İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu

Konuşmasında kendilerine gelen şikayetlerden örnekler veren Ömeroğlu, “Bir Rum papaz bize müracaat etti. ‘Bizim ekonomik durumumuz yeterli değil. Bizim de maaşımızı devlet versin’ dedi. Şu an onun araştırmasını yapıyoruz. Bakın benim kamu denetçi arkadaşım gayri müslim cemaatlerin önderleriyle İstanbul’da bir araya geldi. Şunu demek istiyorum artık demokratik ve birey hakları her platformda öne çıkmıştır” diye konuştu.

***
“Türkiye’de en büyük sorun kamu personel rejimi. Şikayetlerin yüzde 21’i kamu personel rejimiyle ilgili geliyor” dedi.
Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu, Manisa Barosu tarafından düzenlenen “İnsan Hakları’nın Korunması Açısından İdarenin Alternatif Denetimi” konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Konferansa, Manisa Valisi Abdurrahman Savaş, Manisa Baro Başkanı Zeynel Balkız, avukatlar ve vatandaşlar katıldı. Konferansta konuşan Kamu Başdenetçisi Nihat Ömeroğlu, geçmişte insanların devletten aşırı derecede korktuğunu belirterek, 21. yüzyılda insan temel hak ve özgürlüklerin ön plana çıktığını ve devletin artık insanlar için işlediğini söyledi. Vatandaşlardan “Sizin yaptırım gücünüz yok” şeklinde eleştiriler aldıklarını söyleyen Ömeroğlu, “Hakikatten halkımızda ‘Yetkin kadar konuş. Vurdun mu ses getiriyor musun onu söyle?’ gibi bir algı var. Ama dünya ombudsmanlık sisteminde bütün ombudsmanların yaptırım güçleri yoktur. Sadece tavsiye niteliğindeki kararları vardır. Ombudsman gücünü kamuoyundan alır ve medyadan alır. Bunu halka mal ettikçe o şikayetler o öneriler yazılıp çizildikçe hem halkımızın o kuruma karşı olan yakınlığı ve onun nasıl bir kurum olduğunu öğrenmelerine yardımcı olacak hem de idare üzerinde bir baskı unsuru olacaktır” dedi.
Milli Savunma Bakanlığı’nın kendilerine en sıcak bakan kurum olduğunu belirten Ömeroğlu, “Hemen ilk olarak bizimle irtibata geçeceği bir birim kurdu ve birçok kararı da Milli Savunma Bakanlığı’ndaki muvazzaf askerler ve subaylarla görüşerek uzlaşma yoluna gittik. İkinci olarak da Sosyal Güvelik Kurumu bize bu imkanı sağladı. Yakında inşallah diğer bakanlıklar da bize özel bir birim oluşturacak” şeklinde kaydetti.
“RUM PAPAZLAR MAAŞ İSTİYOR”
Konuşmasında kendilerine gelen şikayetlerden örnekler veren Ömeroğlu, “Bir Rum papaz bize müracaat etti. ‘Bizim ekonomik durumumuz yeterli değil. Bizim de maaşımızı devlet versin’ dedi. Şu an onun araştırmasını yapıyoruz. Bakın benim kamu denetçi arkadaşım gayri müslim cemaatlerin önderleriyle İstanbul’da bir araya geldi. Şunu demek istiyorum artık demokratik ve birey hakları her platformda öne çıkmıştır” diye konuştu.
“DEVLET MAZERET KABUL ETMEZ”
ÖSYM’yle ilgili bir takım şikayetlerden de örnekler veren Ömeroğlu, kendisine gelen bir öğrencinin sınavda tuvalete gittiğini ancak tekrar sınava alınmadığı yönündeki şikayeti değerlendirdiklerini söyledi. Ömeroğlu, “Öğrencinin bir tanesi şikayete geldi. Sınava girdiğini ve acil olarak tuvalet ihtiyacını görmesi gerektiğini, ancak tuvalete gidince tekrar sınava alınmadığından şikayet etti. Biz bunu ÖSYM’ye bir tavsiye niteliğinde yazdık. Devlet çok güçlü bir aygıttır. Devlet mazeret kabul etmez. ÖSYM Başkanı Sayın Ali Demir de bizi ziyarete geldiğinde ‘Akıllı telefonlar var internet var’ dedi. Ben de gerekirse portatif sinyal bozucuyu getirirsiniz sınav salonunun kapısına koyarsınız. Oraya da güvendiğiniz bir görevliyi koyarsınız. Sınav zamanı geldiği zaman çocuğun midesi bulanabilir, sık sık tuvalete gitmesi gerekebilir. Kötü niyetlileri de engellemek için devlet olarak kurum olarak böyle çözümler getirilebilir. Nitekim bu önerilerimizi dikkate almışlar” dedi.
“AVRUPA DÖRT GÖZLE ‘GEZİ’ RAPORUNU BEKLİYOR”
Gezi olaylarıyla ilgili olarak 176 sayfa rapor yazdığını dile getiren Ömeroğlu, “Gezi olayları Cumhuriyet tarihinin en büyük kapsamlı olaylar zinciriydi. Ben bu raporları Başbakanlığa, İçişleri Bakanlığı’na ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne gönderdim. Çevremdeki arkadaşlar siyasi partileri eleştirmeyin dediler. Ben onları eleştirdim. Aynı zaman da medya mensuplarına da sorumluluklarını hatırlattım. Ayrıca Avrupa Birliği yetkilileri 3. günde Türkiye’yi suçlamaya başladılar. Ama biz çok da spontane gelişmiş bir hareketteydik. Buna rağmen makul gücün üzerinde güç kullanan polislerimize bir takım tavsiyelerimizi sunduk. Bizim kararlarımız İnsan Hakları Mahkemesi’ne yakın emek sarf edilen zihinsel kararlar ve onlar gelecekte ister adli yargı ister idari yargı kuvvetle muhtemel Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşıyacaktır. Batı’da ombudsmanlık kurumu çok önemli bir kurum. Ben geldiğimden beri yabancı misyonlarla yaptığım görüşmelerin haddi hesabını unuttum. Buraya geldiklerinde Başbakan ve Cumhurbaşkanı’ndan sonra bizi ziyaret ettiler. Hepsi bizden randevu alıyor. Onlar şu an dört gözle Gezi raporunu bekliyor. Onlara da Gezi raporunun bir örneğini gönderdim. Biz Avrupa Birliği’ne girmeye kararlı olduğumuz için nasıl çalıştığımızı bilmeleri gerekiyor” dedi.
“EN BÜYÜK SORUN KAMU PERSONEL REJİMİ”
Kendilerine gerçekleştirilen müracaat rakamlarını da açıklayan Başdenetçi Ömeroğlu, Türkiye’deki en büyük sorunun Kamu Personel Rejimi olduğunu ve en çok şikayeti bu konuda aldıklarını belirtti. Ömeroğlu, “Toplam 7 bin 116 müracaat aldık. Bu müracaatlardan 5 bin 900’ünün sonlandırıldık. Kamu personel rejimi bu şikayetlerin yüzde 27’sini, eğitim öğretim gençlik spor yüzde 15, çalışma sosyal güvenlik yüzde 12, ekonomi maliye vergi yüzde 11, adalet milli savunma güvenlik yüzde 7’sini oluşturuyor” dedi.
           

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: