İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Sözlü tarih ve beden dili

Gümrü deki Muşlular.
Tsamakasar köyü, Ermenistan’ın Gümrü şehrine bir saat uzaklıkta. Ama köylüler kendilerine Muşlu diyorlar

LEYLA NEYZİ / Radikal 2

Birbirimizin dilini bilmiyorduk. Ama danışmanlık yaptığım öğrencinin soracağı ilk soruyu biliyordum: “Ailenizde kaç kuşak geriye gidebiliyorsunuz?” Sorunun sorulmasıyla birlikte sorunun yönlendirildiği yaşlı teyze ağlamaya başladı. Suskunlaştı, içine döndü. Genç öğrenci şaşırdı, durakladı, bekledi. Hepimiz bekledik. Bekledik ve sonra yavaş yavaş teyze, gencin gözlerinin içine bakarak konuşmaya başladı. Anlattı, anlattı. Dili anlamayan bizlerse, bedenin diliyle dokunuyorduk teyzeye. Ve belki konuşurken göremediklerimizi görüyor, hissediyorduk. Neler görüyorduk? Yaşlı teyzenin anlatısındaki içtenlik. Birilerinin onu dinliyor olmasının mutluluğu. Yanında oturan altın dişli, orta yaşlı oğlunun annesine hayranlık dolu bakışları. Diğer oğlunun annesi anlattıkça lafa karışıp, sürekli sigara yakarak evin içinde bir ileri bir geri yürüyüşü. Gelininin sessizce önümüze kahve, şerbet, çikolata koyması ve yememiz içmemiz için işaret etmesi. Torunu genç delikanlının yanımızda oturup sessizce ve ilgiyle babaannesini dinlemesi. Fotoğraflar geldiğinde kaybettiği -ve çok da benzediği- büyükbabasının gençlik dönemi fotoğrafıyla poz vermesi. Teyzenin ve iki oğlunun birkaç saat süren anlatıları tamamlandıktan sonra hep birlikte masanın etrafında toplandığımızda, bizim için özenle hazırlanmış bumbar dolmasını annesiyle birlikte pişirmiş olan oğlunun bize elleriyle yedirmesi. Diğer, arıcı oğlunun bize bal peteklerini gösterdikten sonra hepimize petek balı ikram etmesi. Masanın etrafında bu ikramları tadarken göz göze gelmek, göz göze konuşmak, göz göze anlatmak. Bedenin diliyle hikaye etmek yılların sessizliğini.

Tarih 21 Nisan 2012. Bulunduğumuz köyün ismi Tsamakasar. Köy, Ermenistan’ın Gümrü şehrine bir saat uzaklıkta. Ama aslında, orada değil. Çünkü tanıştığımız köylülerin gönülleri başka yerde. Onlar, kendilerine Muşlu diyorlar. Anaları babaları Muş’un köylerinden gelmiş neredeyse yüzyıl önce. Ve sınırın hemen ötesine yerleşmişler ki, ilk fırsatta köylerine dönsünler. Gümrü’den köye giderken sınırın hemen kıyısından geçtik. Karşıda Arpa Çayı, sınırın ötesinde minareler gözüküyordu. Mobil telefon şirketi bile yanılıp, “Türkiye’ye hoşgeldiniz” dedi. Ama sınır kapalıydı ve hâlâ çok çok uzaktı Türkiye köylüler için. “Bu köye gelen ilk Türkler sizsiniz” dediler. Ve, “belki şimdi bir umut belirdi içimde” dedi altın dişli, alçakgönüllü, içten bakışlı arıcı. “Belki atalarımın toprağını görebilirim artık.” Esmer, şişman, heyecanlı kardeşi de “konuşamıyoruz ama gözleriniz çok şey anlatıyor bize” diye ekledi. Genç Ermenistanlı ve Türkiyeli öğrenciler, pürtelaş fotoğraflar çektiler, teyzeye ve torunlarına sarıldılar, Muş’tan gelme birkaç parça eşyayı incelediler, Sovyet döneminden kalma eski fotoğraflara baktılar. En önemlisi teyzenin ve oğullarının hikayelerini dinlediler, hissettiler.

Niye buradayız? Amacımız, Türkiyeli ve Ermenistanlı gençler arasında bir köprü oluşturmak. Bu köprü, sözlü tarih ve bedenin diliyle oluşuyor. Gümrü’de yaptığımız öğrenci kampında öğrenciler sözlü tarih yöntemlerini uyguluyor, Muş kökenli köylülerle sözlü tarih görüşmeleri yaparak onların anılarını kaydediyorlar. Ve bunun kadar önemli olan başka bir şey yapıyorlar. Bedenin diliyle birbirlerine dokunuyorlar. Daha önce de benzer bir gençlik kampını Muş’ta yaptık. Orada da yine Ermenistanlı ve Türkiyeli öğrenciler, bu sefer Muşlularla konuşup onların anılarını dinlediler. Bu sözlü tarih görüşmeleri, paralel yürütülen fotoğraf ve performans çalışmalarıyla birlikte öğrencilerin hazırladığı bir kitaba dönüşecek. Dvv international (Almanya), Anadolu Kültür (Türkiye) ve Hazarashen (Ermenistan) sivil toplum kuruluşları işbirliğiyle 2009 yılından beri yürütülen bu projeyle ilgili daha fazla bilgi almak için www.speakingtooneanother.org

LEYLA NEYZİ:  Sabancı Üni.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalEklerDetayV3&ArticleID=1086547&CategoryID=42

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: