İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Azınlıkların sesi Akil Adamlar oldu

Stelyo Berberakis
Daha önce sesli bir şekilde dile getiremedikleri taleplerini ve sıkıntılarını, hükümet tarafından atanan Akil Adamlar’a aktarma fırsatını bulmanın çok önemli olduğunu belirten azınlık temsilcileri, geçmişte olanların tekrar etmemesi için yaşadıklarını anlattılar. Verdikleri örnekler arasında Atatürk sonrası Cumhuriyet döneminde uygulanan dış politikaya göre, bazen vatandaş, bazen de yabancı olarak görülmelerini, yargı önünde yaşadıkları haksızlık ve ayrımcılıkları, vakıf mallarına el konması, okulların, yetimhanelerin bir gece içinde kapatılması, patrikhanelerin “tüzel kişilik” hakları olmadığı için bankalarda hesap bile açtıramamaları, 6-7 Eylül 1955 olayları, “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyaları, askerlikte rütbe alamamaları, askeri okullara girememeleri, uluslararası ilişkiler bölümlerinden mezun olsalar bile diplomat olamamaları gibi sıkıntılar yer alıyor. (Ne gariptir ki, azınlıklar adına söz alanların bir bölümü hala Patrikliğin tüzel kişiliği ile cemaatin tüzel kişiliğini ayıramıyor ve cemaatin örgütlenmesine izin verilmesinin  önemini anlamıyor.  HYETERT)

***

Akil Adamlar, İstanbul’da azınlık temsilcileriyle buluştu. Temsilciler, yıllar sonra ilk kez açıkça ve korkusuzca taleplerini anlattı: Geçmişteki hatalar tekrarlanmasın, sınırlandırmalar kalksın
Akil Adamlar, barış sürecinde yüklendikleri etkin rollerinin yanı sıra yıllarca baskı altında yaşamış birçok azınlık grubun yeni anayasa yapılması sürecinde taleplerini dile getirmelerine de vesile oluyor. Marmara bölgesinden sorumlu Akil Adamlar bu amaçla Türkiye’de azınlık statüsünde bulunan cemaat üyeleriyle buluştu. İstanbul- Feriköy’de Surp Vartanants Ermeni Kilisesi Vakfı’nın Bedros Şirinoğlu Salonu’nda onlarca azınlık temsilcisiyle 12 Mayıs’ta bir araya gelen Akil Adamlar, ülkedeki Rum, Ermeni ve Yahudi cemaatlerinin taleplerini dinleme fırsatı buldu.
‘DIŞ OLAYLAR BİZE YANSIYOR’
Daha önce sesli bir şekilde dile getiremedikleri taleplerini ve sıkıntılarını, hükümet tarafından atanan Akil Adamlar’a aktarma fırsatını bulmanın çok önemli olduğunu belirten azınlık temsilcileri, geçmişte olanların tekrar etmemesi için yaşadıklarını anlattılar. Verdikleri örnekler arasında Atatürk sonrası Cumhuriyet döneminde uygulanan dış politikaya göre, bazen vatandaş, bazen de yabancı olarak görülmelerini, yargı önünde yaşadıkları haksızlık ve ayrımcılıkları, vakıf mallarına el konması, okulların, yetimhanelerin bir gece içinde kapatılması, patrikhanelerin “tüzel kişilik” hakları olmadığı için bankalarda hesap bile açtıramamaları, 6-7 Eylül 1955 olayları, “Vatandaş Türkçe Konuş” kampanyaları, askerlikte rütbe alamamaları, askeri okullara girememeleri, uluslararası ilişkiler bölümlerinden mezun olsalar bile diplomat olamamaları gibi sıkıntılar yer alıyor.
HÜKÜMETİN ÇABALARI MEMNUN ETTİ
Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak kendilerini Türk toplumunun bir parçası gördüklerini belirten azınlık temsilcileri, ancak Yunanistan, İsrail, Ermenistan veya Kıbrıs’ta meydana gelen olaylardan dolayı bir anda kendilerine düşman gözüyle bakılmasından dert yandı. Bu şikâyetlerini hararetle ve açık yüreklilikle dile getiren azınlık üyelerinin ortak paydası ise şikâyet ve sorunlarına kulak verip hükümete aktaracak birilerini bulmuş olmalarından kaynaklanan memnuniyet… Diğer bir memnuniyetleri de Atatürk sonrası cumhuriyet döneminde ilk kez görev başındaki bir hükümetin azınlığın şikayetlerini dinlemesi ve geçmişteki hataların düzeltilmesi için gösterdiği (Büyükada Rum yetimhanesinin Patrikhane’ye, Ortaköy Rum okulu binasının Rum cemaatine iadesi gibi) çabalar ve bu sayede geri kazandıkları özgüven duygusu…

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: