İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

KİRALIK DADYAN OKULU BİNASI VE TOPLUMUMUZUN GERÇEĞİ

Yervant Özuzun
O binanın ortak akılla toplum yararına hizmet sunacak bir konuma getirilmesinin yararına inanıyorum. Hizmet konusu ne olursa olsun velilerin, yararlananların katkıları dışında ” (mutlaka) ortak havuzun” veya “(mutlaka) artı geliri olan vakıflarımızın” Dadyan bütçesine destek olmaları gerekir. Bu konuda (mutlaka) kamu oyu oluşturulması gerekir. Ortak hareket etmeyen vakıfların (mutlaka) halka açıklanması gerekir. Ve en önemlisi de, Hep sözü edilen, Patrikhane merkezli, tüm vakıflarımızı şemsiyesi altına alan “Cemaatin Tüzel Kişiliği” ile ilgili yasal düzenlemenin yapılması gerekir.

***
Dadyan Okulunun yeni binasının açılışından sonra, eski okul binasını kiraya vermek için ilan vermişler. İmza kampanyasının başladığını öğrendik. 
OKUL BİNASI NEDEN KİRAYA VERİLMEMELİ
Bakırköy ilçesi, merkez mahalleleriyle, Yeşilköy’ü ile Türkiye Ermeni nüfusunun üçte birinden fazlasını barındıran, Ermeni okulları içerisinde en çok öğrencisi olan bir ilçe. Ve K.Çekmece’siyle, Bahçelievler’iyle, Avcılar’dan Beylikdüzü’ne kadar aktif cemaati olan bir bölge.
Böyle bir yerde, kiliseyle aynı parselde hem de iç içe okul binası gerekçe ne olursa olsun elden çıkartılmaz. Önce topluma hizmet açısından değerlendirilir. Sonra “neden ve nasıl”ı tartışılıp ortak akıl oluşturulmaya çalışılır.
Kuşkusuz, Bakırköy yönetimi yeni okul binasının giderlerini de dikkate alarak bütçesini eski Dadyan binasının geliriyle denkleştirmek istiyor.
Ama bunun için alternatifler var. Bunlar zorlanmalı.
Türkiye’deki kurumlarımız da bunların sunduğu hizmetler de her türlü mal varlıkları da hepimizindir. Türkiye Ermenilerinindir.
Artı geliri olan kimi vakıflarımızın bu gerçeği göz ardı edip, vakıflarında keyfi hareket ettiklerini, beylik kurduklarını görüyor, üzülüyoruz.
Son yıllarda bazı vakıflarımızın gelirleri bir hayli arttı. Cemaati, okulu olan, olmayan çok sayıda vakfımızda irili, ufaklı projeler, çalışmalar var. Bunlar sevindirici.
Bunların akara dönüşmesiyle, önümüzdeki yıllarda ortak artı gelir daha da artacak. Artacak da vakıf gelirlerimiz artarken nüfusumuz da her kuşakta yarıdan fazla azalıyor. (Lraper’de ölüm ve doğumların sayısına lütfen siz de bakın.)
Bir kaç kuşak sonra o binalardan yararlanacak insanımız da kalmayacak, o paraları değerlendirme imkanımız da olmayacak. Lütfen bunu görelim, “keşke” diyeceğimiz bir yanlış yapmayalım.
Yıllardır gündemde olan “ortak havuz” olarak isimlendirilen, tüm gelirlerin bir arada toplandığı ve kurumların ihtiyaçlarına göre paylaştırılacağı bir sistemi hayata geçiremedik. VADİP Başkanı Bedros Şirinoğlu şöyle diyor: ” O binanın nasıl değerlendirilebileceği konusunu toplumun akil insanları, hukukçuları ve yöneticileri bir araya gelip tartışmalı. Oradan çıkacak ortak karar neyse, hepimiz onu uygulamak için elimizden geleni yapmalıyız. Ortak havuz, yani tüm gelirlerin bir araya gelmesi gerektiğini ve harcamaların buradan yapılması gerektiğini her fırsatta söylüyorum”.  
Karagözyan Vakfı Başkanı Dikran Gülmezgil ise şöyle çağrıda bulunuyor: “…Ortak havuzu savunan ilk isimlerden biriyim. Maddi olarak gücü elinde bulunduran vakıfların ortak havuza onay vermesi lazım. Bu irade açık şekilde beyan edilirse, bunun formülü bir araya gelinip bulunur. Önemli olan konsensüs sağlanması. Buna karşı olanlar bu fikirlerini de açık şekilde yazılı olarak ortaya koymalı ve neden karşı olduklarını cemaate açıklamalı”.
Hiç kuşkusuz, kendi menfaatlerini, egolarını toplumun önünde tutan vakıflarımız var. ‘Cemaatin Tüzel Kişiliği’ olmayışının ve bu konudaki yasal boşluğun zırhına sarılıyorlar. Hatta vakıf seçimlerinin yapılmasını istemeyen yönetimler olduğunu biliyoruz. Bu da dedikodulara neden oluyor, keyfiliğin devamına zemin hazırlıyor.
Vakıflarda gönüllülük esasına göre görev alınır. Her görevin tüm toplum yararına olması esastır. Bu da yönetici olmanın asli görevidir.
Bazı yönetimlerdeki bu eksiklik Bakırköy’de olduğu gibi, yönetimleri yanlış, doğru alternatif arayışlara  yönlendiriyor. Buna, “varlık içerisinde yokluk çekmek” denir.
Oysa, Dadyan’ın eski okul binasını kiraya vererek bütçe açığını kapatmaya çalışmak yerine, bu binayı yine toplum yararına hizmete açmak ve bütçe açığının da “ortak havuz”dan karşılanmak toplum adına en doğru olandır.  
Ama olmuyor. Bu coğrafyada milyonlarla ifade edilen nüfusumuz yok olma sürecine girmiş, milyonlarla ifade edilen mülklerimiz azıcık kalmış, binlerle ifade edilen kurumlarımızdan şu anda elimizdekiler kalmış. Hep beraber onlara sarılmak yerine “istemezükcülük” oynuyoruz. 
Türkiye Ermenilerinin çoğunluğunun yaşadığı bir ilçede; şekli ne olursa olsun elden çıkan her mülk tarihte elimizden alınanları bir adet daha artıracaktır.
Bir okulun bütçesini dengeleyemeyip, “hayratı” toplum hizmetine sunmak yerine elden çıkmasına izin vereceksek buna söylenecek tek söz (hoş görün) “ölmüşüz de haberimiz yok” olur.  Hepimize yazık. Lütfen yanlışa yanlış eklemeyelim.
SONUÇ:
O binanın ortak akılla toplum yararına hizmet sunacak bir konuma getirilmesinin yararına inanıyorum. Hizmet konusu ne olursa olsun velilerin, yararlananların katkıları dışında ” (mutlaka) ortak havuzun” veya “(mutlaka) artı geliri olan vakıflarımızın” Dadyan bütçesine destek olmaları gerekir.
Bu konuda (mutlaka) kamu oyu oluşturulması gerekir.
Ortak hareket etmeyen vakıfların (mutlaka) halka açıklanması gerekir.
Ve en önemlisi de, Hep sözü edilen, Patrikhane merkezli, tüm vakıflarımızı şemsiyesi altına alan “Cemaatin Tüzel Kişiliği” ile ilgili yasal düzenlemenin yapılması gerekir.
BU BİNAYI NE ŞEKİLDE DEĞERLENDİREBİLİRİZ
*Üniversite Hazırlık Kursları ve Yoğunlaştırılmış Yabancı Dil Kursları:
Çoktuk, azınlık olduk, şimdi ise azıcık kaldık. Azıcık kalmak yok olma sürecidir.
Yapmamız gereken insanı ön plana alan hizmete öncelik vermek ve daha donanımlı, daha eğitimli bir nesil yetiştirmek olmalı.
Biliyorsunuz mevcut sistemde okul birincileri bile dershanelerden geçmemişlerse üniversiteye girme şansları olmuyor. Bu durumda erkek çocukların önündeki tek seçenek, askerlik, sonra işsizlik, mesleksizlik…
Amacımız, velilerin imkanı ne olursa olsun tüm gençlerimizin üniversiteye girişte eşit şansa sahip olmalarını sağlamak ve en iyi eğitimi vermek olmalı.
Maliyeti en az, amacı en iyi bir hizmetin bu olduğuna, inanıyorum biliyorum.
(Biz bunu Bakırköy Belediyesi olarak yaptık. En az 15 yıl dershane deneyimli iyi bir eğitim kadrosuyla “Türkiye’de Fark Yaratanlar” içerisine girdik. Çünkü amaç para değil, başarılı eğitimdi. Getronagan’dan, Sahakyan’dan dershanelere gidemeyenlerin çoğunlukta olduğu öğrenciler saygın üniversitelere ve istedikleri dalda eğitim yapma imkanı buldu.)
Bunun yanında geçlerimize (hatta dileyen herkese) yoğunlaştırılış, her düzeyde yabancı dil kursları verebiliriz. Kız çocuklarımıza, meslek edinme kursları, hobi ve beceri kursları verebiliriz.
Her yıl okul kayıt dönemlerinde orta öğrenimi bitiren çocuklarımızın hangi liselere gittiklerini okuyoruz.
Gözde birkaç yerli ve yabancı lise dışında çoğu sıradan, eğitimi düşük, ticari amaçlı “… koleji” isimli liseler. Velilerin (hiçte az olmayan ücretleri ödeyerek) çocuklarını bu okullara göndermelerinin tek nedeni “çocuğum yabancı dil öğrensin” düşüncesidir.
Bu dilleri yeterli düzeyde öğreniyorlar mı? Hayır.
Üniversite sınavlarında Türkiye standartlarının üst sıralarındalar mı?. Hayır.
Bu gerçek bir Türkiye gerçeği. Biz elimizdeki imkanları kullanarak gençlerimize bu hizmeti sunabilir, onlara bu şansı verebiliriz.
* Meslek Lisesi:
Baba, dede mesleklerimiz soy isimlerimizde yaşıyor. Çıraklıktan, kalfalıktan meslek edinme dönemi geride kaldı. Çok sayıda işsiz gençleriniz var. Yüksek okul şansı bulamayanlar, askere gidiyor. Sonrasında bir meslek edinme şansı kalmıyor. Aileden bir şeyleri de yoksa tek şansları “ne olursa yaparım” oluyor.
Şu anda Türkiye’de en çok talep meslek lisesi mezunlarına. İş bulma konusunda en şanslı olanlar onlar. Üstelik kendi dallarında yüksek eğitim yapma imkanları da var.
*Huzur Evi:
Yaşlı bir nüfusa sahibiz. Çocukların evlenip ayrılması, yurt dışına gitmesi, çocukları olmaması gibi nedenlerle tek yaşayan yaşlılarımızın sayısı tahminlerinizin üzeride. Hastanemizde bu gibilere ilave bölümler, yataklar açılmasına memnun oldum. Bunun yeterli olmadığını düşünüyorum ve yine hastanemiz koordinasyonunda bunların sayısının artması gereğine inanıyorum.
Yervant Özuzun

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: