İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Ninova Düşerken Gözlerimizin Önünden

Zeynep Tozduman/  zeynoege35@gmail.com
Yine Orta doğu yine Kan, yine gözyaşı… 9 Haziran 2014’den bu güne dek Ortadoğu’yu Kan gölüne çeviren, Radikal İslami terör örgütleri Suriye’de, Musul’da, Humus’ta, Ninova’da, Bağdat’da  kan dökmeye devam ediyor. Pazartesi’nden, Cuma’ya Kadar Dört günde kaderi değişen Irak’ın mazlum ve kadim halkları gözlerimizin önünde acımasızca bir bir katlediliyor ve mabetleri bombalanıyor…  Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütü, dünyanın gözü önünde Musul’u ve iki kenti ele geçiriyor ama insanlık büyük bir sessizlik ve gaflet içersinde. Irak’ta değişen dengeler yüzünden dört gün içersinde üç devlet kuruluyor… 

Irak’ta neler oluyor?
Musul’un düşmesi ile birlikte Irak haritası da değişti artık.
Dile kolay ! Dört günde 500 bin insan göç yollarına düştü. İŞİD’in katliamından en çok  etkilenen etnik ve dini kesimler; Süryaniler, Ermeniler, Şiiler, Şebekler ,Ezidiler, Kürtler ve  Tükmenler’dir.  Kısacası, Arap ve sünni olmayan her kesim İŞİD’in katliamlarından payını almıştır.
Musul ve özellikle Ninova  Süryani tarihi açısından çok önemlidir. Bir zamanlar Babil ülkesi ve Asur imparatorluğunun da kalesi olan bu şehir, tarihsel süreçte de birçok katliamlara ve yangınlara neden ola ola neredeyse anayurtlarında yok olmak üzere.
Acının ve gözyaşının ülkesi olan Ninova, yaklaşık 2500 yıldır bu acılar yüzünden varlık ve yokluk arasında mücadele ediyor. Keldani / Süryanilerin yoğun yaşadığı Ninova;  antik çağdan günümüze değin Süryani tarihi ve kültürüyle yoğrulmuştur. Yakın tarihte 2003’de Saddam döneminde de Irak’ta yaşayan Süryaniler, yaşanan savaştan ötürü anayurtlarından yine göç etmek zorunda kalmışlardı. 2003 yıllarında Suriye’de 1 milyon, Irak’ta 1,5 milyon nüfusa sahip Süryani halkının bu günkü nüfusu, yaşanan savaşlar ve katliamlar yüzünden her iki ülkede de dört yüz binlere düşmüştür. Varın siz düşünün yaşatılan acılardan Süryani halkının demografik yapısının Radikal İslami terör örgütleri yüzünden ne hale geldiğini…
Musul’a yakın Bartelle, Bağdede, Karemleş ve Bartelle’de  ve Ninova ovasının çoğunluğunu  Süryaniler oluşturmaktadır. İŞİD’in Musul’dan başlayarak, Bağdat’a doğru ilerlemesiyle can derdine düşen Süryani halkı ve diğer Hıristiyan halklar öncelikle bölgede bulunan manastır, kilise ve okullara sığınmışlar, bazıları da Duhok bölgesine sığınmak üzere yalınayak, kendilerine ait hiçbir şeyden alamadan göç yollarına düşmüştür.  Süryani, Ermeni, Şii, Türkmen, Ezidi ve Kürt ‘ler başta olmak üzere halkın neredeyse %90’ı bilinmeyen bir yolculuğa doğru göçe çıkmıştır.
Bölgede tarihi ve kültürel öneme sahip Mor Matay manastırının yanısıra Mor Behnam, Mor Elias ve Raban Hurmuz manastırları şimdi İŞİD militanları tarafından tedhit altındadır. Gelen haberler arasında Mor Behnam manastırı İŞİD’in eline geçtiği ve diğer manastırların ve kiliselerin tahrip edildiği yolundaki bilgilerdir. 1915 soykırımında soyu kırılan Süryani halkı, Ermeniler ve Rumlar gibi bir devlet olamadığı için orta doğu ve Mezopotamya coğrafyasında, her katliamda vurula vurula neredeyse ana vatanlarında tamamen yok olmaktadırlar. Ey büyük insanlık! Bu gün Musul ve Ninova ağlıyor evlatlarının gidişlerine görüyor musun?
Ermenilere gelince; Musul’daki Ermeni Aiz Ejmiatsin kilisesinin İŞİD militanlarının hedefi olduğu ve bombalanması üzerine Musul’da yaşayan 65 Ermeni aile başka şehirlere sığınırken, ülkenin Hırıstiyan nüfusunun yarısını oluşturan Bağdat’ta şu an itibarıyla tehlike altında. Irak’ın Bağdat, Basra, Kerkük ve Musul şehirlerinde yaklaşık 16 bin Ermeni yaşamaktadır. İŞİD için Arap ve Sünni olmayan herkesin özellikle Hıristiyanların katli vaciptir. Bu topraklarda Ermenilere bitmeyen bir düşmanlık nereden gelir diye bir gün bu  halkların köklerine inip sosyolojik bir araştırma mutlaka yapılmalıdır. Bir zamanlar ana yurtları Batı Ermenistan olmak üzere, Orta doğu’da vurula vurula bitirilemeyen kadim Ermeni halkı Irak’ta da acı yolculuğa çıkan halklar arasındaki yerini almıştır.
Şiilere gelince; Irak’ta etnik guruplar ve sünni olmayan Şiilerde bu katliamdan payına düşeni yaşıyor elbette. Irak’ın en etkili Şii Liderlerinden Ayetullah Sistani halka, ”Silahlarınızı alın ve İŞİD’e karşı ülkenizi savunun” çağrısı yaptı. Mezopotamya ve Ortadoğu coğrafyasında en az kadim Hırıstiyan halklar kadar  katliam yaşayan Aleviler ( Irak’ta Şiiler )’de şimdi göç yollarında.
Kürtlere gelince; İŞİD’in bu saldırı ve işgallerine karşı direnebilen tek halk, Kürt’lerdir.  Irak’da Kürt Peşmergeler  ve Suriye’den YPG güçlerinin de desteği ile  Kerkük bölgesi İŞİD’in elinden alınarak Peşmergelerin eline geçmiştir. Kerkük’ü İŞİD’in elinden alan Peşmergeler, İŞİD’i bölgede durdurabilecek tek güçtür aynı zamanda. Ayrıca, YPG’nin bölgede İŞİD’e karşı olan, ondan zarar gören etnik grup ve inançlara  ( Süryani, Şii, Türkmen ve Ermeni, Ezidi )  ve de halklara karşı  ”gelin hep birlikte direnelim’, çağrısı ise yaşanan kaos ve savaş ikliminde çok anlamlıydı. Kürtler bölgede hem demografik güç olarak, hem askeri bir güç olarak İŞİD’le mücadele edecek tek aktör olarak rolünü bu aşamada en iyi oynamak zorundadır. Kürt yönetim bölgesine sığınan, bir arada ve kardeşçe yaşamak isteyen bu kadim halklara ve inançlara tam bir güvence verilmediği sürece de bitimsiz acılar devam edecektir.
Ortadoğu’nun ve Mezopotamya’nın en kadim Hıristiyan halkları, Şiiler ve Ezidiler inançlarının doğup geliştiği anayurdunda, 1400 yıldır sürekli acılar yaşamışlar ve yaşamaya devam etmektedirler. Oysaki Hıristiyanlar, ellerini kılıç kuşanmak için değil dua etmek için kullanırlar. İskenderiyeli Athannasius (İ.S. 293-373) .
Bu Dört günlük süreçte bilanço, kesin rakamlar olmamakla beraber  1700 Şii asker idam edildi, 2500 Sünni asker ise  affedildi.  İŞİD’in Irak’ta esir aldığı 4 bin 500 askerin yer aldığı görüntüler dün itibarıyla  sosyal medyaya düştü.  Irak yönetiminin elinde kala kala,  bir tek ülkenin kalbi sayılabilecek Bağdat kaldı. IŞİD, bu gün itibarıyla da  Saadiye ve Celavla kentlerini ele geçirerek  Bağdat’a doğru ilerliyor. Bağdat’da her an düşmek üzere. Kürtler ise Kerkük başta olmak üzere ‘tartışmalı’ tüm bölgeleri ele geçirmiş durumdalar. Son durum itibarıyla en büyük toprak parçası i IŞİD’e ait.
İŞİD’in Musul’u ele geçirmesi karşısında direnmeyen Irak hükümeti ile ilgili akla şu sorular geliyor. Irak devlet başkanı Nuri El Maliki’ye bağlı askerler neden direnmeden şehri hemen boşalttılar? Irak hükümetine bağlı polis ve askerler sokakta olmadığı gibi anında İŞİD Militanları tarafından işgal edilen bölgelerde, çarçabuk yeni yönetimin (şeriat ) kuralları nasıl hayat buluyor? .
Üç yıl evvel Türkiye’ye gelen, ABD. Dışişleri bakanı Condoleezza RC’nin 2011 yılında, BOP projesi ile Türkiye dâhil Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değişecek sözünden hemen sonra Suriye’de tetiğe basılmıştır. Bu gün belki de Maliki hükümetinin İŞİD’e karşı direnmemesinin ardında yatan gerçekte budur.
Orta doğu’da sınırlar yeniden çiziliyor… Evet, sınırlar insan kanı üzerine çiziliyor. ABD patentli, Türkiye’nin, Suidi Arabistan ve Katar’ın büyük rol üstlendiği bu sınırlar, petrol yatakları ve yer altı zenginliklerine sahip olmak isteyen Emperyalistler yüzünden özellikle Hıristiyan, Ezidi  ve Şiilerin yok edilmesi üzerine çiziliyor.
BOP projesi özünde Kadim Hırıstiyanları, Alevileri, Ezidileri Orta doğu’dan arındırma projesidir”. Suriye’de ve Irak’ta yaşananlara karşı üç maymunu oynayan ikiyüzlü Avrupa, bu kadar kan dökülürken seyirci kalmakta ısrar etmektedir.  Avrupa ve ezilen halklar, insanlık sustuğu için bu gün Musul ve Ninova düşüyor. Aşağıdaki fetva BOP projesi ile ilgili düşüncemi doğrular nitelikte olduğu için sizlerle paylaşmak istiyorum.
İŞİD örgütü’nün üyelerine gönderdiği bildirilerde: Şeriat mahkemesinin çıkardığı karar çerçevesinde Heseke ve çevresinde Kürt ve Hıristiyanların bölgeden çıkarılması, mal ve mülklerine el konulması, erkeklerin kafalarının kesilmesi ve kadınlarına el konulup cariye olarak alınması, yönünde fetvalar vermektedir”
Suriye’de başarısız olan Türkiye ise  Irak’da rolünü daha iyi oynamak için  çok önceden Diyanetin Suriye adına  Camilerden topladığı yardım paraları ile İŞİD’i belkide bu yüzden beslemiştir.  İŞİD’in Musul’da Türk konsolosluğunu ele geçirip, çalışanlarını rehin alınması olayı ise Türkiye’nin  Radikal islamcı EL Kaide örgütünü,  terör örgütü olarak açıklamaması yönünde bir ültimatom  da olabilir. İŞİD içersinde 3000’e yakın Türk’ün  olduğunu ve Türkiye’nin her türlü maddi desteği verdiğini  sosyal medya aracılığı ile hepimiz biliyoruz…İŞİD içersinde yüzlerce Türk komutanları mevcut iken Musul’da Türk Konsolosluğunu ele geçirmek,  Türkiye’ye bir çeşit uyarı  da olabilir. Bir çeşit oyun içinde oyunda oynanıyor  olabilir.
70’lerde yeşil kuşak diye tabir edilen 90’larda BOP projesi adıyla devam eden  Orta doğudaki sınırların değişimi , dökülen kanlar hep emperyallerin doymak bilmez hırsları yüzündendir. 
ABD tarafından Orta doğu’daki Senaryo, çoktan yazılmış, son üç yıldır da hayata geçirilmeye çalışılıyor. Olan hep mazlum halklara oluyor.
Yer altı Petrol zenginliğine sahip bu topraklar, binlerce yıldır insan kanıyla sulanıyor. Dökülen kanlardan barış nasıl çıkar henüz hiç birimiz bilmiyoruz, hep birlikte yaşayacak ve göreceğiz. Bilinen o ki, şu anda Suriye’de ve Irak’ta kana dayalı bir tarih yazılıyor. Yazılan belki de Ninova’nın son tarihidir kim bilir? Ve insanlık tarihi bir gün gelecek bunca kadim halkı yerinden, yurdundan eden zalim ve barbar İŞİD’i mutlaka yargılayacak ve tarihin çöplüğünde sonsuza dek yok edecektir.
ZEYNEP TOZDUMAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: