İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dünya Çevre Günü Kutlu Olsun

1972 yılında İsveç’in Stokholm’de yapılan Birleşmiş Milletler Çevre Konferansında alınan  kararla, 5 Haziran Dünya Çevre Günü olarak kabul edildi. Çocuklarımıza daha güzel daha  yaşanabilir bir çevre bırakabilmek dileğiyle. HYETERT
Ulusal ve Uluslararası Çevre Kuruluşları

Bu çalışma ülkemizde ve yurt dışında faaliyet gösteren çevre kuruluşları, çevre bildirgeleri ve çevre sözleşmeleri hakkında bilgi toplamak amacıyla yapılmıştır. Çevre kuruluşları faaliyet merkezine göre ülkemizde ve yurt dışında olmak üzere iki başlık altında toplanmıştır.
1.    Türkiye’deki Çevre Kuruluşlar
Ülkemizdeki çevreyi koruma ve geliştirme konusunda en yetkili kurum Çevre ve Orman Bakanlığı’dır.  Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı da ülkemizde çevrenin geliştirilmesi, korunması konusunda faaliyet gösteren diğer bakanlıklardır. Ülkemizde gönüllü kuruluş anlayışı içinde dernek ve vakıf olarak kurulmuş birçok çevre kuruluşu mevcuttur.
1.1.       Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA)
1992 yılında kurulan TEMA Vakfı, toprakları tehdit eden erozyon ve çölleşme tehlikesine dikkat çekmeyi ve bunun devlet politikası haline gelmeye katkı sağlamayı amaçlamaktadır. TEMA Vakfı, toprakla birlikte su, orman, biyoçeşitlilik gibi tüm doğal varlıkların korunması ve insan kaynaklı iklim değişikliğine dair toplumsal bilinç oluşturulmasına katkı sağlayıcı çalışmalar yapmaktadır.
1.2.       Çevre Koruma ve Ambalaj Atıkları Değerlendirme Vakfı (ÇEVKO) 
ÇEVKO, cam, metal, plastik, ve kağıt/karton türü evsel nitelikli ambalaj atıklarının değerlendirilmesi için sağlıklı, çevre kirliliğini en aza indiren bir geri kazanım sistemi oluşturmayı hedeflemektedir. Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından her çeşit ambalajlı atığın geri kazanımı konusunda yetkilendirilmiş kuruluştur.
1.3.       Çevre Koruma ve Araştırma Vakfı (ÇEV-KOR)
Doğal, tarihi ve kültürel varlıkların korunması, geliştirilmesi ve yaşatılması, toplumun her kesiminde çevre bilincinin arttırılması ve bu konuda eğitim çalışmalarının yapılmasını amaçlamaktadır.
1.4.       Türkiye Çevre Koruma Vakfı (TÜÇEV) 
İnsan sağlığının ve çevrenin korunması, iyileştirilmesi, çevre kirliliğinin önlenmesi, ülkenin doğal bitki ve hayvan varlığı ile tarihi zenginliklerin korunması için maddi ve manevi katkıda bulunmak ve yeni kaynaklar temin etmek amacıyla kurulmuştur.
1.5.   Türkiye Çevre Eğitim Vakfı (TÜRÇEV)
1993 yılında Turizm Bakanlığı önderliğinde “Mavi Bayrak Programı”nın ülkemizde başlatılabilmesi amacıyla kurulmuştur. Mavi Bayrak; gerekli standartları taşıyan nitelikli plaj ve marinalara verilen ödüldür. TÜRÇEV, Çevrenin Genç Sözcüleri, Eko Okullar, Okullarda Orman gibi programlarıyla okullarda çevre bilincini geliştirme faaliyetlerini sürdürmektedir.
1.6.    Çevre ve Kültürel Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı(ÇEKÜL)
Doğal kaynakları, kültürel mirası ve insanı bir bütün olarak ele alan ÇEKÜL, doğal ve kültürel çevreyi korumak için “kent-havza-bölge-ülke” ölçeğinde projeler geliştirmektedir.
1.7.    Doğa ve Çevre Vakfı (DOÇEV)
1996 yılında Denizli’de işadamı İsmet ABALIOĞLU önderliğinde kurulan vakıf; ağaçlandırma, erozyonla mücadele, ağaçlık alanlarda yaban hayatını destekleme, çevreye zararlı elektronik atık, pil toplama ve geri dönüşüm gibi birçok alanda çevreyi koruma hizmeti sunmaktadır.
1.8.       Türkiye Deniz Araştırmaları Vakfı (TUDAV)
Deniz bilimleri konusunda araştırmalar yapmak, deniz yaşamını korumak, deniz kültürü ve deniz sevgisini gelecek kuşaklara taşımak ve korumak amacıyla 1997 yılında kurulmuştur. Avrupa denizlerindeki çöpleri temizleme, Akdeniz ısınmasının nedenlerini araştırma, palamut balıklarının uygun yaşama yerleri gibi aktif projeleri bulunmaktadır.
1.9.     Doğal Hayatı Koruma Derneği (DHKD)
Derneğin amacı, Türkiye’nin zengin bitki ve hayvan türleri ile bunların yaşam alanlarının değerinin önemsenmesi ve koruma altına alınmasıdır. Bu amaçla koruma projeleri yürüten dernek, kamu ve özel sektördeki şirketlerle işbirliği yapmaktadır.
1.10.         Türkiye Çevre Koruma ve Yeşillendirme Kurumu (TÜRÇEK)
1972 yılında ülkemizin ilk gönüllü çevre kuruluşlarından birisi olarak İstanbul’da kurulmuştur. Her türlü çevre kirliliğinin önlenmesi, doğal varlıkların ve yaşama ortamlarının korunması için çalışmalar yapmaktadır.  
1.11.         Doğa ile Barış Derneği
Toplumun birleşik gücünü, insan ve doğa sevgisinde odaklaştırarak çevreciliği yaşama biçimi kabul eden, bilinçli üreten ve tüketen toplum oluşturma amacını taşımaktadır.  
1.12.        Deniz Temiz Derneği (TURMEPA)
Denizlerimizin ve kıyılarımızın kirlenmesini önlemek, kirlilikle mücadeleyi özendirme, geliştirmek ve halk katılımını sağlamayı amaçlayan TURMEPA, özellikle okullarda öğrencilere ve öğretmenlere bu konuda eğitim ve saha çalışmaları imkanı sunmaktadır.
1.13.        Kuş Araştırmaları Derneği
1998 yılında kuşları araştırmak, korumak ve bu konuda halk bilinci geliştirmek amacıyla kuş gözlemcileri ve araştırmacıları tarafından kurulmuştur. Dernek EURİNG(Avrupa Kuş Halkalama Birliği) üyesidir.
2.    Uluslararası Çevre Kuruluşları, Programları ve Belgeleri
2.1.            Uluslararası Doğa Koruma Birliği (IUCN)
IUCN, 1948 yılında küresel çapta kurulmuş en eski ve en büyük çevre örgütüdür. 200’ü hükümet 900’ü sivil olmak üzere 1200’den fazla üyesi vardır. Biyoçeşitliliğin korunması IUCN’nin en önemli misyon merkezidir. IUCN, ayrıca iklim değişikliği, sürdürülebilir kalkınma ve gıda güvenliği gibi önemli sorunları ele almakta ve çözümler sunmaktadır.  IUCN Red List(Kırmızı Liste) bitki ve hayvan türlerinin dünyadaki en kapsamlı küresel koruma durumu envanteridir. Kırmızı Liste, kesin ölçüt kullanılarak, binlerce tür ve alt türlerin nesillerinin tükenme riskini değerlendirmektedir.
2.2.    Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF)
1961’de Londra’da kurulan örgütün ülkemiz de dahil olmak üzere 50’den fazla ülkede şubesi vardır. WWF’nin temel amacı, dünyanın doğal ortamının bozulmasını durdurmak ve insanın doğayla uyumlu bir şekilde yaşadığı bir gelecek oluşturmaktır. Dünya çapında 100’ü aşkın ülkede, iklim değişikliği, ormanlar, tatlı sular, denizler ve türler ile ilgili projeler yürütmektedir.
2.3.    Doğal Hayatı Koruma Derneği (WCS)
20. yüzyılın başlarında dünyada ilk defa yapay döllenme programı uygulayarak Kuzey Amerika bizonunun soyunun tükenmesini engellemiştir. WCS, hayvanat bahçelerinin doğal hayatın korunması için aktif çalışması gerektiği düşüncesinin öncüsüdür.
2.4.    Greenpeace 
1971’de Amerika’nın Alaska’da yapacağı nükleer denemelere karşı kurulmuştur. Etkili protesto yöntemleriyle çevre sorunlarını gündemin üst sıralarına taşıması, Greenpeace’nin en büyük gücüdür.
2.5.    Uluslararası Kuşları Koruma Konseyi (Birdlife International)
Dünyadaki kuşları koruma örgütlerinin bir araya gelmesiyle oluşmuş bir yardımlaşma ağıdır. Merkezi Cambridge’de bulunan konsey, 100’den fazla ülkede kuş türünün korunması ve kuş çeşitliliği için önemli alanların belirlenmesine ilişkin çalışma yapmaktadır.
2.6.   Kraliyet Botanik Bahçeleri (KEW) 
Londra’da bulunan KEW, bitki genlerinin kopyalanması, soyu tehlikede olan bitkilerin yetiştirilmesi, ekonomik açıdan önemli bitkiler hakkında bilgiler toplanması, sürdürülebilir kalkınma gibi alanlarda çok önemli çalışmalar yapmaktadır. 120 dönümlük arazi üzerine kurulu KEW’de 38 binin üzerinde bitki çeşidi bulunmaktadır.
2.7.     Durrel Doğal Hayatı Koruma Birliği (DWCT)
Hayvanat bahçelerinin tehlikedeki türlerin üremesi ve doğaya geri dönüşlerine hizmet eden yerler olarak çalışmaları düşüncesine öncülük etmiştir.
2.8.    Kyoto Protokolü
Küresel ısınma ve iklim değişikliği konusunda mücadeleyi sağlamaya yönelik 11 Aralık 1997’de Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi içinde imzalanmıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, küresel ısınmaya sebep olan – karbon dioksit, metan, nitröz oksit, kükürt heksaflorür, HFC‘ler ve PFC‘ler- gazların salınımını azaltmayı kabul etmişleridir. Protokol, antlaşmayı imzalayan ülkelerin atmosfere saldıkları karbon miktarını 1990 yılındaki düzeye düşürmelerini öngörmektedir. Protokol 2005 yılında Rusya’nın katılımıyla yürürlüğe girmiştir. Bunun sebebi; protokolün yürürlüğe girebilmesi için, onaylayan ülkelerin 1990’daki emisyonlarının yeryüzündeki toplam emisyonun %55’ini bulması şartıdır. Kyoto protokolünü Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 160 ülke imzalamıştır. Sözleşmeye göre; endüstriden ulaşıma ısıtmadan kaynaklanan sera gazlarını azaltmaya yönelik mevzuatlar yeniden düzenlenecek, az enerji harcayarak daha uzun yollar alan teknolojiler geliştirilecek, çöp depolama ve çevrecilik temel ilke olacak, yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinecek, fosil yakıtların yerine bio yakıtların tercihi sağlanacak, yüksek enerji tüketen ve çevreyi kirleten ağır sanayi kuruluşlarında düzenlemeler yapılacak, protokole aykırı davranan ülkelere vergi artırımı ve para cezası gibi yaptırımlar uygulanacaktır. Başta ABD olmak üzere, üretimin azalmasından kaynaklanacak milyar dolarlık maliyetten dolayı bazı ülkeler protokolü imzalamamıştır.
2.9.    Stockholm Çevre Bildirgesi:
1972’de İsveç-Sotckholm’de İnsan Çevresi Konferansının başladığı gün olan 5 Haziran, Dünya Çevre Günü olarak birçok ülkede kutlanmaktadır.  Stockholm Çevre Bildirgesi, aşağıdaki hususlara vurgu yapmaktadır:
–          İnsanın yaşama hakkı başta olmak üzere temel haklarından yararlanması için, insanların refahını ve kalkınmalarını arttırmak için çevrenin korunması ve geliştirilmesi bütün insanların özlemi, bütün hükümetlerin görevidir.
–          Gelişmekte olan ülkeler açlık, barınma, eğitim ve sağlık sorunlarını çözmek için kalkınma yönünde çaba gösterirken çevrelerini korumalı ve iyileştirmelidir.
–          Birtakım olumsuz faktörlerin etkisiyle tehlikeye düşmüş olan yaban hayatı korunmalıdır.
–          Ekosistemde onarılmaz bozukluklara yol açan zararlı maddelerin çevreye yayılması engellenmelidir.
–          İnsan ve çevresi nükleer silahların ve diğer toplu imha araçlarının etkisinden korunmalıdır.
2.10.        Çevre ve Kalkınma Konusunda Rio Bildirgesi
1992’de Rio de Janerio’da toplanan Birleşmiş Milletler Çevre ve Kalkınma Konferansı, Stockholm’de kabul edilen bildirgeyi onaylayarak ve onu geliştirmeyi amaçlayarak, devletlere, toplumların anahtar sektörleri ve insanlar arasında işbirliği olanakları yaratarak, yeni ve eşitlikçi bir küresel ortaklık kurmayı hedeflemektedir. İnsanların sağlıklı ve verimli bir yaşam hakkına sahip olduğunu savunur ve ülkelerin egemenlik hakları çerçevesinde kendi doğal kaynaklarını kullanmalarını ve çevre politikalarını oluşturmalarını öngörür. Ancak, devletlerin kendi egemenlikleri dışındaki bölgelerin çevresine zarar vermeme zorunluluğunu taşıdığını vurgulamaktadır.
            Konferanstan çıkan sözleşmelerden biri olan Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’nin amacı; biyolojik çeşitliliğin korunması, bu çeşitliliğin unsurlarının sürdürülebilir kullanımı, genetik kaynakların kullanımından doğan yararların adil ve hakkaniyete uygun paylaşımıdır.
2.11.         CITES Sözleşmesi
Dünyanın küresel yabani bitki ve hayvan ticaretini kontrol eden veya engelleyen en büyük uluslar arası sözleşmedir. Tehlikede olan veya ticareti yasaklanan bitki ve hayvan türlerinin listesi sözleşmenin eklerinde yer almaktadır.
2.12.        Ramsar Sözleşmesi
1971’de İran’ın Ramsar kentinde kabul edilen bu sözleşme, özellikle su kuşlarının yaşama ve üreme alanları için büyük öneme sahip olan sulak alanların korunmasını öngörmektedir. 
2.13.         Basel Antlaşması
Sanayi atıklarının çevre ve insan sağlığına yol açabilecek zararlarına karşı yönetimi, bertaraf edilmesi ve taşınmasına ilişkin önlemler alınarak uluslar arası düzeyde devam eden çalışmaları öngörmektedir.
2.14.        Bern Sözleşmesi
Avrupa Konseyi’ne üye devletlerin imzaladığı bu sözleşme, yabani flora ve faunayı korumayı, bunların yaşam ortamlarını muhafaza etmek, özellikle birden fazla devletin iş birliğini gerektiren koruma sağlamayı amaçlamaktadır.
2.15.        Marpol Sözleşmesi
Bu sözleşeme petrol ve zararlı maddelerle deniz çevresinin kasıtlı olarak kirlenmesinin tamamen ortadan kaldırılmasını ve bu maddelerin bir kaza neticesinde denize boşaltımını en aza indirgemeyi hedefleyerek dünya denizlerini korumayı öngörmektedir.
2.16.   Montreal Protokolü
Bu protokol, ozon tabakasında incelmeye sebep olan cfc(klorofolorokarbon) gazlarının üretiminin ve kullanımının belirli bir zaman içinde kısıtlanması için kesin kurallar getirilmesini öngörmektedir.
KAYNAKÇA
Torunoğlu, E. (2012).Uluslararası Çevre Koruma Politikaları . Çevre Sorunları ve Politikaları. Ü. B. Öğütveren (Editör). Eskişehir: Anadolu Üniversitesi Web-Ofset.
Özey, R. (2009). Çevre Sorunları.(Üçüncü Baskı). İstanbul: Aktif Yayınevi.
URL1. http://megep.meb.gov.tr/mte_program_modul/modul_pdf/850CK0087.pdf          adresinden 03.03.2013 tarihinde erişilmiştir.
URL2. http://www.tema.org.tr/web_14966-2_1/neuralnetwork.aspx?type=22  adresinden 03.03.2013 tarihinde erişilmiştir.
URL3. http://www.cevko.org.tr/cevko/Ic-Sayfa/Cevko/Cevko-Vakfi/Vizyon-ve-Misyon.aspx  adresinden 03.03.2013 tarihinde erişilmiştir.
URL4.  http://www.xn--trev-1oa8j.org.tr/icerikDetay.aspx?icerik_id=11 adresinden 03.03.2013 tarihinde erişilmiştir.
URL5. http://www.docev.org.tr/docev.aspx adresinden 03.03.2013 tarihinde erişilmiştir.
URL6. http://www.greenpeace.org/turkey/tr/about/faq/  adresinden 03.03.2013 tarihinde erişilmiştir.

http://fensefe.wordpress.com/2013/04/13/32/

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: