İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fener Rum Patriği Bartholomeos Milliyet’e Konuştu- 2 Geleceğimiz yalnız bizi ilgilendirmiyor

Pelin Batu Revnak / pelin.batu@milliyet.com.tr

Bartholomeos, ‘Burası 17 asırlık bir kurum. Bu bölgenin, bu yörenin, bu memleketin, Balkanların en eski kurumu. Bu kurumun geleceği yalnız bizi değil, Türkiye’yi de ilgilendiriyor’ diyor

* Size ne gibi zorluklar çıkarıyorlardı?
Eski bir misal vereyim. Almanya Federal Cumhurbaşkanı Rau, şimdi rahmetli oldu, Türkiye’ye geldi ve beni ziyaret etmek istedi. Dediler ki lüzum yok, program yoğundur. O ısrar etti, dedi ki “Patrik benim dostumdur. Beni iki defa ziyaret etti. Şimdi ben Türkiye’deyken kendisine iade-i ziyarette bulunmam lazım.” Israr edince Dışişlerinden dediler ki, “Peki ama özel bir ziyaret olacak, resmi değil.” Peki özel olsun dedi ve geldi.
İki program çıktı Dışişleri’nden o ziyaretle ilgili. Almanca olan programda saat ikide, üçte Fener Patrikhanesi’ne özel ziyaret. Türkçe olan programda hiç bir şey yok. Free Time. Cenevre Belediye Başkanı vs. vs. Niye gelmesinler? Burası 17 asırlık bir kurumdur. 17 asırlık. Yani bu bölgenin, bu yörenin, bu memleketin, Balkanların en eski kurumu. Bu kurumun yarını Ruhban okuluna bağlıdır, ilgilidir. Çünkü biz elemanlarımızı nerede yetiştireceğiz? Bu bahsettiğim yurtdışındaki Metropolitler orada görevli. Yani buraya gelecek değil. Senede bir iki defa geliyorlar. Patrik seçiminde gelecekler. Fakat onların görevi, Amerika Başpiskoposu, Avustralya Başpiskoposu, Almanya Metropoliti, İtalya Metropoliti vs. Fakat bizim genç, yeni elemanlara ihtiyacımız var. Bunları nerde yetiştireceğiz, nasıl taze kan getireceğiz. Yani bu 17 asırlık kurumun geleceği yalnız bizi değil, Türkiye’yi de ilgilendiriyor. Ve Türkiye bu konuyla meşgul olması lazım eğer Patrikhane’nin Türkiye’de kalmasını istiyorsa bununla ilgilenmesi lazım. Patrikhanenin bugünü ve yarını için.
Fordham Üniversitesi Patrik’in çevreyle ilgili konuşmalarını kitap haline getirmişti. Patrik görüşmenin ardından bu kitabı Batu’ya hediye etti. Fotoğraf: Ercan arslan
* Sayın Patrik, siz tam da gençlerden bahsetmişken, benim İstanbul’da çok sevdiğim Rum arkadaşlarım var ve onlarla hep konuşuyoruz, ne kadar az kaldılar diye. Mesela şimdi okul açılsa kaç öğrenci olur, en son telaffuz edilen 1250-2 bin gibi bir vatandaş sayısıyla…
Biz daha fazla olduğunu düşünüyoruz.
* Sonuçta 5 bin bile çok az.
120 binden. Niye gittiler? Niye bu kadar az kaldık? İnsan durup dururken evini barkını bırakıp yeni bir ülkeye gidiyor ve sıfırdan başlıyor, mantıksız. Belli bir sebebi vardı, niye gittiler topluca?
* Acaba buraya gelmeleri için teşvik edici neler yapılabilir?
Vatandaşlık verilmesi lazım. Fakat bu yetmez. Çünkü evleri yok artık. Satıldı veya işgal edildi. Çocukları Türkçe konuşmuyor. Atina’da, Selanik’te veya Avrupa’da yabancı okullara gidiyorlar.İş bulmak lazım. Yarın için garantileri olması lazım. Tekrar 6-7 Eylül hadiseleri olursa, tekrar 1962’de 12 bin Rum, Hıristiyan kovulursa, sınır dışı edilirse…
* Travma var. Güven gerekiyor.
Değil mi? Başbakanımız sağ olsun davet ediyor, gelsinler. Sayın Davutoğlu geçen sene sonbaharda Atina’dayken, oradaki eski İstanbullularla buluştu, konuştu ve davet etti. Geri dönünüz. Fakat kolay değil. Keşke dönseler. Atina’da eski İstanbullular federasyonu var. Bu federasyonun Ankara’dan istediği isteyenlere vatandaşlık iade edilsin. Askerlik sorunu. Bu olursa, ilk adım olabilir. Şimdi kriz de var Yunanistan’da. Dönmek isteyenler var, bazıları geldi. Yalnız eski İstanbullu değil. Yunanlı Yunanlı…  İş arıyorlar, akademisyenler var, doktora ve master yapıyorlar burada, Türkçe öğreniyorlar, İstanbul’u seviyorlar, kalmak istiyorlar. Bunlar ilk adımlar. İnşallah devamı olur.
* Patrikhane, Türk Yunan ilişkilerinde önemli bir rol oynuyor. Bu rol nasıl devam edecek? Mesela Kıbrıs mevzusu ne olacak?
Kıbrıs meselesinin bir an önce çözülmesini istiyoruz; bu ülkemizin uzun yıllardır kanayan yarası. Patrikhane olarak taraf olmadan, diyaloğun kurulmasını temenni ediyoruz. Seçimler oldu, belki daha olumlu bir döneme gireceğiz.
* Bir başka kanayan yaramız da Kürt meselesi. Barış sürecini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Ülkemizde barış istiyoruz. Her ayinde barış duaları ediyoruz.  
* Ayasofya’nın ibadete açılması konusunda soru önergesi verildi. Böyle bir şey olabilir mi?
Biz bugüne kadar ki statünün korunmasını istiyoruz. Müze oldu, böyle kalmalı. Geçen sene Trabzon’da Sümela Manastırı’nda ayin yaptığım zaman oradaki Ayasofya’yı ziyaret ettim. Oradaki Ayasofya’nın camiye dönüştürülmesi konuşuluyordu. Gazeteciler sordular, dedim ki en iyisi müze kalsın çünkü herkese açık olacak. Buradaki Ayasofya’ya gelince; aşağı yukarı bin sene Hıristiyan kilisesiydi. İbadete açılacak olursa Hıristiyan kilisesi olması lazım. Çünkü kilise olarak kuruldu. cami olarak kurulmadı. Onun için biz müze kalmasını istiyoruz.
* İznik’teki Ayasofya cami oldu.
İhtiyaç yok camiye. Trabzon’daki muhtar diyor ki cami bol, boş. Onlar dolsun, ondan sonra yeni yapılır.
‘TV’de sadece, haber izliyorum’
* Hobileriniz var mı, TV seyredebiliyor musunuz, okuyabiliyor musunuz ?
Evet, kitap okumayı çok seviyorum. Çok kitap alıyorum yazarlardan, sağ olsunlar. Fakat bu masanın üstünde gördüğünüz kağıtlar bitmiyor. Akşam bunlarla eve dönüyorum. Doğada yürümeyi çok seviyorum. Vaktim oldukça korumalarımla yürüyüş yapıyorum, Tarabya’da, Yıldız Parkı’nda, Boğaz kenarında. Aslında her gün yürümeliyim ancak haftada bir iki gün fırsatım oluyor. Televizyonda sadece haberleri dinliyorum.
* Dizi izlemiyor musunuz?
Vaktim yok.
* Çevre konusunda çok önemli sempozyum ve toplantılar düzenlediniz. Ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?
Selefim Patrik Dimitrios çevre konularına eğildi, ben ondan devraldım. Evet, Karadeniz’de, Adriyatik’te, Amazon’da toplantılar düzenledik.  Patrikhanemizin bu çalışmaları yankı buluyor. Çok takdir ediliyor.
’Papa’nın kararına saygılıyım’
* Papa 16. Benediktus’un istifasına ne diyorsunuz?
Kararına saygılıyım. Umarın en doğru Papa’yı seçerler. Daha fazla bir şey söylemek doğru olmaz.
* Hatırlıyorum, 2006 yılında Papa buraya geldiğinde, Doğu ve Batı kiliselerinin birleşmesinden bahsetmiştiniz, tam da kiliselerin 1054’te ayrıldığı yerde. Sizce bu mümkün mü?
Biz ömrümüzde göremeyeceğiz ama bir gün mutlaka olacaktır.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: