İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Bir Türk’ün gözüyle Ermeni meselesi…

Uzun yıllar Ermenistan’da yaşayan araştırmacı Mehmet Fatih Öztarsu Ama Hangi Türkler ve Ermeniler adlı kitabında tanıklıklarına ve incelemelerine yer verdi. Araştırmacı Mehmet Fatih Öztarsu’nun Ama Hangi Türkler ve Ermeniler adlı çalışması Öteki Adam Yayınları arasından çıktı. “Birbirini Tanımayan Düşmanların Hikâyesi” alt başlığıyla yayımlan kitap, Ermenistan’da yaşayan bir Türk’ün gözüyle Ermenistan ve Ermeni meselesini çeşitli boyutlarıyla inceliyor.

Halklararası ve devletlerarası ilişkilerin hangi dengeler üzerinde olduğu ve çözümsüzlüğün esas sebebinin ne olduğu araştırılıyor.
Halkların ve devletlerin ruh hali ve siyasi yaklaşımlarının irdelendiği kitapta, yaklaşımları farklılaştırmak üzere iki bölüm yer alıyor. Birinci bölüm “Ermenistan’a Uzman Bakışı” adını taşıyor. Bu bölümde, içinde bulunduğumuz zaman dilimine kadarki olay ve gelişmeler inceleniyor. İki halkın birbirlerine uzaktan bakışlarıyla ilgili ilginç anekdotlara yer veriliyor. Kitabın “Ermenistan’a Siyasi Bakış” adını taşıyan ikinci bölümünde ise yazarın Ermenistan’a yerleştiği 2010 tarihinden bugüne kadar, bugünümüzü ve geleceğimizi etkileyecek siyasi, sosyal, ekonomik ve en önemlisi genel psikolojik gelişmeler konu ediliyor.
Kısacası kitapta, Ermeni meselesi konusunda yanıtını merak ettiğiniz sorulara cevap bulacağınız bölümler mevcut. Yazar Öztarsu, 2015 arifesinde Türkiye’nin meseleyi daha rahat anlaması ve karşı tarafın da endişelerini giderecek çözümler üretmesi için Ermeni meselesi ve Ermenistan denince akla gelen her konuya temas ediyor. İşte ‘mesele’ye içeriden bakan bir araştırmacının çalışmasından bazı bölümler…
Keşke Akdamar’da ayine katılabilsem
Birden gözü yaşaran Vahan Bey, birkaç yıl evvel Van’a gittiğini ve oradan bir poşet toprak getirdiğini söyledi. Yıllardır yastığının altında sakladığı o toprak ile her gün içinde büyüyen memleket hasretini yatıştırmakta olduğunu anlattı: “Tekrar görmek istiyorum oraları” diyen Vahan Bey bir arzuda bulundu : “Keşke eylül ayında Akdamar’da yapılacak olan ayine katılabilsem.” Bugün siyaseten Türkiye’yi sıkıştırmak isteyen çevrelerin “koyu bir Türk propagandası” olarak yorumladıkları Akdamar ayinine karşı, Ermeniler’i Türk siyasetine alet olmamaya çağıran çevrelere inat, Vahan Bey içindeki duyarlılığı ortaya koymaktan çekinmedi: “Türkiye çok doğru adım atıyor.” (sf.34)
Cüzdanında Tarık Akan’ın resmini taşıyan Ermeni kadın
Markette alışveriş yaptıktan sonra kasaya yönelip sıramın gelmesini bekli- yordum. Önümdeki yaşlı kadın ödemeyi yaparken cüzdanını açmış parasını çıkarıyordu. Birden bire cüzdanındaki bölmede Tarık Akan’ın 1970’lere ait bir fotoğrafını gördüm. Çok daha dikkatli bakmak için eğildim, bu kişi gerçekten Tarık Akan’dı, İstanbul manzaralı bir fotoğraftı. Kadın, sormaya fırsat kalmadan ödemeyi yapıp ayrıldı marketten. Zaten o kalabalıkta “Bu Tarık Akan mı?” desem Türk olduğumu en az yirmi kişiye duyuracaktım. (sf.271)
“Ermeniler’in bize bakışları nasıl?”
Ermenistan üzerine yoğunlaştığımdan beri hem Türkiye’de hem de Azerbaycan’da bana en çok sorulan soru, “Bize bakışları nasıl” sorusudur. Bu soru, üzerinde durulması gereken çok büyük ve önemli mahiyetlere sahiptir. Çünkü bu sorunun sorulması için kişinin bir muhatap arayışında olması gerekir. Yani “Bizi nasıl buluyorlar, bizim hakkımızda ne düşünüyorlar” gibi yaklaşımlar sadece diyalog kuramamış ancak diyaloga hazır bir muhatap arayışının sorusudur. Nihayetinde, uzaktan da olsa birileri göremedikleri başkalarını merak ediyor ve diyalog köprüsünün temeli kendiliğinden atılıyor. Bu soruya Ermenistan’da da sıkça rastlıyorum. Özellikle gençler arasında büyük bir merak var. (sf.75)
Ermenistan’da Kürt-Yezidi ayrışması
Ermenistan’daki Yezidiler artık kendilerinin Kürt olarak anılmasını istememekteler. Bunu bizzat Yezidi dernekleri kamuoyuyla paylaştı. Sincar Yezidiler Birliği geçtiğimiz yıl içerisinde yaptığı açıklamada Ermenistan’a kayıtlı bulunan Yezidiler’in hiçbirinin kendisini Kürt olarak tanımlamadığını ancak Yezidi olarak kayıtlı bulunan Kürtler’in Yezidi toplumunu Kürtleştirmeye çalıştığını ve Kürtler’in göçmen bir halk olduğundan dolayı Yezidiler gibi herhangi bir değerler sistemine sahip olmadıklarını belirtti. Yezidi yaşam alanlarının Kürt devrimci örgütleri tarafından hedeflenen bölgeler olduğundan da şikayet eden Yezidiler’in “Yezidi Soykırımı”nın tanınması talepleri de bulunmaktadır. (sf.108)
Malatya’nın görsel arşivi Ermenistan’da
Stepan amcanın evinde, kendisine ait Türkçe ve Ermenice kitaplarının bulunduğu kütüphanesi ve muazzam fotoğraf arşivinin önünde çekimler yaptık. Malatya’nın 1890’lardan 1950’ye kadarki fotoğrafları ayrıca ilgimi çekti. Çünkü burada gördüğüm tarihin yansıması, Malatya’daki arşivlerde bile bulunmamaktaydı. Ermeniler’deki hatıra yazma ve biriktirme alışkanlığı maalesef bize sirayet etmemiş. (sf.104)
Genç Ermeniler uzlaşmaya açık
Genç Mıkırtıç: “Ermenistan İran’dan gelenlere kucak açmayı bırakıp Türkiye’den gelenlere ev sahipliği yapsa, kendi adımıza olumlu bir adım atmış olacağız. Fakat teveccüh edilen ülkeden gelenlerin Ermenistan’a katkısından çok zararı oluyor. Turist isteniyorsa bunu Türkiye’den sağlasınlar ki hem dost bir milletle birlikte olalım hem de karşılıklı iletişimimiz gelişsin.” (sf.228)
Ağrı’yı Ararat yapan aşk hikayeleri
Kendisi Lübnanlı bir Ermeni olan yeşil gözlü genç kız, Ermeni kültürüne yönelik paylaşımlarda bulunmaya başladı… Milli bir meyve olarak saygı gören nar ile ilgili pek çok eserin bulunduğu bölümde ilginç anekdotlar sundu bize; yeni evlenen kızın yere nar atarak dağılan nar tanesi kadar çocuğa sahip olacağını inancının Ermenistan’da da olduğunu şaşkınlık ile öğrendik. (sf.28)
“24 Nisan’a atfen soykırım şenliği”
Kimsenin galibi olmadığı ve tarafların büyük kayıplar verdiği, boş savaşlar gibi, anlamsız diyaloglar ve yanlış anlamalar sürüp gittikçe bu meselenin çözülmesi de uzun zaman alacak gibi görünüyor. Nitekim bu yanlış anlaşılmalardan bir örneği hiç beklemediğim ve çok saygı duyduğum başka bir gazeteci arkadaş sayesinde tecrübe ettim.
Washington’daki Türk Büyükelçiliği’ne yaptığımız ziyaretlerden birinde Ermeni arkadaşlarımdan bazıları 23 Nisan’da neden şenlikler yaptığımızı yetkililere sordular. Soruyu bizim gibi anlayamayan yetkililer sorunun tekrarlanmasını rica ettiler. En sonunda anlaşıldı ki, Türkiye’nin 23 Nisan’da 24 Nisan’a atfen soykırım şenliği yaptığı gibi yanlış bir algıya kapılmış komşu halkımız. (sf.132)
Talgat ve Kırgızistan’dan gelen öğrenciler Erivan’da yüksek lisans eğitimi alırken yabancı dil olarak da hiç bilmedikleri Türkçe’yi öğreniyorlar. Türkçe seçmeli yabancı dil olarak oldukça popüler olduğundan dolayı dili uygulamalı olarak kullanma imkanları da oldukça geniş. Ayrıca Ermeni bir hocadan Türkçe öğrenen Kırgız tablosu son derece ilginç görünüyor.(sf.119)

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: