İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Patrik Seçimi – Yeniden

Kirkor Döşemeciyan / İstanbul 22 Şubat 2018

Değerli dostlar,

Bu yazıya başlarken öncelikle aramızdan bir yıl önce ayrılan sevgili Murat Bebiroğlu’nu kişiliği ve ardında bıraktığı çok değerli çalışmaları ile bir kez daha anıyorum.

Bugün birlikte olabilseydik eminim söyleyecek çok şeyi olurdu.

Nur ve huzur içinde yatsın

 

Yaklaşık 10 yıl geçti ve Patrik Seçimine ilişkin çabalarımızda neredeyse başladığımız noktaya geri dönmüş durumdayız.

Önce geçmişi kısaca hatırlamakta yarar olacaktır sanırım.

2009 yılı ikinci yarısında Patrik Mesrob II Hz.lerinin rahatsızlığı görevini yapmasını engelleyecek düzeye geldiğinde başlatılan “seçim” süreci “Eş Patrik mi? Patrik mi?” karmaşası sonunda devlet önerisi ile bir “Genel Vekil” seçimi, yıllar sonra bir “Patrik kaymakamı-Değabah” seçimi, ”Patriği emekli etme” garabeti, ”Genel Vekili görevden alma”  gibi evrelerden geçtikten ve cemaate tarih önünde hesabı hiç verilemeyecek 9 yıl kaybettirdikten sonra 05 Şubat 2018 tarihinde İstanbul Valiliğinden gelen bir yazı ile sona erdi.

İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu 06 Şubat 2018 tarihinde cemaat mensubu bazı kişileri Çırağan Oteline davet ederek bu yazının içeriğini bu kişilere bir kez daha izah ettiler. Bu davet sırasında katılanlardan görüş isteyen Sayın Bakan bunları da dikkate alacaklarını ve yakın gelecekte yine bir araya gelineceğini söylediler.

Bundan sonrası için aklıma gelenler ise şöyle.

Süreci sonlandıran Valilik yazısı esas olarak 2 ana noktayı vurgulamaktadır:

1-Patrik Genel Vekili Aram Srp. Ateşyan’ın görevi devam ediyor,

2-Muhtelif yargı kararlarına göre “Sağlık sorunları” Patriklik makamının boşalması nedenlerinden biri değildir. Makam boş olmadığına göre “Kaymakam” seçimi de geçersiz, dolayısıyla bu seçim ve sonrasında yapılan bütün işlemler hukuken butlan yani temelsiz ve hükümsüzdür.

Yazıda açıkça ifade edilmemesine rağmen Patrik II. Mesrob Mutafyan hayatta olduğu sürece “yeni” bir Patrik seçiminin mümkün olamayacağının kastedildiğini çıkarsamak zor değil. Ancak seçim yapamamanın ardından, seçilmemiş bir Genel Vekille cemaat yönetiminin sürdürülmesi mecburiyeti ortaya çıkmaktadır. Bu durum ise hem seçim bekleyen/isteyen toplumu mutlu etmeyecek hem de atacağı her adımın sürekli eleştirileceği, yetkisinin tartışılacağı bir Genel Vekil’in varlığına, onun kişisel huzursuzluğuna sebep olacaktır.

Bu sarmaldan çıkılabilir, ancak bu kez yaşananlardan ders alarak durumun doğru değerlendirilmesi ve hesaplı adımlar atılması koşuluyla.

Hatırlanacağı üzere 2009 yılında Patrik hayatta fakat görev yapamıyorken Patriklik makamını “seçilmiş bir din adamı”na devretme arzusu “Eş Patrik” seçeneğini gündeme getirmişti. Bu seçeneğin uygulama zeminine sokulması için Ruhani Kurul, dini yetkililer ve sivil kesimin çoğunluğu arasında mutabakat oluşmuş, durumun sıra dışı olması sebebiyle günün Başbakanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a bir görüşme sırasında bilgi verilerek sürecin yürütülmesi için görüş ve destekleri talep edilmişti. Sayın Erdoğan’ın olumlu bakışı ile de Ruhani Kurul Türkiye Ermeni Kilisesine bir Eş Patrik seçme talebini yazılı olarak İstanbul Valiliğine ulaştırmıştı.

Bu başvurudan yaklaşık bir ay sonra Valiliğe verilen, sonuçları herkesin malumu olup burada yeniden tartışılmasında hiç yarar görmediğim, ikinci bir dilekçe işleri karıştırıp 9 yıllık bir kayıpla yeniden başladığımız yere dönmemize sebep oldu.

Şu anda bulunduğumuz noktada seçim yapılamazmış gibi görünmekle birlikte Devlet seçim yerine vekâletle yönetimin ne derece güç bir yol olduğunu, sıkıntılara sebep olacağını çok iyi bilir. Bu yüzden resmi makamlar Patrik seçememenin sonuçlarını kendi deneyimleri ile öngörecek ve önereceğimiz çözüm odaklı teklifleri muhakkak  dikkate alacaklardır.

Bu durumda akla en yakın çözüm de sürecin en başında olduğu üzere yeniden “Eş Patrik” seçimini talep etmemiz olacaktır.

Geçmişte bu seçime itiraz edenleri iki grupta toplamak mümkündür. İlk grup Patrik Mutafyan karşıtları -hatta hasımları- idi ki bunların emeli Mutafyan adının bir an evvel tarih sayfalarından silinmesi olduğundan, en küçük geri dönüş ihtimalini yok etmek amacı ile Eş Patrik pozisyonuna itiraz ettiler. Aradan geçen süre bu kişilerin böyle bir ihtimali artık dikkate almayacakları kadar uzundur, bu sebeple bu kesimin karşı durma ihtimali yok gibidir. İkinci muhalif grup ise Ermeni Kilisesinin bazı diğer merkezlerinde uygulanmakla birlikte İstanbul’da hiç Eş  Patrik olmadığını öne sürerek itiraz etmişti. Bunca yıl sonra bu kesim de yakın geçmişte yaşananları dikkate alarak, diğer dini merkezlerde “Eş Patrik” kurumunun var olduğunu ve “her yeni kural veya kurulun bir ihtiyaçtan doğduğunu” kabul ederek itiraz etmemelidir.

Sanırım İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun işaretini verdiği ikinci toplantıya çözüm önerisi olarak “Eş Patrik” seçme teklifi ile gitmemiz Patrik hayatta iken “Yeni Patrik seçilemez” angajmanını aşmaya imkân sağlayacaktır.

Ancak sadece teklifle kalmayıp Sayın Bakana yardımcı olmamız da fevkelâde elzemdir. Şöyle ki toplantı sırasında kendilerine cemaatimiz için hazırlanmış bir “Patrik Seçim Yönetmeliği” tetkik ve onay için sunulabilir. Diğer yandan görüşmeye katılacak temsilcilerimiz örf ve adetlerimiz, geçmişteki seçimler vs. hakkında hazırlıklı olup, bilgi aktarabilir, toplumumuza hakim olan seçim arzusunu eksiksiz ifade edebilirler.

Umarım bu kez başarırız.

Kirkor Döşemeciyan

İstanbul 22 Şubat 2018

İlk yorum yapan siz olun

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: