BEDROS ŞİRİNOĞLU’NDAN ALARM: MESELE SADECE PARA DEĞİL, GÜVEN EKSİKLİĞİDİR
ERVAB’ın 24 Ağustos toplantısı hakkındaki değerlendirmelerimizde bugüne kadar Patrik Hazretleri’nin, Meclis Üyesi Sevan Sıvacıoğlu’nun ve Samatya Surp Kevork Kilisesi Cemaat Yönetim Kurulu Başkanı Nurhan Davulcuyan’ın sözlerine değindik. Onların her biri aynı meseleye farklı bir açıdan yaklaştı. Biri okulların geleceği hakkında imdat çağrısı yaptı, diğeri örgütlenme ve şeffaflık ihtiyacının altını çizdi, Samatya yöneticileri ise toplumun önüne okullarının ekonomik ağır durumunu koydu ve bunu sadece bir kurumun değil, tüm eğitim sistemini tehdit eden bir sorun olarak tanımladı.
Bugün ERVAB Başkanı ve Surp Pırgiç Ermeni Hastanesi Mütevelli Heyeti Başkanı Bedros Şirinoğlu’nun sözleri ve eleştirileri üzerinde duracağız. Kendisinin özel hazırlanmış bir konuşması yoktu. Toplantının farklı aşamalarında söz alarak ortaya atılan görüşlere cevap verdi, sorular yöneltti, bazen sert eleştiriler yaptı ve hakkında daha önce de açıkça görüş bildirdiği meseleleri yeniden gündeme getirdi.
Sn. Şirinoğlu’nun sözlerinin genel tablosunu tek bir temel soru etrafında özetlemek mümkün: Eğer toplum gerekli maddi imkânlara sahipse, cemaat okulları neden her yıl aynı ekonomik sıkıntıyla yüzleşiyor?
İşte bu soruyla tartışmayı toplumun imkânlarının genel yönetimi zeminine taşıdı.
ERVAB Başkanı yıllardır şu fikrin savunucusudur: Okulu olan ve olmayan kurumların imkânları toplumun bir bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir. Ona göre maddi imkânları nispeten daha rahat olan kurumlar var. Oysa diğerleri, özellikle okul işletenler, her yıl devasa açıklarla mücadele ediyor. Dolayısıyla onun görüşüne göre, cemaatin sahip olduğu imkânların gerçekten ihtiyaç olan yere ulaşabilmesi için işleyen bir sistem kurulmalıdır.
Ancak bu kez Şirinoğlu sadece dayanışma çağrısıyla kalmadı.
Şeffaflık ve hesap verilebilirlik hakkında çok daha ağır sorular gündeme getirdi. Paskalya döneminde Kumkapı’da dile getirdiği kaygıları da tekrarlayarak Sn. Şirinoğlu, bazı kurumların gelirleri hakkında doğru bilgi aktarmadıklarını iddia etti. Emlakların idaresi, kira gelirleri arasındaki farklılıklar ve bazı ödemeler hakkında retorik sorular yöneltti.
Burada net bir sınır çizmek gerekir ve belirtmek gerekir ki bunlar Sn. Bedros Şirinoğlu’nun kamuya açık iddialarıdır. Ve belgelerle teyit edilmedikleri veya ilgili organların incelemesine konu olmadıkları sürece, biz bunları kesinleşmiş gerçekler olarak sunamayız.
Bununla birlikte kanaatimizce ERVAB Başkanı toplumun temsilcilerinin önünde bu kadar ağır sorular sorduğunda, cevabın da aynı netlikte verilmesi gerekir. Eğer iddialar doğru değilse – ki kanaatimizce Sn. Şirinoğlu temelsiz suçlamalar yöneltmez – bunlar belgelerle çürütülmelidir. Eğer arkalarında gerçek sorunlar varsa, ortaya çıkarılmalı ve düzeltilmelidir. Bu durumda sessizlik bir cevap değildir. Çünkü mesele artık sadece parasal değil, güven meselesidir.
Biz saatlerce “havuz sistemi” ile cemaat mülklerinden oluşan gelirlerin yönetimi hakkında konuşabiliriz. Ama ortak güven olmadan ortak havuz oluşturulabilir mi? Bir kurumdan, diğerleri gerçek gelirlerini, giderlerini, yükümlülüklerini ve imkânlarını aynı masaya koymaya hazır değilse, imkânlarını başkasıyla paylaşması beklenebilir mi?
Demek ki yukarıda da belirttiğimiz gibi “havuz sistemi” öncelikle parasal bir mesele değil, bir güven sistemidir. Güven ise şeffaflık, doğru bilgi ve hesap verebilirlikle inşa edilir.
Bu sebeple Başkan Şirinoğlu’nun bazen yükselen sesinin ardında sadece öfke görmek, meselenin özünü atlamak anlamına gelir. Müdahalelerinde uzun zamandır biriken bir memnuniyetsizlik de açıkça görülüyordu. Yıllardır aynı sorunlar hakkında konuşuluyor, oysa okulların açıkları katlanıyor ve toplumsal imkânları tek bir bütünlük içinde kullanmanın pratik bir yolu oluşturulmadı.
Ancak ERVAB Başkanı’nın eleştirileri de doğal olarak kendisinin başkalarından talep ettiği aynı ölçüye tabi olmalıdır. Şeffaflık talebi seçici olamaz. Eğer toplum hesap verebilirliğin yeni bir dönemine girecekse, bu ilke büyük küçük, zengin fakir tüm kurumlar için geçerli olmalıdır. ERVAB da burada sadece şikâyetlerin ve karşılıklı suçlamaların platformu olmak yerine, denetlenebilir bilgilere dayalı bir platforma dönüşebilmelidir.
24 Ağustos toplantısı belki hazır bir çözüm getirmedi. Ama artık gizlenmesi zor olan gerçeği açık masaya koydu: Eğitim kurumlarımızın sıkıntısı sadece bütçe meselesi değil. O aynı zamanda yönetim, iş birliği ve karşılıklı güven bunalımıdır.
Şirinoğlu’nun sözlerinin değeri belki de buradadır. Masaya “rahatsız edici” sorular koydu. Şimdi sorumluluk herkesindir: Bu soruları kişisel çatışmalara dönüştürmemek, belgelere dayalı cevap vermek ve çözüme dönüştürmek için.
Cemaatimizin yüksek sesli suçlamalardan da, sessizlikle bastırılmış sorunlardan da kazançlı çıkmayacağı açık bir gerçektir. Sadece sahip olduklarını ve olmadıklarını iyi bildiği, hesaplarını açık tuttuğu ve sorunlara öncelik sırasına göre çözümler bulduğu zaman kazanır.
Bardağın boş tarafını, onu doldurmak için, görmek gerekir. Eleştiri ise ancak yapıcı olmayı amaç edindiği zaman değer kazanır, yeni çatlaklar açmaya sebep olduğu zaman değil. İşte ERVAB’ın önündeki gerçek sınav budur.
MARMARA

