İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

“KORSELERE, SÜTYENLERE BASA BASA YÜRÜDÜK”

Annem Sona’nın 6-7 Eylül Tanıklığı 

Rehan Nişanyan

7 Eylül’de Sona ve nişanlısı Vağarş adadan İstanbul’a inmişler; babam Vağarş Heybeli’den, Sona Kınalı’dan binmiş vapura. Şehre iniş sebepleri Şişli Sıracevizler caddesinde daha önce görüp beğenmiş oldukları evi kiralamak; iki ay sonra evlenecekler. Ev sahipleri Madam Froso ve Müsü Stelyo Rum, diğer apartman sakinlerinin de hepsi Rum. Bu, Rumca’yı iyi bilen Sona’yı sevindirmiş.

Yalnız, vapur yolcularında o gün bir tuhaflık var.  Sanki herkesin “nutku tutulmuş,” korkutucu bir sessizlik hâkim.

Karaköy’den Yüksekkaldırım’a saptıklarında gördükleri manzaradan Sona ve Vağarş’ın da “nutku tutulur.”  Yol ortası ve kaldırımlar elbise, kumaş, şapka, çamaşır yığınlarıyla göz alabildiğince kaplanmış. Nedense yokuşun kenarından su akmakta ve yerlerdeki mallar ıslaktır. Karşı istikametten “Ya Taksim Ya Ölüm” diye nara atan, dörder kişilik gruplar peş peşe, asker adım onlara doğru gelmekte. Geri dönmek imkânsız.   “Korselere, sütyenlere basa basa yürüdük,” diyor annem, feci ortamın detaylarını 64 yıl sonra capcanlı hatırlayarak.

Aç tsakh mi nayir kale, (Sağa sola bakma yürü)” der Vağarş şok halindeki Sona’ya, ve buzdolapların, ev eşyalarının, tabak çanakların, kürk paltoların üzerinden atlaya atlaya, “rap rap” gelen adamlardan sakına sakına, yağma edilmiş dükkanların önünden İstiklal Caddesinden Taksim’e yürürler.  Orada babaannemin bir Türk arkadaşının yazıhanesine sığınmayı akıl ederler ve ofisin penceresinden yıkımı izlerler.

O gün daha sonra nihayet Şişli’deki apartmana varmayı başarırlar. Madam Froso korkudan “limon rengindedir,” diğer Rum komşular “mumya gibi.”  Çapulcular kapılarına gelmiş, kapıcı Zekerya birkaç aylık bebeği Mümtaz’ı kucağına alıp bina kapısının önüne oturmuş, gelenlere “burda gavur yok, gidin lan” diyerek içeri girmelerine engel olmuş.

O kıyamet günü kiralanan Şişli Sıracevizler cad. 84/6’da 1980’lere kadar oturduk.  Madam Froso, Zekerya’nın karısı Kiraz ve kızları Güler’le çok yakındı.  Benim çocukluğumda apartman sakinleri birer birer Yunanistan’a göçtü.  En son gidenler Madam Froso’lar oldu. Yunanistan’da çok mutsuz olmuş diye duyduk. Güler’e gelip yanında kalması için yalvarmış, ağlamış, o da galiba kısa bir süreliğine gitmiş.

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: