İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Fakir Ermenistan Edebiyatıyla Piyasa Yapan Uzmancıklar

Mehmet Fatih Öztarsu

Türkiye de özellikle dış ilişkileri bağlamında bu meseleden dolayı yıllarını heba etmiş ve enerjisini boşa harcamıştır. Bugün buna, piyasada laf ebeliği yapan uzmancıklar da eklenince harcanan enerjinin boyutunu düşünmek bile zor oluyor. “Biz çok fırsatlar kaçırdık.” diyordu Hikmet Çetin. Yaptığımız bir görüşmede Ermenistan konusunda Türkiye’nin nice fırsatları teptiğini, zaman kaybettiğini ve sağlıklı bir politika oluşturamadığını anlatan Hikmet bey bu ülkenin bugünkü durumunun da yeterince takip edilemediğinden yakınıyordu. Bana sorduğu, “Ermenistan gerçekten fakir mi?” sorusuna “Bu, Türkiye’nin kendisini avutma yönlü oluşturduğu bir propagandadır efendim.” cevabını verdiğimde “Ben de öyle tahmin ediyorum. Fakir olması için ortada bir sebep de yok, kazanç sağlayacağı pek çok imkan var zaten” karşılığında bulundu.

***
İnsan ile devlet arasındaki benzerlikleri vurgulayan pek çok düşünce vardır. İkisi de menfaat noktasından hareketle yaşamını sürdürür, olaylar karşısında verdiği tepki ve izlediği yol kendi gelişmişliği ile doğrudan ilişkilidir. Ancak devletlerin düşeceği en büyük hata, insanların kendisini avutması gibi bir tavra bürünerek iç ve dış ilişkilerini avutma psikolojisi ile düzenlemesidir. Nitekim Türkiye de özellikle dış ilişkileri bağlamında bu meseleden dolayı yıllarını heba etmiş ve enerjisini boşa harcamıştır. Bugün buna, piyasada laf ebeliği yapan uzmancıklar da eklenince harcanan enerjinin boyutunu düşünmek bile zor oluyor.
“Biz çok fırsatlar kaçırdık.” diyordu Hikmet Çetin. Yaptığımız bir görüşmede Ermenistan konusunda Türkiye’nin nice fırsatları teptiğini, zaman kaybettiğini ve sağlıklı bir politika oluşturamadığını anlatan Hikmet bey bu ülkenin bugünkü durumunun da yeterince takip edilemediğinden yakınıyordu. Bana sorduğu, “Ermenistan gerçekten fakir mi?” sorusuna “Bu, Türkiye’nin kendisini avutma yönlü oluşturduğu bir propagandadır efendim.” cevabını verdiğimde “Ben de öyle tahmin ediyorum. Fakir olması için ortada bir sebep de yok, kazanç sağlayacağı pek çok imkan var zaten” karşılığında bulundu.
Hikmet bey 1990’lı yıllarda Türkiye’nin Ermenistan’la ilişkileri bağlamında Levon Ter Petrosyan gibi önemli bir ismi değerlendirememesinin ve diasporadan Erivan’a gelip siyaset yapmaya başlayan kişilerin başarıya ulaşmasının Kafkasya’daki dengeleri aleyhimize çevirdiğini üzülerek beyan etti.
“Peki efendim, sizce de bu iş Azerbaycan’ın ipoteğine bırakılan bir mesele midir?” diye sorduğumda, aslında Ermenistan’la ilişkiler konusunda ağızlara sakız olan ve işin derinliğinden habersiz olan kesimlerin söylediklerini kinayeli bir şekilde cümle içerisinde kullanıyordum. “Bence öyle değil. Tabii Azerbaycan bu konuda daha yapıcı yaklaşımlar sergilerse işimiz kolaylaşır. Başka sebepler de var. Onlara yoğunlaşırsak sadece bu mesele değil, uluslararası alanda önümüzü tıkayan pek çok sorun da ortadan kalkacaktır. Ermenistan bizim için çok önemli.” cevabını verdiğinde, Hikmet beyden beklediğim olgun cevabı almıştım. Aynı zamanda bugün adı uzman olan fakat bilgi yönünden fakirlik yaşayan akademisyen, bürokrat ve gazetecilerin hali pek gülünç geldi bana. Çünkü geçtiğimiz ay Mardin’de yapılan bir Dış Politika Çalıştayı’nda bulunan ve gündemde her konuda uzmanlık yapan akademisyenlerin Ermenistan ve Azerbaycan’la ilgili yaklaşımları beni hayrete düşürmüştü.
Yıldızı yeni yükselen ve bugünkü Dışişleri kadrosuna son derece yakın bir özel üniversitenin yıllarca yurtdışında eğitim almış bir akademisyeninin olaya yaklaşımıyla, Hikmet beyin çözüm odaklı arayışları arasında epeyce fark vardı : “Ermenistan küçücük ülke, çok fakir, halk açlıktan ölüyor. Biz mi onlara muhtaç olacağız sanki? Bize bir faydası olsa açardık sınırları…” diye serzenişte bulunan akademisyenin Azerbaycan’la ilgili tavırları da son derece gülünçtü: “Azerbaycan da hain aslında. Bakmayın onların kardeş göründüğüne. Onlar İran’ın devamı olarak görüyorlar kendilerini. Galiba sokaklarında da İran şahlarının adları varmış… Ama adamların doğalgazına muhtacız. Katlanacağız…”
Aslında bu manzara, değil uluslararası ilişkileri, komşu devletleri bile tanımaktan aciz konuma düşen “uzman”larımızın halini yansıtıyor. Söylemde bu coğrafyadan mesul olduğumuzu ve tarihi sorumlulukla hareket etmemiz gerektiğini belirten “idealist dış politika” takipçileri sanırım Mısır’daki seçimlerde yarışan isimler üzerine kafa yormak ya da Cezayir’de bize benzer siyasi sistem oluşturmaya çalışan grupların yaptığı işi takdir etmekten dolayı komşu devletlere vakit ayıramıyorlar.
Bugün yaşanan sorun, kendisini her şekilde iyi pazarlayan fakat uzmanlık iddia ettiği alana dair herhangi bir fikre sahip olmayan insanların devlet kadrolarında, üniversitelerde ve medyada boy göstermesidir. Suriye ile yaşanan uçak krizinde, bir gecede adı sanı bilinmeyen kişilerin ortaya çıkıp “Suriye uzmanı” olarak Türkiye’ye rol biçmeye çalışması gibi, bugün de Ermenistan için 2015 senaryoları üreten açıkgöz fırsatçıların piyasada boy göstermesi büyük bir tehlikedir. Çünkü bu iş, yanlış teşhisle hastayı ölüme göndermek gibi, ülkenin kaderiyle oynamaya benzer. Bence bu fırsatçıları, bulduğumuz her ortamda soru yağmuruna tutarak kendi bilgisizliklerini yüzlerine vurmalı ve bu halkın onların sandığı gibi saf olmadığını göstermek en iyisi. Çünkü beslendikleri kaynak, yine bu halk.
MEHMET FATİH ÖZTARSU

http://www.hristiyangazete.com/2012/08/fakir-ermenistan-edebiyatiyla-piyasa-yapan-uzmanciklar-mehmet-fatih-oztarsu/

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: