İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

4 Mayıs Dersim Soykırımı İçin Bir Mumda Sen Yak!

Zeynep Tozduman / zeynoege@mynet.com

İttihat- terakkinin imha ve inkâr politikalarının mirasını devr alarak, 1920’ de kurulan genç Türkiye cumhuriyeti, savaş ve etnik temizlik sonrası, kılıçları Dersim Kızılbaşları için çoktan bilemeye başlamıştır. 1920 öncesi Bölgede Ermeni-Kürt-Kızılbaş yakınlaşmasını tehlikeli bulan Jön Türk’ler Osmanlı oyunları ile Kürt aşiretlerini ve Dedeleri yanına çekmeyi başarınca sıra cumhuriyeti kurmaya gelmiştir.

Soykırım üzerine kurulan Genç cumhuriyet, Kürt liderlerine ve Alevilere verdiği sözleri (Kürt özerk bölgesi vb.) ise hemen unutur. 1920’de Cumhuriyet kurulur kurulmaz akabinde pek çok köyün Ermenice, Süryanice ve Kürtçe isimleri de millî Türk devleti konseptine uygun olmadığı için Türkçe isimlerle değiştirilir. Cumhuriyet’ten bir yıl sonra 1921’de Koçgiri’li Ali şer Bey ve güzeller güzeli eşi, ilk Dersim’ li kadın gerilla Zarife Hanımla birlikte Dersim’in Bağımsızlığını ilan ederler. Bunun üzerine Hükümet, Koçgiri’lilerden Ali şer beyi teslim etmelerini ister. Ali şer beye, General (Dersim Kızılbaş Kürtlerin sevgisini kazanmış biri olarak Eren, General diye de hitap edilen) Seyit Rıza sahip çıkar ve onu hükümete teslim etmez.  İsyan edildiği gerekçesiyle bahaneler arayan genç cumhuriyet, KOÇGİRİ halk hareketine karşı, Kızılbaş Kürtlerinin katliamına başlar. Hristiyan katliamına direk katılmayan Dersim Kürtlerine, ise geçmişten gelen bir kin vardır. Böylece yeni cumhuriyete ilk direnen il Dersim olur. Yeni kurulan cumhuriyetin ilk isyanı da KOÇGİRİ ile başlamış olur.
1930 ‘lu yılların başında hükümet, Doğu vilayetlerinde ki son özerk bölge olan Kürt-Kızılbaş Dersim’e nihai bir saldırı hazırlıklarına başlar. Aşiretlerin silahsızlandırılması ve zorunlu göçe tabii tutulmalarının yanı sıra yeni yolların inşa edilmesi, Elâzığ’a demir yolları bağlantısının sağlanması, aslında Dersim ilhakının stratejik hedefine hizmet ediyordu. Dersim’e karşı yapılan hazırlıklar Kemalist propaganda tarafından, dedelerden ve aşiret liderlerinden kurtulup aslında etnik homojenleştirmeyi sağlamaktı.
1934 İSKÂN Kanunu’ndan 1 yıl sonra 1935 Aralık’ta Tunceli kanunu TBMM’de neredeyse hiç tartışılmadan, devlet tarafından sunulduğu şekliyle kabul edilir. Bu kanun, Dersim yöresini kapsayan bir TUNCELİ ilinin kurulmasını öngörüyordu.1936 yılında Tunceli’nin kurulmasıyla birlikte Dersim’de olağanüstü hal ilan edildi. Hükümetin Sert tedbirlerine ve özerk bir Dersim’i yok eden anlayışlara Karşı, Seyit Rıza; Hükümetten 4 Mayıs 1937’de Bakanlar kurulu kararı ile gizlice alınan Tunceli tenkil kanunun yürürlükten kalkması ve özerkliğin muhafazasını ister. Hükümetten Olumlu cevap gelmeyince General Seyit Rıza’da 1937 ilkbaharında Dersim’de jandarma karakollarına ve askeri birliklere saldırarak, Dersim için hazırlanan büyük saldırı planının hayata geçirilmesine neden olur.
Üç ay süren korkunç Savaşta 50 000 kişilik orduyla hava kuvvetleri, Türk uçaklarıyla köyleri bombalayıp, yakıp yıkar. Korumasız kadın ve çocukları öldürür, Cezaevleri barışçıl Kürtlerle dolup taşar, entelektüeller kurşuna dizilir, asılır,   yâ da sürgüne gönderilirdi. Başbakan Celal Bayar ise tamda bu günlerde Dersim ile ilgili zehir zemberek açıklamalar yapar. ‘’ bu meseleyi kökünden söküp atacağız’ ’gibi faşizan demeçlerle Dersim halkı sindirilmeye çalışılır. Tıpkı 1915’lerde,  Ermenilere,  Süryanilere,  Pontus Rum’lara yaptıkları gibi. Ve 1937 yazının sonlarına doğru aşiret direnişini ezip geçen Türk ordusuna karşı, halkını korumak için 10 Eylül günü Seyit Rıza hükümete gidip teslim olur.15 Kasım 1937’de Seyit Rıza ve arkadaşları idam edilir. Son sözleri zabıtlarla tarihe geçecektir. ’Ayıptır, Zulümdür, Cinayettir. ’Bu gün bile Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezarları bilinmemektedir. Yüzyıldır ayıplı yaşayan cumhuriyet zulüm yapmaya, cinayet işlemeye, Arşivleri açmamaya devam etmektedir. Dersim’ iler, Seyit Rıza ve arkadaşlarının idamına karşılık, 1938 başlarında, bölge halkı tarafından işgalci olarak görülen, polis ve asker güçlerine karşı yeniden bir direnişe geçer.
Hükümet, bunun üzerine Dersim’e doğru, daha büyük askeri birlik sevk ederek etnik bir kırıma, bir kültürün kanlı yıkımına neden olur.
1938 yılının Eylül ve Kasım ayları arasında Dersim, tarihin en ağır ve acı günlerini yaşar. Dersim halkı,  Ermeni-Süryani-Pontus Rum soykırımında tanık oldukları kadınlara tecavüz olayları; hafızalarında canlanınca, Başlarına ne gelecek bildikleri için Kürt Kızılbaş kadınlar ve kızları, Türk ordusunun eline geçmemek için kendilerini ya uçurumlardan aşağıya bırakmak yâ silahla vurmak, yâda Nehir’e atlamak suretiyle ölüme yolculuğa çıkarlar.
Tek tipçi anlayışlar o kadar ileri gitmişti ki, isyana katılmayan Pilvank ve Aşağı Abbas aşiretlerin bile kökünü kazıyarak, orduda subaylık yapan Dersim’ ileri dahi kurşuna dizdirmiştir. Sağ kalan kadın ve çocukları ise samanlıklara kapatarak, ateşe verip imha ederler.1915’de Ermeni, Süryani, Pontus Rum, Ezidi diye milyonlarca insan katledildi bu topraklarda.1938’de ise Alevi, Kürt diye katledildiler.
Katliamlarla, Etnik temizliklerle; Dilleri, kültürleri yasaklanan bir halklar mezarlığına döndü ülkemiz.
Türkiye’de en çok katliama uğrayan il unvanını alan Dersim’de ise Ülkem ağlıyor hala. Nehirlerinden durmaksızın kan akıyor. Munzur’u baraj yapma çabaları ve sürekli çatışmalara maruz kalan bu il Güvenlik güçlerince ateşe verile, verile önümüzdeki yüzyıl çöle dönecek S.O.S’ları veriyor şimdiden.
Yaşatılan bu acılar hep aynı replikle geliyordu. ‘’İslam elden gidiyor’’. Aleviler; dinsiz imansızdır söylemleriyle insana kıyıyorlardı. Dün Hristiyanları öldürenler Cennete, 1938’de bu kez de Kızılbaş/Alevileri öldürenler cennete gidecek fetvaları veriliyordu o kutsal camilerde… En kutsal hak olan Yaşam hakkını elinden almaksa Cennet, cehennemde yaşamak cennettir diye düşünüyorum. Ferman büyüktü; Bu fermana Dağlar, taşlar ağladı, Yağmurlar utandı, yağarken ve o topraklar bir daha gebe kalmadı bahara. Niye? Bu öfke. Niye? Bu kin, Kendinden olmayana!  Oysaki kardeşçe yaşamasını bildikten sonra bu topraklar hepimize yeter.
1938’ Seyit Rıza’nın idamından, tam on yıl sonra olağanüstü hal kaldırılıp DERSİM ’de bölgeye giriş ve çıkışlar ancak serbest bırakılmıştır. Dile kolay! Tam 10 yıl Dersim iline giriş ve çıkışlar bir başka ülkeye girer gibi denetim altındaydı.1938’de yapılan Etnik temizlik yetmezmiş gibi birde 10 yıl baskı ve zulüm yaşamıştır Dersim halkı. Dersim’de şiddete dayalı ‘’ıslahatı’’  Mustafa Kemal örgütlemiş ve sonuna kadar desteklemiştir. Dersim katliamlarında hava operasyonlarına katılan cumhuriyetin ilk kadın pilotu olan Sabiha Gökçen’ (1915 soykırımından yetim kalan bir Ermeni’dir ve Atatürk’ün manevi kızıdır)dir. Hem atasına soykırım yap, hem evlatlık olarak onu başka bir soykırımda kullan. Hangi dinde yazar? Hangi vicdan bunu yapar? Bilemiyorum.
24 Nisan 1915’den sonra yaşatılan en ağır bilançoydu.14000 insanın ölümüne neden olan, Dersim etnik kırımı, Türkiye cumhuriyetinin en karanlık sayfalarından biri olarak hafızalarımıza kazınmıştır.  
Bu topraklarda başka acılar yaşamamak için; geçmişimizle yüzleşip, Soykırım yaşayan halklardan, çağdaş ülkelerde olduğu gibi, karanlık geçmişimizden dolayı Özür dileyip, özrün gereklerini yerine getirmeden ne Barış gelir nede demokrasi.
Dersim Derneklerinin bu ülkeden, yerine getirilmesi gereken haklı istemleri var elbette. Seyit Rıza ve arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanması, Mezarların Dersim’e nakillerine izin verilmesi, Arşivlerin açılması, Dersim’de zorla alıkonularak ailesinden alınan çocukların isim listeleri ve köylerin yeniden imarı, iskâna açılması, ormanlara yönelik tahribatın derhal son bulması gibi bir dizi taleplerin hayata geçmesi bu ülkenin yaralarını sarmak için olmazsa olmazıdır.
Son söz olarak, Dersim derneklerinin Çağrısını bir görev olarak gördüğüm için sizlerle de paylaşmak istiyorum. DERSİM DERNEKLERİ FEDERASYONU Türkiye’de 4 Mayıs 2012 Cuma günü,  Dersim’ ilerin olduğu her yerde yapılacak basın açıklamaları ve yürüyüşlere davettir bu.
Haydi dostlar! Kefensiz ölüler adına, dinmeyen ağıtlar adına, kapanmayan yaraları bir nebze olsun dindirmek adına, Dersim’de yaşatılanlardan Özür dilemek adına; 4 Mayıs 1937 Dersim soykırımını unutmamak/unutturmamak adına
Dersim’le yeniden Elele, can cana.
ZEYNEP TOZDUMAN

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: