İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dünya Kadınlar Günü Ve Kadın Hakları

Dünya Kadınlar Gününü Kutluyor, kadınlarımıza daha mutlu, daha güzel, daha huzurlu ve sevgi dolu yıllar diliyorum. Bu günü aynı zamanda Kadın Hakları Günü olarak da kabul etmek gerekir. Her ne kadar Türkiye’de kadınlara milletvekili seçme seçilme hakkı tanıyan 1934 tarihli yasanın yürürlük günü olan 5 Aralık Kadın Hakları Günü olarak kutlanıyorsa da BM ya da başka bir ülkede ayrı bir Kadın Hakları günü kutlaması yoktur.

DÜNYA KADINLAR GÜNÜ
8 Mart 1857‘de New York‘da dokuma işçiler daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir  greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi.”[i]Bu olaydan 120 yıl sonra, 16 Aralık 1977’de, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu 8 Mart gününün, Dünya Kadınlar Günü olarak anılmasını kabul etti.
Birleşmiş Milletlerin Kadınlarla ilgili olarak kabul ettiği diğer günler de şunlardır:
23 Haziran Dünya Dul Kadınlar Günü.
15 Ekim Kırsal Kesimde Yaşayan Kadınlar Günü.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele ve Dayanışma Günü.
KADIN HAKLARI
Sevgili okurlar, Dünya Kadınlar Gününde, Kadın Hakları ile ilgili uluslararası belgelere göz atmanın yararlı olacağını düşünüyorum.
Öncelikle bilmek gerekir ki kadın haklarıyla ilgili ulusal yasaların çıkarılması,  uluslararası bildirge, protokol ve sözleşmelerin devletler tarafından kabul edilerek onaylanması çok önemi olmakla birlikte, toplum tarafından içselleştirilerek uygulanmadığı, kağıt üzerinde kaldığı sürece yine bir değer ifade etmeyecektir. Kadın haklarının tanınmasında, kadınlara karşı şiddetin önlenmesinde yasa ve sözleşmelerin uygulanması çok önemli olduğu açıktır. Ancak ,diğer yandan da toplumun erkek egemen toplum paradigmasında kurtulması, kadını erkeğin malı, erkeği kadının sahibi gibi gören zihniyet tamamen değişmesi gerekir. Erkek çocukların, şiddete yatkın olmasında, kendilerini kadınlardan üstün görmelerinde ailenin özellikle annelerin çok önemli rol oynadıkları da bir başka acı gerçektir. Dinlerin ataerkil yapısı ve uygulamaları da kadın hakları konusunda aşılması gereken sorunlar olarak görülebilir. Sonuç olarak ulusal yasalar ve uluslararası sözleşmeler kadın haklarını alınmasında çok önemli bir aşama olmakla birlikte, bu yasa ve sözleşmelerin tam anlamıyla uygulanabilmesi ve kadına karşı şiddetin ve küçük düşürücü tutumların değişmesi konusunda, devletlere, sivil toplum kuruluşlarına, eğitimciler, din adamlarına  ve tabi aileler önemli görevler düşmektedir. Öncelikle başta aile içi ve okul eğitimi ve medya yayınları yoluyla toplumdaki kadınla ilgili olumsuz kalıp yargıların (stereotiplerin), ön yargıların değiştirilmesi gerekir. 
Kadın hakları konusunda 19.yüzyılda başlayan çalışmalar ancak 20. yüzyılda sonuç vermeye başlamıştır. Her ne kadar 18. yüzyılda yayımlanan insan hakları bildirilerinde eşitlik koşulu yer almışsa da ne yazık ki bu bildiriler bu konuda bir gelişme sağlayamamıştır.
12 Haziran 1776 tarihli Virginia İnsan Hakları Bildirisi’nin birinci maddesinde” Tüm insanlar doğuştan eşit derecede özgür ve bağımsızdırlar” denirken,  3 Eylül 1791 tarihli Fransız İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisinin  ilk maddesinde “İnsanlar hukuk açısından özgür ve eşit doğarlar, özgür ve eşit yaşarlar” denmektedir. [ii]
Kadın haklarıyla ilgili ilk uluslararası çalışmaları 10 Ocak 1920’de kurulan ve 18 Nisan 1946’da dağılan Milletler Topluluğu’nda (Eski adıyla Cemiyet-i Akvam) görüyoruz.İnsan ticaretinin, fahişeliğin ve kadının sömürülmesinin önleme girişimleri iki belgenin hazırlanmasıyla sonuçlanmıştır.  “Kadın ve Çocuk Ticaretinin Önlenmesi Sözleşmesi” 30 Eylül 1921’de,  “Yetişkin Kadın Ticaretinin Önlenmesi Sözleşmesi” ise 11 Ekim 1933’de imzaya açılmıştır.[iii]Ancak II. Dünya savaşının başlamasıyla birlikte örgüt etkinliğini yitirmiş ve  24 Ekim 1945’de Birleşmiş Milletlerin kuruluşundan sonra 1946′ da dağılmıştır.    
Birleşmiş Milletler, kadın hakları konusunda çok önemi çalışmalar yapmış ve bu konuda çok önemli gelişmelerin sağlanmasına öncülük etmiştir. “Birleşmiş Milletlerin ana ilkelerinden biri de erkelerle kadınların eşitliğidir. Bunun anlamı, insan onur ve değerleri bakımından olduğu kadar, hak, fırsat ve sorumlulukları bakımından da iki cins arasındaki eşitliğin tanınmasıdır.Tüm Birleşmiş Milletler sisteminin amacı, kadının geliştirilmesi için erkeklerle kadınlar arasındaki  hak eşitliğinin yasalarca evrensel olarak tanınmasını sağlamak ve kadınların insan hakları ve temel özgürlüklerini gerçekleştirmek üzere her iki cinse gerçekten eşit fırsatlar tanıma yollarını bulmaktır.”[iv]   
Bu nedenle Birleşmiş Milletlerin kuruluş antlaşmasında kadınlarla erkekler arasında hak eşitliği kabul edilmiştir. 24 Ekim 1945’de yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Antlaşmasının 1. Maddesinin 3. fıkrasında uluslararası sorunların çözümünde cinsiyet ayrımının gözetilmeyeceği belirtilmiştir. 1 Aralık 1948 tarihli İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 1. ve 2. maddelerinde eşitlik ilkesi yer alır: “Tüm insanlar, özgür doğar, saygınlık ve haklar bakımından eşit doğar ve ırk, renk, cinsiyet, dil, din, siyaset ya da başka bir görüş, ulusal ya da toplumsal köken, mülkiyet, doğuş ya da başka bir statü ayrımı gözetmeksizin bildirgede belirtilen tüm hak ve özgürlüklerden yararlanır. ”
Evrensel Beyannamenin 16. Maddesinde ise kadın ve erkeklerin hiçbir ayırım gözetmeden evlenme ve aile kurma hakkı tanınmış ve evliliğin ancak iki tarafın özgürce onaylamasıyla geçerli olacağı belirtilmiştir. Yine Birleşmiş Milletlerin 16.12.1966’da kabul edilen  Kişisel ve Siyasal Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin 2.1 maddesinde  ve  Ekonomik ve Sosyal Ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’nin  2.2 maddesinde, taraf devletlerin tüm bireylere ırk, renk, cinsiyet, din, siyasal ya da başka bir görüş ulusal ya da toplumsal köken, doğuş ya da başka bir statü  gibi herhangi,bir ayırım gözetmeden Sözleşmelerde tanınan hakları sağlamayı ve bu haklara saygı göstermeyi üstlendiği belirtilmektedir. Bu sözleşmelere rağmen kadınların eşitliği sağlanamamış, bu nedenle de kadınlarla ilgili özel sözleşmeler, bildirgeler ve protokoller hazırlanmıştır.
Birleşmiş Milletlerin “Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ile kuruşundan bu yana kadın erkek eşitliğini gerçekleştirmek amacıyla benimsediği bir çok standardı tek bir metinde toplamıştır. Ancak bu sözleşme Birleşmiş Milletlerin kadınları olumsuz olarak etkileyen sorunları gidermek üzere benimsenen ve yayımlanan diğer belgelerin yerini almamıştır.
Kadınları ilgilendiren sözleşme, bildirge ve protokolleri şöyle sıralayabiliriz:
*İnsan Ticaretinin Ve Başkalarının Fahişeliğinin Sömürülmesinin Önlenmesi Sözleşmesi 2 Aralık 1949. Yürürlük 25 Temmuz 1951
*Erkek Ve Kadın İşçilerin Eşit Değerde İş İçin Eşit Ücretlendirilmesine İlişkin 100.No’lu Sözleşme 29 Haziran 1951.
*Kadınların Siyasi Hakları Sözleşmesi 20 Aralık 1952 yürürlük 7 Temmuz 1954.
*Kölelik, Köle Ticareti ve Köleliğe Benzer Kurum Ve Uygulamaların Kaldırılması Ek Sözleşmesi 7 Eylül 1956.
*Evli Kadınların Uyrukluğu Sözleşmesi  29 Ocak 1957, Yürürlük 11 Ağustos 1958.
*Evlilik Oluru ve En Düşük Evlenme Yaşı Ve Evliliklerin Yazımı Sözleşmesi 7 Kasım1962. Yürürlük 9 Aralık 1964.
*Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Bildirgesi,  7 Kasım1967[v]
*Kadınların Eşitliği Ve Kalkınma Ve Barışa Katkıları Meksiko Bildirgesi 2 Temmuz  1975
*Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi 18 Aralık 1979.
*Erkek Ve Kadın İşçilere Aile Sorumlulukları Olan İşçilere Fırsat Ve Davranış Eşitliği Sağlanmasına İlişkin 156. No’lu Sözleşme 23 Haziran 1981
*Kadına Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri 20 Aralık 1993
*Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine İlişkin Ek Protokol.[vi]10 Aralık 1999
*İnsan Ticaretinin Ve Başkalarının Fahişeliğinin Sömürülmesinin Önlenmesi Sözleşmesi. Sözleşmeye taraf devletler, başkalarının arzularını tatmin etmek amacıyla, insanların rızasıyla bile olsa fuhuş için insan temin eden, ayartan ve kandıran  ya da bir başkasını istismar ederek fuhşa teşvik edenlerin cezalandırılmasını  kabul etmektedir. Ayrıca taraf devletler genel ev işleten, genel evleri finansa eden, fuhuş amacıyla bina ya da başka bir yer kiralayanların cezalandırılmasını kabul etmektedir.
*Kadınların Siyasi Hakları Sözleşmesi. Bu sözleşme her yurttaşa politik haklarını kullanma hakkı veren ilk önemli sözleşmedir. “Sözleşmenin öne sürdüğü üç temel ilke:
-Kadınlar, tüm seçimlerde hiçbir ayırım yapılmaksızın erkelerle eşit koşullarla oy kullanma hakkına sahiptir.
– Kadınların hiçbir ayırım yapılmaksızın, erkeklerle eşit koşullarda halk tarafından seçilen ve ulusal yasalarla kurulmuş tüm organlara seçilme hakkı vardır.
– Kadınlar, yasalarla kurulmuş tüm kamu görevlerini üstlenmek ve kamu işlerini yerine getirmek hakkına sahiptir.”[vii] Sözleşme Türkiye tarafından 25.05.1959’da onaylamıştır.
*Kölelik, Köle Ticareti ve Köleliğe Benzer Kurum Ve Uygulamaların Kaldırılması Ek Sözleşmesi[viii]. “Sözleşmenin 1. Maddesinin c fıkrasında,
 -Bir kadının geri çevirme hakkı tanınmadan, ana-babası, vasisi, ailesi ya da başka bir kişi ya da gruba para ya da mal olarak bir ödeme karşılığında evlendirilmesi sözü verilmesi ya da evlendirilmesi; ya da
 -Kocası, ailesi ya da topluluğu tarafından bir kadının bedel karşılığında ya da başka yoldan bir başkasına aktarılma hakkı; ya da
 -Kocasının öldüğünde bir kadını miras yoluyla bir başkasına aktarılmak zorunda olmasını: köleliğe benzer uygulamalar olarak nitelemektedir.
Sözleşmenin 2. Maddesinde şu hükmü öngörmüştür: Taraf devletler bu sözleşmenin 1. Maddesinin (c) fıkrasında anılan kurum ve uygulamalara son vermek üzere gerekli gördüklerinde uygun bir en düşük evlenme yaşı saptamayı, her iki tarafın evlilik için olurunun resmi ya da dinsel makam önünde özgürce dile getirmesine olanak sağlamayı ve evliliklerin yazıma geçirilmesini özendirmeyi sağlar”.
*Evli Kadınların Uyruğu Sözleşmesi. ” Sözleşme ile her taraf devletin üslendiği yükümlülükler şunlardır:
– Uyruklarından biriyle bir yabancı arasında evlilik bağının kurulması ya da bozulması ya da evlilik sırasında kocanın uyrukluğundaki değişiklik, kadının uyrukluğunu kendiliğinden etkilemez.
-Başka bir devletin uyrukluğunu gönüllü olarak edinmek ya da bir devletin uyrukluğundan çıkmak, böyle bir uyruğun karısının uyrukluğunu korumasını engellemez.
– Bir devletin uyruklarından birinin yabancı karısı, isteği üzerine, özellikle ayrıcalıklı uyrukluğa alma işlemleriyle kocasının uyrukluğunu edinebileceği gibi, uyrukluğun böyle kazanılması, ulusal güvenlik ya da kamu yönetiminin çıkarları bakımından gerekebilecek sınırlamalara bağlanabilir. Ayrıca, Sözleşmeyle her sözleşmeci devlet, kocası kendi uyruğu olan bir kadının isteği üzerine bir hak olarak kocasının uyrukluğunu edinebilmesine olanak veren yasa ya da yargı uygulamalarını korumayı kabul etmiştir.”    
*Evlilik Oluru ve En Düşük Evlenme Yaşı Ve Evliliklerin Yazımı Sözleşmesi. Bu sözleşme doğrudan doğruya kadın haklarıyla ilgili değilse de, genellikle küçük yaşta evlilik mağdurlarının kadınlar olduğunu dikkate alarak bu sözleşmeye de yer vermeyi uygun buldum. Sözleşmenin 1. Maddesinin 1. fıkrasında evliliğin geçerlilik şartı belirtilmiştir. “Her iki tarafı evlenme isteklerini gereğince açıkladıktan sonra, yasalarca belirlenecek ve evlilik törenini resmen yerine getirecektir. Yetkili makamlar ve tanıklar önünde kişisel olarak belirtilecek tarafların özgür ve tam olurları olmaksızın hiçbir evlilik yasal olarak yapılamaz.” Sözleşme  her iki cinse eş seçiminde tam özgürlük tanımayı, çocuk evlilikleriyle erginlik çağına gelmeden genç kızların nişanlanmasını önlemeyi, gerektiğinde aykırılıklara karşı uygun cezalar uygulamayı ve tüm evliliklerde medeni ya da benzeri işlemlerle yazımını sağlamayı amaçlamıştır. Sözleşme devletin en düşük evlenme yaşını belirleme yetkisi vermekte ve özel durumlar dışında yaşını doldurmadan yasal olarak evlenmenin mümkün olmayacağını öngörmektedir.
*Erkek Ve Kadın İşçilerin Eşit Değerde İş İçin Eşit Ücretlendirilmesine İlişkin 100 No’lu Sözleşme. 1951’de Uluslararası Çalışma Örgütü Genel Konferansı Cenevre toplantısında erkek ve kadın işçilerin eşit değerde iş için eşit ücretlendirilmesi ilkesine ilişkin belli önerilerin benimsenmesine karar vererek, bu önerilerin bir uluslararası sözleşme haline getirilmesine karar vermiştir. Sözleşme ile üye devletlere, kadınlarla erkeklerin eşit işe eşit ücret verilmesinin sağlanması konusunda her türlü tedbiri almak ve özendirmek görevi verilmektedir.
*Kadınlara Karşı Şiddetin Tasfiye Edilmesine Dair Bildiri. Bildiride Kadınlara karşı şiddet tanımlanır:”İster kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel veya psikolojik acı veya ıstırap veren veya verebilecek olan cinsiyete dayanan bir eylem veya bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma anlamına gelir.” Bildiri şiddetle ilgili örnekler verir ve kadınların haklarını sıralarken devletin sorumluluklarını da belirlemektedir. “Devletler, kadınlara karşı şiddeti yasaklar ve kadınlara karşı şiddetin tasfiye edilmesi konusundaki yükümlülüklerinden kaçınmak üzere herhangi bir örf ve adeti, geleneği veya dinsel düşünceyi ileri süremez. Devletler her türlü uygun araçla ve gecikmeksizin kadınlara karşı şiddeti tasfiye politikasını yürütür”. (Madde 4). Bildiri ayrıca kadınlara karşı şiddetin önlemesi konusuna Birleşmiş Milletlerin rolünü de belirlemektedir. ” Birleşmiş Milletler organları ve uzman kuruluşları kendi yetki alanlarına giren konularda, bu bildiride düzenlenen hakların ve prensiplerin tanınmasına ve gerçekleştirilmesine katkıda bulunur…” (Madde 5).
*Kadına Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Bildirgesi ve Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi:
1967 tarihli Kadına Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Bildirgesi, çok önemli bir dönüm noktasıdır. Bildirgenin başlangıcında “Birleşmiş Milletler Antlaşmasına, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesine, İnsan Hakları Uluslararası Sözleşmelerine ve Birleşmiş Milletler ve uzmanlık kuruluşlarının başka belgelerine ve hak  eşitliği alanına sağlanan ilerlemelere karşın, kadınlara karşı belirgin bir ayrımcılık süregelmektedir, denmektedir.” “Kadına karşı ayrımcılık, insan onuruna ve aile  ve toplumun refahına aykırıdır; kadınların erkeklerle eşit koşullarda ülkelerinin siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel yaşamına katılmalarını önler ve kadınların, ülkelerinin ve insanlığın hizmetinde kapasitelerini tam geliştirmelerine de engeldir.”[ix] 
Bildirgeyi izleyen  Meksiko Bildirgesi 1979’da Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesiyle sonuçlanmıştır. Sözleşme 3 Eylül 1981’de yürürlüğe girmiştir. [x]Sözleşme’nin 1. Maddesinde ayrımcılık özetle şöyle tanımlanmıştır: “Kadına karşı ayrımcılık, kadınların her alanda insan hakları ve temel özgürlüklerinin tanınmasını ve bu hak ve özgürlüklerin kullanılmasını ya da bunlardan yararlanmalarını zedelemek ya da kaldırmak amacıyla ya da sonucuyla cinsiyet temeli üzerinde yapılan herhangi bir ayırım, dışlama ya da kısıtlamadır.”[xi] Sözleşmenin en önemli özelliklerinden bir de kadınlarla erkekler arasında gerçek eşitliğin sağlanması için özel önlemlerin alınmasının yani pozitif ayrımcılığın benimsenmesi ve pozitif ayrımcılığın ayrımcılık olarak görülmemesidir. Benzer şekilde analığı korumak amacıyla özel önlemler alınmasını da benimsemiş ve ayrımcılık saymamıştır.
Sözleşme taraf devletlerin  Anayasalarına ve diğer yasalarına eşitlik ilkesini yerleştirmeyi, yasalar ve diğer uygun yollarla eşitliğin gerçekleşmesinin sağlamayı önermektedir. “V. Bölümde Sözleşmenin uygulamasında sağlanan ilerlemeleri izlemek amacıyla ” Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Kaldırılması Komitesi” adıyla bir komite oluşturulmuştur. Taraf devletler,Komite tarafından incelenmek üzere, Sözleşmenin hükümlerine işlerlik kazandırmak amacıyla benimsedikleri yasal, yargısal, yönetsel ve öteki önlemler konusunda BM Genel Sekreterine bir rapor sunmayı üstlenmiştir.”[xii]   Türkiye tarafından, 2000’de imzalanan ve 2002’de onaylanan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesine İlişkin Seçmeli Ek Protokol ile taraf devletlere, Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesine başvuruları kabul ve inceleme yetkisi tanınmaktadır.
Türkiye Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Uluslararası Sözleşmesini 14.10.1985 tarih ve 18898 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 3232 sayılı kanunla onaylamıştır.[xiii]Ancak Türkiye sözleşmenin 9.Maddesinin 1. fıkrasına 15.Maddesinin 2 ve 4. fıkrasına ve 16 Maddesini 1-c,d,f,g fıkralarına ve 29. Maddenin 1. fıkrasına çekince koymuştur. Daha sonra  Dışişleri Bakanlığı Çok Taraflı Siyasi İşler Genel Müdürlüğü’nün 29 Haziran 1999 tarihli yazısı ile Sözleşme’nin 15/ 2-4 ve 16/1-c,d,f,g maddeleri üzerindeki çekincelerin kaldırılmış olduğu; Sözleşme’nin 9. maddesinin 1. fıkrasına konulan beyanın ve 29. maddesinin 1. fıkrasına konulan çekincenin devam ettiği teyit edilmiştir.[xiv]  9.1 Maddenin uyruklukla ilgili hükmüne şu çekince konmuştur: ” “Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Sözleşme’nin bu maddesinin Türk Vatandaşlık Kanunu’nun vatansızlığın önlenmesi amacını güden 5/1; 15 ve 17. maddeleri hükümleri ile çeliştiği şeklinde bir yorumu kabul etmez”.  Sözleşme’nin 29/1. maddesine ise yargı bağımsızlığımızı zedeleyeceği düşüncesiyle çekince konulmuştur. Bu çekinceler devam etmektedir.
Not: Bu çalışmada Kadın Haklarıyla ilgili Bileşmiş Milletlerin belgeleri incelenmiştir.  Milletlerarası Ahvali Şahsiye Komisyonu (International Commission on Civil Status),  Avrupa Konseyi ve Avrupa Güvenlik Ve İş Birliği Teşkilatı  (AGİT) vb Bölgesel Belgeler çalışma kapsamında değildir.
Murat Bebiroğlu /murat.bebir@gmail.com
Mart 2013



[i]http://tr.wikipedia.org/wiki/D%C3%BCnya_Kad%C4%B1nlar_G%C3%BCn%C3%BC
[ii]Hürriyet Bildirgeleri -Janko Musulin- Çeviri Necmi Zeka 1983 Belge Yayınları
[iii]Belgelerle İnsan Hakları- Muzaffer Sancar- Beta Yayınları 1988- Sayfa130
[iv]Belgelerle İnsan Hakları AGE- Sayfa 115
[v]http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/Books/khuku/temel_belgeler/temel_belgeler_kadinlara_karsi_ayrimciligin_onlenmesi_bildir.pdf
[vi]Temel Belgelerde İnsan Hakları- Muharrem Balcı & gülden Sönmez- Danışman Yayınları 2001
[vii]Belgelerleİnsan Hakları AGE Sayfa 130-131
[viii]http://insanhaklarimerkezi.bilgi.edu.tr/Books/khuku/kolelik_kadin_ticareti_ve_fahiseligin_onlenmesi/kolelik_kadin_ticareti_ve_fahiseligin_onlenmesi_kolelik_ve_b.pdf
[ix]  Belgelerle İnsan Hakları  AGE Sayfa 115
[x]http://www.ihop.org.tr/BB/Fact_sheet_22.pdf
[xi]Belgelerle İnsan Hakları AGE sayfa 116
[xii]AGE Sayfa 118
[xiii]Türkiye Cumhuriyeti’nin Onayladığı Devletler Özel Hukuku Alanındaki Çok Taraflı Uluslararası Sözleşmeler- Yard. Doç. Dr. Ahmet Cemal Ruhi- Seçkin Yayıncılık 2003-Sayfa 289
[xiv]http://www.turkhukuksitesi.com/makale_73.htm

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: