İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Azınlık milliyetçiliği

Alkan Hazar Arkan
Demokratik burjuva devrimini dahi doğru düzgün yapamamış bir yapı olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından milli ve etnik değerleri yok edilmek istenen Kürtlerin bu değerlerine daha fazla sarılması aslında ırkçılık değil azınlık milliyetçiliğidir. Sosyalistlerin HDP içerisinde bu kadar etkin bir şekilde yer almalarının sebebi de budur. Tabii tüm ezen ulus milliyetçiliklerinin de ezilen ulus milliyetçiliklerinden türediğini de unutmayalım; örneğin İsrail ve Nazi Almanya’sı bunun güzel örnekleridir. Bir atasözümüzde de söylendiği gibi; “mazlumun zulmü ağır olurmuş”. Bu nedenle bir yandan azınlık milliyetçiliğini bir bölücü unsur gibi görme fikrini aşmaya çalışırken diğer yandan da bu meselenin bir demagoji malzemesi haline getirilmemesi için de çaba sarf etmek gerekiyor; aksi takdirde ortaya yeni bir İsrail veya Nazi Almanya’sı çıkması kaçınılmaz olacaktır. (Etnik milliyetçiliğin iyisi de mi var? HYETERT) 

***
Kürt hareketinin ve HDP’nin Kürt ırkçısı olarak suçlanmasına neden olan milliyetçilik türüdür azınlık milliyetçiliği. MHP ve CHP gibi milliyetçiliği parti programına koyan partilerin kesin şekilde bir düşmana ihtiyaç duyan devletçi ve son derece tehlikeli milliyetçilik anlayışından farklıdır. Bu kavrama tepkisel milliyetçilik adını da verebiliriz; ayrıca Lenin de bu kavramı ezilen ulus milliyetçiliği olarak isimlendirmiştir.
Herkesin bildiği üzere ulus devletler yapıları gereği etnik azınlıkları pek de sevmezler. Bu yüzden bu gruplara kültürel asimilasyon, sürgün vb zulümlerde bulunabilirler. Tabii her zaman böyle olacak diye bir kaide yok ama genel olarak yapılan ne yazık ki budur. Tepkisel milliyetçilik de bu durumlarda baskılara karşı azınlıkların özgürlük isteği sonucunda ortaya çıkar. Mesela Birleşik Krallık’ta İskoç Ulusal Partisi ve İspanya’da Katalan Cumhuriyetçi Sol Parti gibi partiler tam olarak HDP’nin Türkiye’de durduğu yerde dururlarken kimse çıkıp bu partilerin sol olup olmadığını sorgulamamaktadır.
Lenin’e göre ezilen uluslar tabiatı gereği devrimcidirler ve ezilen uluslar emperyalizme karşı verdikleri mücadele ile devrim yaparak kendi kaderlerini tayin ederler. Tabii günümüzde ezen ulusları da ezilen ulusları da emperyalistler finanse ettiği için kafam bu konuda kesin bir fikir beyan etmek biraz zor. Konuya dönersek; Lenin’e göre ezilen ulus milliyetçiliği demokratik nitelikteyse ve emperyalizme darbe vuruyorsa devrimciler tarafından desteklenebilir. Bu nedenle söz konusu hareketin Marksist bir nitelik taşıyıp taşımadığının da çok bir önemi bulunmamaktadır.
Uzun lafın kısası; demokratik burjuva devrimini dahi doğru düzgün yapamamış bir yapı olan Türkiye Cumhuriyeti tarafından milli ve etnik değerleri yok edilmek istenen Kürtlerin bu değerlerine daha fazla sarılması aslında ırkçılık değil azınlık milliyetçiliğidir. Sosyalistlerin HDP içerisinde bu kadar etkin bir şekilde yer almalarının sebebi de budur. Tabii tüm ezen ulus milliyetçiliklerinin de ezilen ulus milliyetçiliklerinden türediğini de unutmayalım; örneğin İsrail ve Nazi Almanyası bunun güzel örnekleridir. Bir atasözümüzde de söylendiği gibi; “mazlumun zulmü ağır olurmuş”. Bu nedenle bir yandan azınlık milliyetçiliğini bir bölücü unsur gibi görme fikrini aşmaya çalışırken diğer yandan da bu meselenin bir demagoji malzemesi haline getirilmemesi için de çaba sarf etmek gerekiyor; aksi takdirde ortaya yeni bir İsrail veya Nazi Almanyası çıkması kaçınılmaz olacaktır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: