İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Müslümanlaşan Müslümanlaştırılan Ermeniler- II

Müslümanlaşan, Müslümanlaştırılan Ermenileri tek, homojen bir grup olarak görmek büyük bir yanlış olur. Kanımca  Müslümanlaştırılmış ya da Müslümanlaşmış grupları, Müslümanlaşma zamanına, seçtikleri mezhebe ve kendilerini özdeşleştirdikleri Türk, Kürt, Gürcü Arap vb. etnik topluluklara göre değerlendirmek gerekir.

 MÜSLÜMANLAŞAN GRUPLAR
Bu grupları önce kabaca iki ana grupta toplamak mümkündür.
1.- 1915 öncesi 15-16 -17 ve 18. yüzyılda Müslümanlaşmak zorunda kalan Ermeniler.
2.- 1915’te Müslümanlaşmak zorunda kalan Ermeniler.
1915 öncesi Müslümanlaşmak zorunda olan Ermenileri de üç grupta toplamak mümkün:
a) Anadolu’nun ve Rum Pontus’un ardından da Hemşin Arakel beyliğinin zaptından (1489) sonra bu topraklarda uygulanmaya başlayan “Devşirme” sistemi nedeniyle çocuğunu devlete vermek istemediği için, haraç ve cizye gibi vergileri ödememek için Müslümanlaşan Ermeniler.
Bilindiği gibi Osmanlı zapt ettiği topraklarda erkek çocukları alıyor ve Müslüman yeniçeri olarak yetiştiriyordu. Yeniçeriliğin temeli devşirmeydi. Osmanlı Balkanları zapt etmeye başlayınca Anadolu’dan devşirme alınması azalmıştır. Bu gruba haraç ve cizye gibi vergilerden kurtulmak için Müslümanlaşan Ermenileri de eklemek gerekir.
 “L. Khaçikyan’ın tespit ettiği verilere göre, Hemşin nüfusunun İslamlaştırılması  1690–1700 yıllarında, Kara-Dere Ermenilerinki ise 1780 yılında yaşanmıştır. Yaklaşık olarak aynı dönemde Çoruh bölgesinde yerleştirilmiş (sözde Hopa-Hemşinli) Hemşinlilerin İslamlaştırılması gerçekleştirilmişti. İslamlaştırılması, onlarca yıl sürdü Ermenilerin kahraman direnişlerinin bastırılmasından sonra uygulanabildi. Daha 19.yy. başlarında N.Bjşkyan Hemşinlilerin “kes-kes” (yarı yarı’ya) olduklarını belirtmektedir.”[i]   Müslümanlaşmak istemeyen önemli bir grup da Doğu Ermenistan’a ya da Karadeniz’in karşı kıyısına Soçi ve Abazya’ya yerleşmiştir. Hemşin Ermenicesi konuşan grupların bir bölümü Ermeni asıllı olduklarını kabul etse de büyük bölüm Ermeni olduğunu kabul etmiyor. Hıristiyan Ermenilerle birleşmek gibi bir istekleri de yok. Dilini unutanlar ise Türkleşmiş ve Türk kökenli oldukları iddiasında. 
b) “16. yüzyıl sonları ve 17. yüzyıl başlarında Celali isyanları ile Osmanlı devletinin onu bastırma hareketleri Ermeni nüfusun bir çok yerde azalmasına yol açan çok önemli bir faktör olmuştur. Dönemin Ermeni rahiplerinden Krikor Vartabed Daranağtsi (Kemahlı) “Jamanagakırutyun” (Kronoloji) adlı eserinde olaylara tanıklık eder. 1598 tarihinde kasaba ve köyleri taciz eden saldırılar sonucu Erzincan, Kemah, Eğin ve Divriği yörelerinden Ermeniler yığınlar halinde batıya (İstanbul ve Trakya’ya) göç eder. Aynı dönem yerinde kalan bir kısım Ermenilerin ise güvenlik arayışı içinde Müslümanlaştıkları sanılmaktadır. Erzincan’ın Cimin, Egin’in Surp Toros, Çemişgezek’in Ulukale yörelerindeki Türklerin o dönem ve daha sonraları Ermenilikten döndükleri, Dersim içlerinde ise bir kısım Ermenilerin Aleviliğe geçiş yaptıkları rivayet edilir. Bölgeye ilişkin Ermenice yerel tarih kitaplarında bahsedilen bu olguların kesin belgeleri yoktur. Rivayetleri destekleyen çeşitli belirtiler mevcut olmakla birlikte, sözü edilen dönmelerin bugünlere ulaşan nesillerinin Ermeni kökenlerine dair bir hissiyatları kalmamıştır. Sünni Müslümanlığa bağlanan bazılarının “şaraptan dönme sirke” gibi keskin olduklarını da söylemek mümkündür.”[ii]

Bu gruplar konusunda maalesef yeterli bilgi olmadığı gibi bu grupların Ermenilik iddiası da yok.Çoktan Türkleşmiş ve geçmişini unutmuştur.
c) Profesör Selim Deringil, II. Abdülhamit döneminde Anadolu’da genel bir Müslümanlaştırma siyaseti görüldüğüne dikkat çekiyor: “Aslında Anadolu’da en hızlı Müslümanlaşma 19. ve 20. yüzyılda yaşandı. Abdülhamit döneminde gerçekleşen 1895-1896 katliamları sırasında bayağı büyük bir Ermeni nüfus zorla Müslüman yapıldı. (…)[iii]diyor. Bu dönemde Müslüman olan Ermeniler konusunda da elimizde ciddi araştırmalar yok.
1915’te Müslümanlaşan gruplar:
a) 1915 soykırımı döneminde, tehcir sırasında Müslümanlaştırılarak eş olarak alınan  Ermeni kızları. Annem de Ermeniydi, anne annem de Ermeniydi, baba annemde Ermeniydi diyenlerin çokluğu bu yüzdendir. Annesi ya da anne annesi ve babaannesi Ermeni olan ve bunu çoğu zaman bilmeyen bu kadınların çocuklarının ve torunlarının da Ermenilik iddiası yoktur.
b) 1915 Temmuz ayına kadar Müslümanlığı kabul ederek tehcirden kurtulanlar.
1915 soykırımı döneminde kısa bir süre 1 Temmuza kadar Müslümanlığı kabul eden Ermenilerin tehciri durdurulmuştur. Dahiliye’nin 1 Temmuz 1915 tarihli genelge şifresi şöyledir: “Ermenilerin bazılarının toplu olarak veya ferden din değiştirdikleri bu suretle memleketlerinde kalmaya çalıştıkları anlaşılmıştır. Din de değiştirseler gönderilmeleri…”[iv]
Bu dönemde Müslüman olanları da yine 4 grupta toplamak mümkündür:
1) Sünni Müslümanlığı seçip Müslümanlaşan ve biz hak dinini bulduk diyen, Ermeniliğini gizlemek için Sünnilerden kız alıp veren, hacca giden Müslümanlaşmış Ermeniler. Bunların bir bölümü bir yandan hak dinini bulduk deyip Müslümanlara mesaj verirken, son yıllarda bir bölümü de gördükleri ilgi nedeniyle muhtemelen beklentiler yaratılığından ne olur ne olmaz diye biz de Ermeni asıllıyız diyorlar.
2)1915 yılında Kürt ve Aleviler tarafından korunup Alevileşen Ermeniler. Bunların bir bölümü sorulduğunda biz de Ermeni asıllıyız diyor, ancak Hıristiyan olmak, Ermeni cemaatine katılmak gibi bir istekleri yok.
3) Alevi Ermenilerin bir bölümü ise Ermeni olduğunu açıklıyor ve aslına dönmek istediğini belirtiyor, vaftiz olup çocuklarını Ermeni okullarında okutmak istiyor.
4) Alevi olan Ermenilerin bir bölümünün, Mehmet Şevket Eygi’nin deyimiyle “Kripto Ermeniler”, Halaçoğlu’nun deyimiyle “Gizli Ermeniler” olduğu öne sürülüyor. Bunlara göre Yahudi Sebatayistlerde olduğu gibi, Aleviyiz, Kürt’üz diyen Ermeniler, görünürde Müslüman olmakla birlikte aslında Hıristiyanlıklarını ve Ermeniliklerini gizli gizli sürdürmüş, kendi aralarında evlenmiş ve çocuklarını da Hıristiyan olarak yetiştirmişlerdir. Her ne kadar inandırıcı görünmese de, iddia bu. Şunu da hatırlatalım ki, Türkiye Ermenileri evlilik için yedi göbek ararlar, daha yakınlarıyla evlenmek yasak ve günahtır. Eğer gerçekten böyle bir grup varsa elbette Ermeniliği benim diyen Ermeni’den fazla hak etmişlerdir. Yedi göbek fark olmadan evliliğe izin vermeyen bir toplumdan söz ediyoruz. İhtiyaç yasağı mubah kılmış da olabilir tabi.
 
Kaç Kişi?
Meşhur İngiliz başbakanı Disraeli yalan üçe ayrılır, yalan, kuyruklu yalan, istatistik der. Müslümanlaştırılan Ermenilerin sayısı ile ilgili bilimsel araştırmalar olmadığından belirtilen sayıların da bu son gruba girmesi mümkün. “1913-1915 arasında canlarını kurtarmak için pek çok Ermeni’nin, Rum’un ihtida ettiğini (Müslümanlığa geçtiğini ya da geçmiş göründüğünü) ve bunların devletin gizli kayıtlarında olduğunu Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi (Çakmak) Paşa’nın ağzından öğrendik. Paşa, Meclis’in 22 Ocak 1921 tarihli gizli oturumundaki konuşmasında 300-400 bini Karadeniz sahillerindeki vilayetlerde, 100-150 bini Niğde, Kayseri, Akdağmağdeni gibi Orta Anadolu vilayetlerinde olmak üzere tüm ülkede toplam 800 bin Hıristiyan bulunduğunu, bunların ekonomik hayattaki yerlerini korumasından duyduğu rahatsızlığı belirtmişti.”[v]
İranlı Ermeni tarihçi Karen Khanlari’ye göre çeşitli kaynaklarda verilen sayılar bir milyon ile 4.5 milyon arasında değişiyor. Kendi tahmini de İslamlaştırılmış Ermenilerin 1.300.000 kişi, gizli Ermenilerin ise 700.000 kişi olmak üzere toplam 2.000.000.- kişi.[vi]Bu sayının bile çok uçuk olduğunu düşünüyorum. Bırakalım 700.000’i eğer 70.000 Hıristiyanlığını sürdüren gizli Ermeni varsa çok büyük bir olay olur. Bunların yüzde onu yani 7.000 kişi bile cemaate kazandırılabilirse büyük bir başarı olur. Kendi dinine, diline dönmek istemeyenlerin sayısını ise -çoğunun gizleneceğini düşünürsek- istense de bilinemez, kaldı ki kanımca bir önemi de yoktur.
SONUÇ
Burada son iki grubun yani aslına, dinine dönmek isteyen can korkusu ile Müslümanlaşmış gruplarla, gizli olarak Hıristiyanlığını sürdüren grupların, temel insan haklarından olan din ve vicdan özgürlüğü gereğince bu prangalarından kurtulmaları gerekir. Bu konuda devletin de Ermeni cemaatinin de elinden geleni yapması beklenir. Çağımızda korku nedeniyle kişilerin dinini gizlemesi ya da dinini inkar etmesi kabul edilemez. Müslümanların da samimi olarak Müslüman olmadığı halde çeşitli nedenlerle Müslüman gibi görünenleri istemeyeceği kesindir. Diğer gruplara gelince onlar için devletin de cemaatin de yapacağı bir şey yoktur. Hıristiyan Ermenilerle, Müslümanlaşmış Ermeni’yim diyenlerin farklı cemaatler oluşturacağı açıktır.
Elimizde ciddi araştırmalar bulunmadığından seçilen etnik köken konusnda kesin tanımlamalar yapmak çok zor.  Çeşitli dönemlerde Müslümanlaştırılan Ermenilerin özellikle Sünni İslam’ı seçenlerin kendilerini çoğunlukla Türk olarak tanımlıyor. Bunların küçük bir bölümünün de kendilerini Kürt ve Arap olarak  tanımladığı biliniyor.  Aleviliği seçen Ermenilerin büyük bölümünün ise kendilerini Kürt olarak tanımladığı söylenebilir. Hemşinli Ermenilerin bir bölümünün de kendilerini Laz ve Müslüman Gürcü olarak tanımladığı belirtiliyor. Karadeniz bölgesinde yaşayan Laz ve Gürcülerin büyük bölümü asimile olup Türkleştiği için bu Ermenilerin de Türkleştiği söylenebilir.
Sonuç olarak, gizli olarak Hıristiyanlığını sürdüren Ermenilerin en kısa zamanda bu zulümden kurtarılmaları gerekir. Bu hem Ermeni Hıristiyan cemaatinin, hem de  hükümetin görevidir.İnsan ve azınlık hakları ve din ve vicdan özgürlüğü gereğince bu insanlar seçme hakkını kullanmalıdır. Ben aslıma dönmek istiyorum dilimi öğrenmek istiyorum, çocuğumu Ermeni okuluna göndermek istiyorum diyene de gerekli yardım yapılmalı, destek verilmelidir. Ancak biz Müslüman’ız ama Ermeni’yiz ya da Ermeni asıllıyız, bu yüzden de cemaatin varlıklarından yararlanmak istiyoruz diyenlere cemaatin vereceği bir şey yoktur.
Kişisel kanıma göre Türkiye’de Müslümanlaştırılmış Ermenilerin Hıristiyan Ermenilerle bütünleşmesi ya da özdeşleşmesi söz konusu olamaz. Müslümanlaştırılmış Ermeniler, Müslüman Ermeni neden olmasın diyen etkili, güçlü Hıristiyan Ermenilerle ve onlara ait kurumlarla ortak hareket edebilir, babalarının, dedelerinin mal varlığına sahip çıkabilir, kendi kurumlarını kurabilirler. Örneğin Müslümanlaştırılmış Ermenilerle ortak Ermenice eğitim yapan özel okullar açabilirler, 24 saat Ermenice yayın yapan radyo kurabilirler. Bunlara da kimse bir şey diyemez, derse de önemi olmaz.
Geçen gün bir arkadaşım Gatolikosun da Müslüman Ermenilerin kabulünden yana olduğunu söylüyordu. Mümkündür. Müslümanlaştırılmış Ermeniler konusunu, Ermenistan hükümeti ya da Gatolikos nasıl bakar, diaspora nasıl bakar bilmem. Oralarda nasıl sonuçlar doğurur kestiremem. Ancak kişisel kanıma göre Türkiye’de Hıristiyan Ermenilerin Müslümanlaştırılmış Ermenilerle özdeşleşmesi, bütünleşmesi gönüllü asimilasyona teşvik etmek olur. Müslüman Ermeni’yle özdeşleşen grupların karma evliliğe ve asimilasyona karşı çıkması anlamsız olur. Asırlardan beri bu toplumda dönmek Türkleşmek değil Müslümanlaşmak anlamında kullanılır, çünkü belirleyici özellik dindir.
                                                                       SON
Sevgiler.                                                                                                                      
Murat Bebiroğlu   murat.bebir@gmail.com
Ocak  2014

 



[i] Hemşin Ve Hemşinli Ermeniler (Konferans Makaleleri) Yerevan 2007 Babken Harutyunyan bildirisi -Sayfa 22- E.C: Bilimler Ulusal Akademisi Tarih Enstitüsü
[ii] Hovsep Hayreni Araştırması
[iv] Ermeni Ulusal Ve Demokratik Hareketi ve 1915 Soykırımı-Recep Maraşlı- Sayfa 223- Peri Yayınları 2008
Ayşe Hür- En uzun yüzyılımız: ‘Asr-ı fişleme’
[vi] Hemşin Ve Hemşinli Ermeniler (Konferans Makaleleri) Yerevan 2007 Karen Khanlari bildirisi- Sayfa 120- – E.C: Bilimler Ulusal Akademisi Tarih Enstitüsü

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: