İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Arşil Gorki – Vostanik Manuk Adoyan’ın Anısına

(5/4/1904-21/7/1948)

Yaşamı bir trajedi ile başlayıp yine bir trajedi ile sona eren ünlü ressam Arshile Gorki 20.y.y. Amerikan resim sanatının en önemli simalarından biri olmayı başarmış15 Nisan 1904 tarihinde VAN doğumlu bir Ermeni: Kilise kayıtlarına göre adı Vostanik Manuk Adoyan. Vostanik Manuk henüz 6 yaşındayken babası çalışmak için eşini ve çocuklarını Van’da bırakarak Amerika’ya gurbet yoluna çıkar, Vostanik 11 yaşında 1915 Felaketini yaşar, kırım nedeniyle  annesi ve kızkardeşi ile Erivan’a göç etmek zorunda kalır. Ancak felaketler orda da peşini bırakmaz, Erivan’da sıkıntılar, sefalet ve yoksulluklar yaşar, henüz 15 yaşında iken, annesi açlık ve yoksulluktan ölür.

9 ay süren uzun bir yolculuktan sonra Vostanik ve kardeşi Hartuş birlikte New-York’un Ellis adasına ulaşırlar. 1920 yılında artık iki kardeş Amerika’da babalarının yanındadırlar, ancak sıkıntılar ve zorluklar peşlerini bırakmaz, çetin bir yaşam mücadelesine girişirler.

Vostanik Amerika’da kendini, hayranı olduğu yazar Maksim Gorki’nin akrabası, Arshile (Arşil) Gorki olarak tanıtır. 1922 yılında Boston’da ”New School of Design” adlı bir sanat akademisine kaydını yaptırır, daha sonraları aynı akademide öğretim görevlisi olarak görev alır, Amerika resim sanatının  önemli kişilerine  hocalık yapar.

 

Arşil Gorki hayatının hiçbir döneminde, yaşadığı felaketleri resimlerine yansıtmamıştır, fakat, yaşadığı büyük trajedileri de tamamen içselleştirmiştir.

 

1930’lu yıllarda, dönemin bir çok ressamları gibi o da çok yoksuldu: 1920’li yıllarda Picasso, Miro, Matisse gibi ünlü ressamların geliştirdiği Post-Empresyonizm akımın etkisine rağmen, 1940 lara doğru kendi çizgisini yakalamış, özellikle 1942-1945 yılları arasında New York sanat ortamının  önde gelen lider sanatçısı olmuştur: Bir çok sanat eleştirmeni soyut dışavurumculuğunun başlangıcını Arshile Gorki’ye bağlarlar.

 

Ancak, onun hayatının bu en verimli yılları üst-üste gelen felaketlerle kesintiye uğrar, önce atölyesi yanar, sonra kanser olduğunu öğrenir, geçirdiği trafik kazasında resim yaptığı sağ elini yaralar ve felç geçirir.

 

Vostanik  Manuk Adoyan’ın, 1912 yılında  henüz 7 yaşında iken  babasına  yollanmak  üzere annesiyle  çektirdiği bir fotoğrafı vardır, bu fotoğraftan  yola çıkarak yaptığı iki resim onun annesi ile ilgili duygularını yansıtır. Bir söyleşide şöyle anlatır bu ilişkiyi: ”Resim yaptığım zaman sık sık kendime öyküler anlatırım, yaptığım resimlerle alakası olmayan öyküler, çocukluğumda annemin uzun önlüğünü yüzüme kapatıp gözlerimi yumduğumda pek çok öykü dinlerdim ondan, portresinde gördüğünüz gibi, bir uzun beyaz bir önlüğü, bir de işlemeli önlüğü vardı annemin, annemin  bana anlattığı öyküler ve önlüğündeki işlemeler kafamda sık sık  birbirine  karışırdı. Tüm hayatım boyunca annemin anlattığı öyküler ve önlüğündeki işlemeler belleğime resim olarak yerleşmiştir.”

 

Bu resimden yola çıkarsak yaptığı ”Sanatçı ve Annesi” adlı eserine, 1926 yılında başlamış ve asla bitirememiştir. Yine aynı söyleşide bu durumla ilgili olarak şunları söyler: ”Birşey bittiği zaman ölmüş demektir, ben sonsuzluğa inanırım. Hiçbir zaman bir resmi tamamlamam, yani bitirmem” Arşil Gorki ölümünü asla kabullenemediği annesinin yaşamını, iç dünyasında sürekli yaşattığı gibi, onu eserinde de yaşatmaya çalışmıştır.

Sanatçı ve Annesi adlı resimde annesinin elleri yarım bırakılmış ve ayrıca esas fotoğraftaki Arşil’in (Vostanik’in) elinde tuttuğu çiçekler de bu resimde silinmiş. O bitmemişlik duygusu ve melankoli adeta tüm resme hakimdir.

Arşil Gorki’nin çocukluğunda yaşadığı büyük felaketin izlerini, sadece bu eserinde yansıttığını görebiliriz. Yaşadığı acı ve dramları, bu resim dışında, diğer hiçbir eserinde yansıtmamıştır, ama onları adeta içselleştirmiştir. Tıpkı ismini aldığı mitolojideki AŞİL (Akhileus- Yunan mitolojisinin önemli kahramanlarından biri) gibi annesi tarafından ölümsüzleştirilen   biri olmak istemiş, acıları içine gömmüş ve Aşil (Akhileus) gibi sağlam ve dayanıklı olmayı denemiştir. Fakat Arşil Gorki’nin zayıf yanı çocukluğundaki anılar olmuş, annesine duyduğu sevgi onu hiç yalnız bırakmamış ve çocukluğunda yaşadıklarının etkisiyle yaşadığı buhranları yenemeyerek 1948 yılında kendini asarak intihar etmiştir.

Dr. med. Sarkis Adam

-1-638.jpg

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: