İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Cemaat Vakıflarının seçim çevresi ile ilgili önerideki Önemli Yanlış

Öğrendiğime göre Cemaat yöneticileri, Vakıflara Genel Müdürlüğüne son bir öneri göndermiş. Öneride ortak vakıflar dışında kalan vakıfların seçim çevresi, İstanbul’un milletvekili seçim çevresi olan üç bölgeye göre belirlenmiş.Yanlış dediğime bakmayın, bunun birileri tarafından bilerek yapılmış bir kurnazlık, bir haksızlığı kapatma girişimi olduğunu  düşünüyorum. Bölge esas alınacaksa nüfusa göre belirlenmiş olan, milletvekili seçim çevresi yerine, Ermeni nüfusun ve vakıflar dağılımı dikkate alınarak coğrafi bölgelerin (Haliç’in güney yakası, Haliç’in kuzey yakası ve Anadolu yakası ve Adalar gibi) seçilmesi gerekirdi. Böyle bir seçim hem çok daha doğru, hem de daha haklı olurdu.

Peki buradaki kurnazlık ya da halk deyimiyle hinlik ne derseniz, onu açıklamadan önce İstanbul’un milletvekili seçim çevresi olan bölgelerle ilgili yeterli bilgi vermek yerinde olur.

Yüksek Seçim Kurulu’nun, 9 Nisan 2013 tarih ve 28613 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 110 numaralı kararına göre 2012 nüfus sayımı sonuçlarına göre İstanbul’un çıkaracağı milletvekili sayısı 87 olarak belirlenmiştir.YSK’nun kararına göre 18’den fazla milletvekili çıkaran illerde seçim çevresi bölgelere ayrılmıştır. İstanbul 36 milletvekilinden fazla milletvekili çıkaracağından üç bölgeye ayrılmıştır. Karara göre “Seçim çevreleri belirlenirken, seçim çevrelerinin mümkün olduğu ölçüde eşit veya birbirine yakın sayıda milletvekili çıkaracak şekilde oluşturulması, ilçelerin mülki bütünlüklerinin bozulmaması ve idari teşkilat yapısının değiştirilmemesi gözetilmiş, ayrıca aynı seçim çevresinde yer alan ilçelerin nüfus ve coğrafi yakınlıkları ile ulaşım imkânları da göz önünde bulundurulmuştur.”[i]Kısacası mümkün olduğu kadar nüfus olarak eşit bölgeye ayrılmaya çalışılmış, eşit miktarda milletvekili çıkarmaları esas alınmıştır.
1. Bölge  Toplam nüfus: 4.891.309 Çıkaracağı milletvekili: 31 Bir milletvekiline düşen nüfus: 157.784
 Adalar, Ataşehir, Beykoz, Çekmeköy, Kadıköy, Kartal, Maltepe, Pendik, Sancaktepe,  Sultanbeyli, Şile, Tuzla, Ümraniye, Üsküdar.
2. Bölge  Toplam nüfus: 4.248.465 Çıkaracağı milletvekili: 27 Bir milletvekiline düşen nüfus:157.350
Bayrampaşa, Beşiktaş, Beyoğlu, Esenler, Eyüp, Fatih, Gaziosmanpaşa, Kağıthane, Sarıyer, Sultangazi, Şişli, Zeytinburnu   3. Bölge  Toplam nüfus: 4.714.966 Çıkaracağı milletvekili: 29 Bir milletvekiline düşen nüfus: 162.585
Arnavutköy, Avcılar, Bağcılar, Bahçelievler, Bakırköy, Başakşehir, Beylikdüzü, Büyükçekmece, Çatalca, Esenyurt, Güngören, Küçükçekmece, Silivri.
Görüldüğü gibi bölgeler belirlenirken nüfusun ve çıkarılacak milletvekili sayısının mümkün olduğu kadar yakın olması esas alınmıştır. Yine görüldüğü gibi nüfus ve çıkarılacak milletvekili sayısı da çok yakındır.

Burada 2. Bölgeye dikkatinizi çekmek istiyorum. İkinci bölge Ermenilerin neredeyse yüzde 60-70’inin yaşadığı 5 ilçeyi kapsamaktadır. Yani nüfus olarak bir eşitlikten söz edemeyiz. Diğer yandan -yanlış hatırlamıyorsam-  mevcut 36 vakfın 26’si bu bölgededir. Vakıflar açısından da bir eşitlik söz konusu değildir, 3. bölgede 2, 1. bölgede ise 8 ya da 9 vakıf bulunmaktadır. Sonuç olarak 2. Bölgeye hakim olan cemaat vakıflarının en zengin iki vakıf dahil 26’dan fazla vakfı da kontrol eder. Basının önemli bir bölümünce de desteklenen arkamızda 3-5000 oyumuz var diyen bazı grupların zengin vakıfların yönetimini ne pahasına olursa olsun almak amacında oldukları da dikkate alınınca kurnazlık kolay anlaşılır. Yapılan hileler, açılan davalar da bunun kanıtıdır.
Yıllardan beri Apik Hayrabetyan’ın elinden alınamayan Beyoğlu’ndan sonra şimdi milyonluk geliriyle Ortaköy de bazı grupların hedefinde. İlçelerin seçim çevresi olması halinde arkamda 3000- 5000 oyum var diyenlerin etkileri büyük ölçüde kırılacağı açıktır. Coğrafi ayrımda bile nispeten seçmen dengesi sağlanacağından başarı şansı azdır. Ancak böyle bir ayrımda en zengin iki vakıf ve 24 vakıftan istenilen her biri bu grupların emrinde olacaktır. Böyle bir seçimin toplumu maniple etmek isteyen zihniyetin amaçlarıyla tamamen uyuştuğu açıktır.
Cemaat yönetiminin kararlarındaki yanlışların en önemli nedeni, cemaatin -arkasında halk desteği olan- seçilmiş patriğinin görev yapacak durumda olmaması ve halk tarafından eş patrik seçiminin de küçük bir grup ve onları destekleyen basın tarafından engellenmesidir. Bu geçici dönemde cemaat yönetimini  her kararında etkileyen iki önemli güçten söz etmek mümkündür. Bunlardan biri dediğimiz olmazsa yardım etmeyiz diyen bazı zenginler, ikincisi ise giderek etkisini ve gücünü artıran, Ermeni toplumunu medyakrasinin hakim sürdüğü bir topluma dönüştüren, bazı basındır. Bu iki güç Cemaat yönetimini kararlarında, eklektik (seçmeci) olmaya ve  orta yolu bulmayı zorlamakta ve kararlar bu yönde olmaktadır. Sanırım yöneticilerin büyük bir bölümü bu kararları iyi niyet gösterisi ve başarı gibi görmektedir. Orta yol bulmanın toplumu eklektizme ve vasata mahkum edeceği hiç dikkate almamaktadır. Ne yazık ki cehenneme giden yolların iyi niyet taşlarıyla döşeli olduğu, taraflara verilen tavizlerin zayıflık ve güçsüzlük olarak algılanacağı ve yeni tavizler istenmesinin yolunu açacağı düşünülmüyor.
Ne Yapılmalı?
– Öncelikle bütün Vakıf yöneticileri ve bu tehlikenin farkında olan her cemaat mensubu bu haksızlığı önlemek için elinden geleni yapmalı, yetkililere başvurmalıdır. Böyle bir yönetmelik çıkarsa – umarım çıkmaz-  Cemaat,  arkasında  önemli güçlülerin bulunduğu gruplarla uğraşmak zorunda kalacaktır.

– Cemaatin tüzel kişiliği tanınana ve örgütlenmesine izin verilene kadar, bu cemaatin yararını kendi yararlarından  üstün gören herkes vakıflarımızın tek adam egemenliğinde kalmaması ve zayıf da olsa  bir otokontrol sistemi kurulması için seçimlerin basit çoğunluk yerine nispi sistemle yapılmasını önermeli bu konuda da ilgili makamlara yazmalıdır..

– Geleneklerimiz, çağdaş yerel ve yerinde yönetim ilkeleri vakıflarımızın seçim çevresinin ilçe olmasının doğru olacağını göstermektedir. Ancak amaç vakıflarımızın sahipsiz kalmaması olduğundan ilçede yeterli cemaat yoksa en yakın ilçenin ya da coğrafi bölgenin, bölgede de yeterli cemaat yoksa ilin seçim çevresi olması doğrudur.

– Cemaat için bir şey yapmak isteyen, samimi olarak cemaatten yana olan her cemaat mensubu, AB İlerleme Raporlarında belirtilen, Venedik Komisyonu kararıyla desteklenen cemaatin tüzel kişiliğinin tanınması ve örgütlenmesine izin verilmesi için çalışmalıdır.
Biliyorum bunların çok bilmişleri çıkıp ‘nasıl olsa azalıyoruz şimdiden  seçim çevresini il yapıp kurtulalım’ diyecektir. Bunun nasıl olsa bir gün öleceğiz diye kafamıza kurşun sıkmaktan farkı yoktur. İşin garibi bu şekilde bölge olacağına ilin seçim çevresi olması ehven-i şerdir.
Aslında sorunun kesin çözümü devletin cemaatin tüzel kişiliğini tanıması ve örgütlenmesine izin vermesidir. Ne yazık ki, toplumun büyük bölümü hatta yöneticilerimizin bir bölümü bu hayati sorunun farkında bile değil..  
 Sevgiler.
Murat Bebiroğlu
Temmuz 2014



[i] http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2013/04/20130409-15.htm

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: