İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sözde ”Ermeni soykırımı” savunucusu Taner Akçam yine sahnede

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***

MURAT İNCE

12.05.2021

Taner Akçam denilince akla ilk önce 1985 yılında Avrupa’da Dev-Yol hareketini bölerek Alman devletinin çıkarları ile birebir örtüşen “Göçmen Hareketi”denilen grupçuğu oluşturması ve devrimci değerlerden hızla uzaklaşması gelir. Dev-Yol’un ikiye bölünmesi sonrası İbrahim Sevimli (Ali Dayı) örgütün çoğunluğunu arkasına alarak ölene kadar mücadelesine devam etti. Taner Akçam ise genel yayın yönetmenliğini şimdilerde Aleviciliği meslek edinen Turgut Öker’in yaptığı “Göçmen Dergisi” aracılığıyla vatandaşlarımızın arasına nifak tohumları ekmek için uğraştı. Taner Akçam-Turgut Öker ikilisi Alman devletinin sağladığı “olanaklardan” yeterince yararlandılar. Birisi paraşütle Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu ve daha sonra Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu aracılığıyla Alevilerimizin başına musallat edildi. Diğeri ise Merkezi Almanya’nın Hamburg kentinde bulunan kötü ünlü “Orient Enstütüsü”nün elemanlarından Dr. Tessa Hofmann aracılığıyla devşirilen Taner Akçam profesör yapıldı!

Taner Akçam’ın yolunun Berlin derin devleti tarafından açılmasının ardından Ermeni diasporası tarafından taltif edildi ve övgüler düzülen kişi olarak pazarlandı. Ermenistan devletinin ilgisine de mazhar olan Taner Akçam “Türkiye tarihinin hakkından” gelmek isteyenlerin kervanına katıldı! O artık Türkiye düşmanlarınca tanınan, aranan ve ABD’ye davet edilenler listesindeydi ve bundan büyük gurur duyuyordu!

Taner Akçam’ı ilk olarak bölünme döneminde Dev-Yol’un Stuttgart’da ki derneğinde İbrahim Sevimli (Ali Dayı) ile birlikte görmüş ve tartışmalar sırasında yapılan uyarılar (Aydınlıkçı olmamdan dolayı) neticesinde dışarı çıkmam istenmişti.

Haziran 1986 tarihinde yayınlanan Göçmen adlı broşür’de Ekim 1986’da Göçmen Dergisi’nin düzenli çıkacağı açıklanıyor ve perspektifler sunuluyordu. Ömrü fazla sürmeyen “Göçmen Hareketi” çevresi dağılmış ve başı çekenler kariyerlerine kavuşunca ne geçmiş kalmış ve ne de arkadaşlıklar!

TÜRKİYE’Yİ KARIŞTIRMA DA GÖREV ÜSTLENMEK

Taner Akçam profesörlüğü kapınca son gaz Türkiye’nin ne kadar soykırımcı olduğunu ispata yönelik kitaplar yazmaya başladı. Dr. Tessa Hofmann geleneğini devralan Akçam 1915 yılında yaşananları tersyüz ederek ve çarpıtarak alıcısının beğenisine sunuyordu. Onun tek derdi tanınmak, ünlenmek ve adının şöhret kazanmasıydı. Dev-Yol Avrupa’da bölündüğü dönemde arkadaşları onun örgüt içinde kariyerist olarak bilindiğini söylemişlerdi!

Eski solcu Taner Akçam son günlerde yine gündeme geldi. İbrahim Güçlü başta olmak üzere yüzlerce Kürtçü Taner Akçam’ın son açıklamasına ateş püskürdü. Taner Akçam Gazete Duvar’da Filiz Gazi’ye verdiği röportajda;“19. yüzyıl feodal toplumunda örneğin; Kürt bölgelerinde Kürt ağaları, evlenen Ermenilerin ilk gece hakkına sahiplerdi’’ dedi ve kıyametler koptu! Ama bu Taner Akçam’ın umurunda değildi! O yaptı yapacağını!

Taner Akçam Türkiye’de farklı etnik kökene sahip vatandaşlarımızı birbirine düşürmek için uğraş veriyor. Ne Kürt vatandaşlarımız ve ne de diğer etnik kökene sahip olan vatandaşlarımız zerre kadar Taner Akçam’ı ilgilendirmiyor. Yeter ki Türkiye içinde etnik kargaşalıklar derinleşsin de yazdıkları haklı çıksın. Çünkü o tüm yatırımını soykırım safsataları üzerine kurguladı. Taner Akçam’ın iddiaları yalnızca ABD’yi, Ermenistan’ı, diasporayı ve Tessa Hofmann’ları memnun eder.

TANER AKÇAMLARDAN KURTULMAK

Taner Akçam ve benzerlerinin Türkiye’yi emperyalist merkezlerin gözüyle bakarak yargılamaları uyarıcı olmalıdır. Gittikleri yerleri zehirleyen bu zevatın çalışmalarını yok sayan ve zarar vermez diyenler yanlış yaparlar.

Türk/Kürt çatışması provokasyonu tutmadı. Sünni/Alevi çatışması yaratma kışkırtması da tutmadı. Şimdi ise etnik kökenleri farklı olan vatandaşlarımızı kapıştırma senaryosuyla karşı karşıyayız. Bununda tutmayacağına kesinlikle eminiz. Ama bu girişimler içinde yer alanları teşhir etmemek ve bölücülüğü propaganda etmeye yönelik çalışmalarına göz yummak anlamına gelmemeli.

Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını bahane ederek ve göçmenler politikası üzerinden bölücülüğü besleyen çalışmalar yapmak 1990’lı yıllarda yaygınlık kazanmaya başlamıştı. Türk toplumu azınlık mı, entegrasyona (bütünleşme-asimilasyonun ön kapısı) eğilimi ne vaziyette, yabancı olmalarından kaynaklanan ayrımcılığın etkileri hangi boyutta, eğitimde fırsat eşitliği nasıl sağlanır, işsizlik, yabancı olmaktan kaynaklanan iş bulmada karşılaşılan aksaklıklar, Neonazi-ırkçı/faşist saldırılara karşı ne yapmalı gibi pek çok mesele ortada dururken sözde “Ermeni soykırımı” emperyalist yalanına sarılmak ve sözcülüğünü üstlenmek Taner Akçamlara görev olarak tevdi edildi! Avrupa’da yaşayan Türk toplumunu bölmek, Kürdümüzü içten bölmek, Sünnilerimizi bölmek, Alevilerimizi bölmek ve hepsini birbirine düşürmek Akçamların esas ilgi alanını oluşturuyor.

Türkiye’nin sol örgütlerinin bir kısmının emperyalizmin dümen suyunda sözde Ermeni soykırımı, Süryani soykırımı, Rum soykırımı, Dersim soykırımı, Keldani soykırımı gibi yalanlara sarılmaları onları sol olmaktan çıkarmıştır. Yurt dışında düzenledikleri etkinliklerde emperyalizmin ağzıyla sözde soykırımlarla “yüzleşelim”, “tanıyalım”, “kabul edelim” “özür dileyelim” denilerek Türkiye suçlanır. Bu tavırları neticesinde ABD’nin kara gücü PKK’nın kuyrukçusu olmuş, yurtlarına yabancılaşmış, başkalaşmışlardır. 

Avrupa’da yaşayan beş milyona yakın vatandaşımızın (pek çok Avrupa ülkesinin nüfusundan fazla) böylelerinin eline düşmemesi için T.C. devletine ve hükümetlerine büyük sorumluluk düşüyor. Oraya özgü özel siyasetlerin geliştirilmesi, birlik ruhunun canlandırılması ve bölücülüğün etkisinin kırılması için mücadele eden dernekler/kurumlar desteklenmeli ve güçlenmeleri yönünde çalışılmalı. Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın sorunlarını ve Türkiye ile irtibatlarını esas alan bir bakanlığın kurulması zorunlu hale gelmiştir. Çünkü artık beş milyon vatandaşımız Türkiye için kayıp değil çok büyük bir kazanımdır ve pek çok ilişki içinde köprüdür.

Taner Akçamlar, Turgut Ökerler, Can Dündarlar, Doğan Akhanlılar, Orhan Pamuklar bu güzelim topraklara hiç yakışmıyor! Türkiye onlar için yabancı bir ülke! Onların vatanları ise…


https://www.ulusal.com.tr/sozde-ermeni-soykirimi-savunucusu-taner-akcam-yine-sahnede-makale,8796.html

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın