İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Susurluk’taki madenin önemi neydi

***HyeTert, bu kaynağın ve/veya içeriğin yanlış ve/veya yanıltıcı bilgiler ve/veya soykırım inkarcılığı, ırkçılık, ayrımcılık ya da nefret suçu içerdiği/yaydığı kanısındadır. Metni paylaşmadan önce bu uyarıları göz önüne alarak, içeriği ve/veya kaynağı güvenilir kaynaklardan kontrol ediniz.***
Güran Tatlıoğlu
1918 yılında Birinci Dünya Harbi’nin sonunda Osmanlı Devleti Almanya ile beraber mağlup olmuş, galip devletler İngiltere, Fransa ve Italya, Yunanistan’la birlikte Türkiye’nin çeşitli bölgelerini, İstanbul ve İzmir dahil işgal etmiştı. Yunan orduları Batı Anadolu’da baş işgalci olarak bir çok köy, kasaba ve şehre yerleşmiş, buraların yönetimine el koymuştu. Yunan askerleri yerli Rum ve Ermenilerin işbirliğiyle yerli Türk halkına zulme başlamış, kadın ve kızlara tecavüzler olmuş, işkenceler, dövmeler, talanlar ve öldürmeler sıradan hale gelmişti.
Halk bitkin ve yorgundu. Yıllarca süren savaşlardan ve mağlubiyetlerden sonra ümitsiz, bezgin ve yoksuldu. Devlet yönetimi nerede ise çökmüş, asayişi sağlamak sorun haline gelmişti. Böyle bir ortamda çeteler türemişti. Bunların bir kısmı işgal kuvvetlerine karşı savaşmak amacını taşıyor, işgale karşı çıkıyor, işgali onaylayan İstanbul hükümetine isyan ediyordu. Çetelerin bir kısmı ise sadece eşkiyalık yapmak , bu kaotik ortamda baskınlarla, tehditlerle yerli halktan ne çalabilirlerse çalmayı ve zenginleşmeyi amaçlıyordu. Bir başka grup ise İstanbul hükümeti tarafından, oluşmakta olan isgalcilere direniş hareketlerine karşı çıkmakla, görevlendiriliyordu. Ülkede padişah taraftarları da ikiye bölünmüş bir kısmı zamanın en güçlü devleti Ingiltere’nin himayesini, bir kısmı da Amerikan mandasını istiyordu. Bunlara karşı Mustafa Kemal ve arkadaşları bağımsız bir Türkiye için mücadele ediyorlardı.
Mondros anlaşmasından sonra 50 gün yaşayabilen İstanbul’daki meclis, 21 Aralık 1918’de padişah tarafından feshedilmişti. 1920’de bir yıl aradan sonra Mustafa Kemal’in Ankara’da bir meclis toplayacağı ortaya çıkınca Osmanlı Meclisi 1920 ocağında yeniden açıldı. İki ay yaşayabilen bu meclis 16 Mart 1920’de İngiliz işgal güçleri tarafından dağıtıldı, milletvekilleri tutuklandı ve Malta adasına sürgüne gönderildi. Nihayet 23 Nisan 1920 ‘de, Türkiye Büyük Millet Meclisi Mustafa Kemal’in önderliğinde açıldı. Ankara hükümeti, işgal kuvvetleri ile savaşmanın ve başarılı olabilmenin ancak düzenli ordu ile olabileceğine karar vermişti.
SUSURLUK’UN ÖNEMİ
Susurluk, Mustafa Kemal Paşa, Bandırma, Manyas, Balıkesir ve Bursa bölgelerinde işgal kuvvetlerine karşı, harbin bitimi 1918’den itibaren, Kuvvay-ı Milliye adı altında yerel gerilla hareketlerini yapan guruplar arasında Çerkez Ethem, özellikle önem taşımaktadır.
Çerkez Ethem 1880 yılında Bandırma’da doğdu. Şapsığ Çerkez boyundan Ali Bey’in beş oğlundan en küçüğü idi. İki büyük ağabey, Reşit ve Tevfik Beyler 1901 ve 1902 ‘de Harbiye’den mezun olmuş ve Osmanlı ordusuna katılmıştı. Diğer iki kardeş İlyas ve Nuri Beyler ise Rum çeteleri ile çarpışırken ölmüştü. Varlık sahibi Ali Bey Ethem’in orduya katılmasını istememişti. Fakat Ethem kaçak olarak Bandırma’dan Istanbul’a gelmiş Bakırköy’deki Suvari küçük Zabit Mektebine (Astsubay Okuluna) girmişti.Balkan savaşında Bulgar çephesinde çarpışmış ve gösterdiği yararlılıklardan dolayı madalya almışdı. Çerkez Ethem Birinci Dünya Harbinde Eşref Kuşbaşı’nın yönettiği Osmanlı Devleti’nin gizli teşkilatı Teşkilat-ı Mahsusa emrinde İran, Irak ve Afganistan’da gerilla savaşlarına katılmış ve yaralanmıştı. Bu nedenle memlekete geri dönmüştü.


OdaTv

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: