karadeniz bölgesinde, Anadolu’da ve daha pek çok yerde, onlarca yıldır sessiz kalan kiliselere yeniden duaları taşıdınız.
Bu ayinler yalnızca ataların yaşadığı yerlere dönüş anlamına gelmiyor. Aynı zamanda geçmişi hatırlamanın ve barış içinde yeniden bağ kurmanın bir yolu. İnsanları ailelerinin geçmişiyle buluşturuyor, tarih bilincini canlı tutuyor, karşılıklı saygıyı ve barış içinde bir arada yaşamayı güçlendiriyor.
Sizin girişimleriniz sayesinde Anadolu’da uzun süredir sönmüş gibi görünen pek çok ışık yeniden yandı. Bir günlüğüne, bir ayin süresince bile olsa eski kiliseler yeniden dualarla, ilahilerle ve insanlarla doldu. Onlarla birlikte anılar, aile hikâyeleri ve zamanın silemediği bağlar da canlandı.
Öte yandan gösterdiğiniz ilgi yalnızca Rum toplumuyla sınırlı kalmadı. Bugün Türkiye’de yaşayan, kökenleri ve dilleri farklı bütün Ortodoks kardeşlerimizi de kucakladınız.
Bu insanlar için Ekümenik Patrikhane manevi bir yuva ve güven duydukları bir merkezdir. Sizin önderliğinizde Ana Kilise, onlara ibadet etme, dinî destek alma ve yaşayan bir kilise topluluğunun parçası olma olanağı sunuyor. Böylece Ortodoksluğun evrensel, açık ve herkesi kucaklayan bir inanç geleneği olduğunu somut biçimde gösteriyor.
Patrik Hazretleri,
RUMVADER, cemaatlerimiz ve vakıflarımız adına; ayrıca bu akşam burada bulunan ve aramızda olamayan bütün Rumların duygularına da tercüman olduğuma inanarak size yürekten teşekkür ediyorum.
Yaptığınız her şey için teşekkür ederiz.
Savunduğunuz değerler için teşekkür ederiz.
Koruduğunuz ve yenilediğiniz her şey için teşekkür ederiz.
Ama her şeyden önce, bütün bu uzun yol boyunca yanımızda olmaktan hiç vazgeçmediğiniz için teşekkür ederiz.
Kim olduğumuzu bize hatırlattığınız için.
Birlik içinde kalmamızı sağladığınız için.
Okullarımızı, cemaatlerimizi ve vakıflarımızı desteklediğiniz için.
Genç kuşaklara geleneklerimizi sevmenin yanında geleceğe güvenmeyi de öğrettiğiniz için.
Bize yolumuza devam etme cesareti verdiğiniz için.
Görevinizin ne kolay ne de sorunsuz olduğunu biliyoruz. Ama bu otuz beş yıl boyunca kararlılıkla, özveriyle çalıştınız ve kalıcı sonuçlar elde ettiniz. Çok küçük bir yerden bile bütün dünyaya seslenilebileceğini gösterdiniz. Fener’den yükselen ışığın dünyanın dört bir yanına ulaşabileceğini kanıtladınız.
Ekümenik Patrik seçilmenizin otuz beşinci yıl dönümünün arifesinde, Tanrı’nın size sağlık, güç, dayanıklılık ve uzun ömür vermesini bütün kalbimizle diliyoruz.
Mesih’in Büyük Kilisesi’nin iyiliği, Rum toplumumuzun mutluluğu, Ortodoks dünyasının birliği ve bütün dünyanın barışı için yürüttüğünüz değerli hizmeti daha nice yıllar sürdürmenizi diliyoruz.
Bizler de sizi her zaman yanımızda, manevi babamız, desteğimiz ve yol göstericimiz olarak görmeye devam edelim.
Çünkü Ekümenik Patrik Bartholomeos dünya için işte böyle bir insandır.
Ve siz, Patrik Hazretleri, bizim Patriğimizsiniz.
Patrik Hazretleri, nice yıllara!
İstanbul, 21 Ekim 2026

