İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

‘Düşmanlığın bedelini yine biz ödüyoruz’

Sevda Aydın
Diyarbakırlı bir aileden doğma Ermeni Besteci ve Ut Sanatçısı Ara Dinkjian ile Klarnet Sanatçısı Serkan Çağrı aynı sahnede buluşuyor. Cemal Reşit Rey Konser Salonunda bu akşam gerçekleşecek konser öncesinde Ara Dinkjian ve Serkan Çağrı sorularımızı cevapladı. Diyarbakırlı bir aileden doğma Ermeni Besteci ve Ut Sanatçısı Ara Dinkjian ile Klarnet Sanatçısı Serkan Çağrı aynı sahnede buluşuyor.

Ülkemizde de herkesçe bilinen ve sevilen “Vazgeçtim, Ağladıkça, Yine mi Çiçek?” gibi pek çok şarkının bestecisi olan Ara Dinkjian çalışmalarını Amerika’da sürdürüyor. Serkan Çağrı ise tüm dünyada müzik alanındaki başarılı çalışmaları ile tanınmakta.
İkili uzun zamandır üzerinde çalıştıkları bu konser projesi için Türk ve Ermeni kültürlerinin müzik paydasında buluşacağı duygu ve coşku yüklü bir repertuvar hazırladılar. İki başarılı sanatçı, “Anatolian Secret” (Anadolu’nun Sırrı) adlı konser için bugün aynı sahnede olacaklar. Cemal Reşit Rey Konser Salonunda bu akşam gerçekleşecek konser öncesinde Ara Dinkjian ve Serkan Çağrı sorularımızı cevapladı.
“Anatolian Secret” (Anadolu’nun Sırrı) adlı konser projesinde yer alacaksınız. Öncelikle bu projeden bahsedelim isterseniz nasıl bir fikirle çıktı bu konser projesi?
Ara Dinkjian: Serkan Çağrı ile 2013 yılında Tamer Pınarbaşı ve İsmail Lumanovski’yle paylaştığım The Secret Trio grubu, İstanbul Klarnet Festivali’nde sahne aldığında tanıştık. Serkan bana birlikte konser vermeyi önerdi. Dolayısıyla bu konser projesi fikri için Serkan’a teşekkür etmeliyiz.
Serkan Çağrı: Ara, benim müziğine ve sanatçı kişiliğine hayranlık duyduğum  bir dostumdur. Anadolu’dan Amerika’ya göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak geleneğinden aldıklarını güzel duygularla geleceğe taşıyan bir müzisyendir. Kendisiyle bir araya geldiğimizde bir çok konuda sohbetimiz oldu. Pek çok kültürün izlerini taşıyan Anadolu’yu, müziğin diliyle anlatmanın çok daha etkili ve anlamlı olacağını düşünerek kendisine “Anatolia Secret” isimli projemden bahsettim. Çok büyük bir heyecanla teklifimi kabul etti. Böylelikle ortak bir repertuvar tespit ettik.
Konserin repertuvarında neler olacak?
Dinkjian: Repertuvar, Serkan’ın ve benim bestelerimin yanı sıra başkaca eserleri de kapsıyor.
Özellikle sınır illerinin yöresel ezgilerine baktığımızda aynı eserin hem Ermenice hem de Türkçe söylendiğini görüyoruz. Repertuvarı hazırlarken bu tür hikayelerle karşılaştınız mı? Nasıl izler bıraktı bu hikayeler sizde?
Dinkjian: Bu, enstrümantal bir konser olduğu için böylesi bir örnekle karşılaşmadık. Ama elbette çokça örneğin olduğunun farkındayım bu da, farklı kültürlerin bir dönem bir arada yaşadığının bir göstergesi.
HAKİKAT GELECEK İÇİN TEK UMUDUMUZ
Ermeni Soykırımı’nın bu yıl 100. yılı. Sizin projeniz de “Barış”ı söyleme derdinde. Ama diğer yandan da dünyada pek çok çatışmanın, şiddetin içinden geçiyor. Bu ahvalimize bakıp ne düşünüyorsunuz?
Dinkjian: Bazen biz müzisyenlerin tamamen etkisiz ve anlamsız işler yaptığını düşünüyorum. Sonra bir dinleyici çıkıyor ve müziğimizin kendisine insanlar olarak ortak yönlerimizi hatırlattığını söylüyor. Bu bana devam etmek için enerji ve umut veriyor.
Çağrı: Geçmişteki yaşanmışlıkların ve ya yaşanmamışlıkların bugün hâlâ insanlar arasındaki ilişkilere gölge düşürmesini doğru bulmuyorum. Zaman zaman insanlar arasındaki ayrışmaya veya düşmanlığa sebep olan siyasi krizlerin ve politik hesaplaşmaların bedelini yine hep birlikte ödüyoruz. Bizler sanat aracılığı ile tüm insanlığın sahip olduğu ortak duygulara sesleniyoruz. Bu anlamda sanatın dünya barışında gerçek temsilci olduğunu düşünüyorum.
Soykırıma dair özellikle Türkiye ve Ermenistan sanatçıları ortak projeler geliştiriyor. Sinema, kitap vb. Alanlarında yapılan bu projeler de önemli. Bu çabalara dair sizin gözlemleriniz neler?
Dinkjian: Tarih boyunca müzisyenler derin bir insani hissiyat sergilemiştir. Dünyayı sadece gördüğümüz şekilde değil, olmasını istediğimiz şekilde de yorumluyoruz. Hakikat, ne kadar rahatsız edici olursa olsun gelecek için tek umudumuzdur.
Çağrı:Bizi ortak paydada buluşturan şey müziktir. Birbirimize müzik hakkındaki bildiklerimizi aktarırken gözlerimiz parlar, heyecan duyarız. Çünkü kendi müziklerimizden yaptığımız paylaşımlar o kadar benzer ve ortaklıklarla doludur ki bu her ikimizi de birbirimize daha da yakınlaştırmıştır. İşte bu birleşmenin ve dostluğun müzik aracılığıyla aslında ne kadar kolay olduğunu izleyenlerle paylaşmak ve onlara da hissettirmek gerek. Dolayısıyla sanat paydasında buluşmak pek çok alandaki birlikteliğin de zeminini oluşturabilir. Bu anlamda bu tür projeleri tabi ki önemli buluyorum.
ÇAĞRI’YLA ÇALIŞMAK İÇİN SABIRSIZLANIYORUM
Türkiye’de yazıldığından bu yana dillerden düşmeyen pek çok şarkıda sizin imzanız var. Siz Amerika’da yaşıyorsunuz. Bestelerinize olan bu ilgiyi takip edebiliyor musunuz? Nasıl hissettiriyor size bu ilgi?
Dinkjian: Evet, şarkılarımın Türkiye’de sevildiğinin farkındayım. ABD’de doğup büyüsem de atalarım Diyarbakır ve Harputlu. Ayrıca müzik vesilesiyle sık sık Türkiye’ye geliyorum.
Eserlerimin başarısının bir sonucu olarak Türkiye’de çok yakın arkadaşlıklar edindim.  Bu ilişkilere büyük değer veriyorum.
Serkan Çağrı ile ilk defa aynı projede çalışacaksınız. Çağrı’nın müziğine dair düşünceleriniz neler?
Dinkjian: Aslında Serkan, 2013 yılındaki konserde The Secret Trio’ya birkaç şarkı için katılmıştı. Elbette, çok yetenekli bir müzisyen. Onun enstrümanının ve müziğin tarihine dair duyduğu ilgiye de büyük saygı duyuyorum. Bu tarihi ilerici fikirlerle kombine ediyor ki ben de aynen bunu yapmaya çalışıyorum. Onunla birlikte çalışmak için sabırsızlanıyorum.
AYNI TOPRAKLARIN ÇOCUKLARIYIZ
Ara Dinkjian’la ilk defa aynı projede yer alıyorsunuz. Nasıl bir duygu Ara Dinkjian’la çalışmak?
Çağrı: Ara ve grubu iki yıl önce düzenlediğimiz Klarnet Festivalinde davetlimizdi. İzleyicisi olarak bulunduğum konserde beni sahneye davet etmiş ve birlikte birkaç ortak parça çalmıştık. Bu kısa süreli buluşmanın tadı damağımda kaldı. Müzikal hislerimizin bir birine çok yakın oluşu performanstan aldığımız keyfi daha da artırdı. İyi bir müzik adamı oluşunun yanında ruhundaki iyilik ve güzellik müziğine naiflik olarak yansıyor. Böyle bir müzisyenle çalışmak onur verici.
Türkiye’deki pek çok kesimin sessiz kaldığı, hatta lince varan tepkiler gösterdiği bir konu Ermeni Soykırımı. Özellikle bizim ülkemizde sizin gibi “meşhur” sanatçıların bu konulardan ya kaçındığını ya da linci desteklediğini görüyoruz. Siz bu projeye başlamadan önce bu tür kaygılar yaşadınız mı?
Çağrı: Burada biz konu hakkında bir siyasi tercih ortaya koymuyoruz. Kim haklı kim haksız kavgasında değiliz. Tek derdimiz müzik ve müzik aracılığıyla şu mesajı vermek: Aynı toprakların çocuklarıyız ve aynı duygularda buluşabiliriz.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: