İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İnsanlık Barışı Bulamadı Hâlâ…

Yakup Cemel

İnsanlık barışı bulamadı hâlâ… Stefan Zweig’dan bir alıntı ile başladık. Roman, öykü, oyun, biyografi yazarı ve gazeteci Stefan Zweig, 1881 yılında dünyaya gelir. 1920-30’lu yıllarda kariyerinin zirvesini yaşar. Yaşamı boyunca Avrupa’daki değişime bire bir tanıklık eder. 1934’te Nazilerin baskısı yüzünden Avusturya’dan ayrılmak zorunda kalır. Önce İngiltere daha sonrasında ise Brezilya’ya göç eder. Brezilya’da Rio de Janerio’da eşi Lotte Maria ile intihar ederler. Eserleri en çok okunanlar arasındadır ve birçok dile çevrilir. 1942 yılında intihar ettiğinde arkasında birçok eser bırakır. Bu birçok eser içinde İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlanan “Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor” isimli kitabı Gülperi Sert’in çevirisi ile okudum. Kitabında üç menkıbeyi kendi tarzı ile yorumlayan Stefan Zweig; ele aldığı menkıbelerdeki karakterleri Tevrat’tan, Eski Ahit’ten ve kutsal Hindu metni Bhagavat Gita’dan almıştır.

Kitaba da ismini veren  “Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor” ilk menkıbedir. Kısaca bahsetmek gerekirse Rahel Yakup peygamberin eşidir. Yakup Rahel’e âşık olur, babası Lavan evlenmelerine müsaade etmez. Yakup Lavan’ın yanında yedi yıl çalışırsa kızı ile evlenebileceğini söyler. Yedi yıl sona erdiğinde ise bir kumpas kurularak Rahel yerine kardeşi Lea ile evlendirilir. Bir dolandırıcılık hikâyesi gibi… Hikâyeye aşk, entrika, ihanet eklenir ve en sonunda Yakup Rahel ile dünyaevine girer. Rahel sevdiğine kavuşunca mutluluğa ulaşır. Bu bireysel mutluluk sonrası sorgulamaya başlar. Bu kadar acının ve ıstırabın sorumlusunun kim olduğunu düşünür ve kendisini içsel bir muhasebenin içinde bulur. Kitabın adında olduğu gibi Rahel Tanrı ile hesaplaşır.  Gerçekler ve doğrular hakkında eleştirel bir tavır takınır. Rahel’in farkındalığı artar, dünyayı algılama biçimi değişir ve dünyaya başka açılardan bakmaya başlar. İç dünyası ile gerçek dünya arasında kozlarını paylaşır. Otorite kim olursa olsun hesaplaşmaya başlar…

C:\Users\Flape\Downloads\WhatsApp Image 2024-07-01 at 10.59.43.jpeg
Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor İş Bankası Kültür Yayınları

Kitapta üçüncü sırada, benim ise ikinci olarak bahsedeceğim “Ölümsüz Kardeşin Gözleri” isimli menkıbe kutsal Hindu metninden referans alınmış. Bu menkıbe Virata adındaki bir savaşçıyı konu alıyor. Hükümdar bir isyanı bastırmak için Virata’yı görevlendirir. Bu cengâver savaşçı isyanı bastırır ancak farkında olmadan abisini öldürmüş olur. Büyük bir pişmanlık ve keder içinde kendini sorgulamaya başlar. Abisinin gözlerini ve bakışlarını sürekli üzerinde hisseder. Hükümdar bu büyük savaşçıyı onurlandırmak, ödüllendirmek ister. Virata tüm bunları reddetmeden önce hükümdara söyledikleri, insanlığımızı sorgulatacak cinstendir:

“Görünmez olan bana bir işaret gönderdi ve yüreğim ne istediğini anladı. Ben ağabeyimi öldürdüm ve gördüm ki birini öldürmek aslında kardeşini öldürmek demektir. Ben savaşta ordularınızı yönetemem, çünkü kılıç güç demektir, güç de adaletin düşmanıdır. Öldürmek günahtır ve kim bu günaha ortak olursa o da katildir aslında. Fakat ben insanlara korku salmak istemiyorum, bana gönderilen işareti inkâr edip, öldürmek günahına ortak olmaktansa, bir dilencinin ekmeğine ortak olurum daha iyi. Sonsuz dönüşüm içinde kısadır insan hayatı, izin ver bundan böyle adil biri olarak yaşayayım.”

Adil olmanın yanında dünyayı yaşanılası bir yer haline getirmek için değişimin kendimizden başlaması gerektiğini düşündürtüyor. Sadece bunun yetmediği, eylemsizliğin değil de eyleme geçmenin önemini anlatan bir öykü.

Kitaptaki ikinci sırada olan ama benim son olarak bahsedeceğim menkıbeye, Üçüncü Güvercinin Hikâyesi, geçmeden önce Zweig’ın intihar mektubuna dönmek isterim. İntihar mektubundaki son satırları şu şekildedir:

“Bütün dostlarımı selamlarım! Umarım, uzun gecenin ardından gelecek sabahın kızıllığını hala görebilirler. Ben, çok sabırsız olan ben, onların önünden gidiyorum” diyerek Rio de Janerio da intihar ediyor. Yüzlerce kuş türünün olduğu Rio’da hayata gözlerini yuman Zweig; “Üçüncü Güvercinin Hikâyesi”  isimli menkıbede Nuh Tufanı’ndaki güvercinlere atıfta bulunarak bizi dünyadaki savaşlar, ölümler ile yüzleştiriyor. Üzücü olan ise Zweig’ın bunları kaleme almasının üzerinden neredeyse yüz yıl geçmesine rağmen insanlığın savaşlardan, ölümlerden ders almamış olması…

Stefan Zweig’ın intihar mektubu. Kaynak: The Librarians

“Üçüncü Güvercinin Hikâyesi” demin de bahsettiğim gibi Nuh’un Gemisi’ni konu alıyor. Herkesin bildiği hikâye… Tufandan kurtulmak ve yaşama devam etmek için bütün hayvanlardan bir çift gemiye alınır. Tufan başlayıp her taraf sular altında kalınca karayı bulmak için bir güvercin gemiden salınır. Doğuya uçar, batıya uçar, fakat her yeri sular kaplamıştır. Güvercin dinlenecek tek bir yer bile bulamaz. Kanatları da yavaş yavaş yorulmaya başlar. Bu nedenle yeryüzündeki tek karaya, gemiye döner. Nuh, suların biraz çekilmesini bekler ve yedi gün sonra haber getirmesi için ikinci güvercini gemiden salar. Güvercin sabah erkenden uçup akşam geç saatlerde geri döndüğünde suların yeryüzünden çekildiğinin işareti olarak gagasında zeytin ağacından yeni koparılmış bir yaprak taşır. Böylece Nuh, ağaç tepelerinin suyun üstünde olduğunu ve bu sınavı başarı ile atlattıklarını anlar. Zweig burada devreye giriyor ve bu kısımlarda kendi yorumunu ekliyor. Bir yedi gün daha geçtikten sonra Nuh haber getirmesi için üçüncü güvercini salar dünyaya, ancak üçüncü güvercin bir daha geri dönmez. Aslında burada bir parantez açıp ikinci güvercinin getirdiği zeytin dalının barışı simgelediğini hatırlatmak isterim. Zweig’a göre de üçüncü güvercin, ikinci güvercin ile tezat oluşturuyor. Üçüncü güvercinin neden geri dönemediğini ise Zweig bize bu satırlar ile cevap veriyor, bunun üzerine tek bir kelime bile etmeden sözlerimi sonlandırıyorum…

“…barışı bulmak için dünyamızın üzerinde uçup durmuş, fakat ne tarafa doğru uçtuysa sadece bu yıldırımları ve insanların şimşeklerini görmüş, dünyanın her yerinde savaş varmış. Bir zamanlar sular altında kaldığı gibi kan ve ateş denizi altında kalmış yeryüzü… Ne yazık ki bugün bile hala dinlenecek yer bulamadı güvercin, insanlık da barışı bulamadı hâlâ…”

Kaynaklar

https://www.iskultur.com.tr/yazarlar/stefan-zweig

https://www.iskultur.com.tr/rahel-tanriyla-hesaplasiyor.aspx

S. Zweig, Rahel Tanrı’yla Hesaplaşıyor, İş Bankası Kültür Yayınları, Çevirmen: Gülperi Sert, 13. Baskı, 2018.

https://www.avlaremoz.com/2024/07/19/insanlik-barisi-bulamadi-hala-yakup-cemel/?utm_source=rss&utm_medium=rss&utm_campaign=insanlik-barisi-bulamadi-hala-yakup-cemel

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın