İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Tutsaklar: Bakü ile Erivan…

Şükrü Bulut / s.bulut@saidnursi.de

Baba Aliyev’in Amerika yolunda ölmesi üzerine oğlu Aliyev’in Amerika’daki lobilerin büyük katkılarıyla başkanlığa geçtiğini biliyoruz… Yalnız, temel hak ve hürriyetlere, inançların pratizesine ve Türkiye ile dostluğun soğutulmasına bakarsanız, turuncu devrimciler işlerini dikkatli takip ediyorlar. Cami inşaatlarına ve ezana getirilen kısıtlamalar, Şiî-Sünnî ayrımları ve Türkiye’ye uygulanan vize iddiamıza kuvvet veriyor kanaatindeyiz… Hele İsrail ile on milyar doları bulan silâh anlaşmaları da Türkiye’nin realitede bypas edildiğini gösteriyor. Neredeyse bütün Afrika ve Latin Amerika ülkeleri ile vizeleri kaldıran Türkiye’nin talebine Azerbaycan’ın “hazır değiliz” cevabı manidar olmalı… Karabağ’ı Rusya’nın desteğiyle bir zamanlar işgal etmiş Ermenistan’ın Rusya’ya mahkûm olduğunu da bilenlerimiz az. Şayet Rusya’dan uzaklaşacak olsa, neoliberal destekli Azerbaycan ile başı yeniden derde girecek. Ermenistan, bir tarafında İran Azerbaycan’ı, öte yanında Rusya olduğu halde diyaspora Ermenileriyle yeteri kadar birlik olamıyor.

****************
Azerbaycan ile Ermenistan’ın kendi başlarına olmadığını bildiğimiz halde, kiminle ve kimlerin emrinde hareket ettiklerine dair basınımızda fazla birşey okuyamadık.
Şükrü Bulut / s.bulut@saidnursi.de
Yalnız Baba Aliyev’in Amerika yolunda ölmesi üzerine oğlu Aliyev’in Amerika’daki lobilerin büyük katkılarıyla başkanlığa geçtiğini biliyoruz. Belgrad üzerinden Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan’ı kavuran turuncu devrimin (bize göre kızıl devrim) Azerbaycan’a uğrayıp uğramadığını medyamız yazmadı. İlham Aliyev’in kargaşasız ve telâşsızca Bakü’ye yerleştirilmesi turuncu devrimin burada patırtı gürültü çıkarmasına fırsat vermedi. Yalnız, temel hak ve hürriyetlere, inançların pratizesine ve Türkiye ile dostluğun soğutulmasına bakarsanız, turuncu devrimciler işlerini dikkatli takip ediyorlar. Cami inşaatlarına ve ezana getirilen kısıtlamalar, Şiî-Sünnî ayrımları ve Türkiye’ye uygulanan vize iddiamıza kuvvet veriyor kanaatindeyiz.
İşin en ilginci neoliberal iş adamı ve başkanların Hazar havzasındaki işleri idare etmeleri olmalı. Hele İsrail ile on milyar doları bulan silâh anlaşmaları da Türkiye’nin realitede bypas edildiğini gösteriyor. Neredeyse bütün Afrika ve Latin Amerika ülkeleri ile vizeleri kaldıran Türkiye’nin talebine Azerbaycan’ın “hazır değiliz” cevabı manidar olmalı. Amerikalı ve Londralı neoliberallerin safındaki Azerbaycan’ın her hareketini kontrol eden Rusya’nın gölgesi müttefikleri rahatsız etmiyor da değil.
Karabağ’ı Rusya’nın desteğiyle bir zamanlar işgal etmiş Ermenistan’ın Rusya’ya mahkûm olduğunu da bilenlerimiz az. Şayet Rusya’dan uzaklaşacak olsa, neoliberal destekli Azerbaycan ile başı yeniden derde girecek. Ermenistan, bir tarafında İran Azerbaycan’ı, öte yanında Rusya olduğu halde diyaspora Ermenileriyle yeteri kadar birlik olamıyor. Çok ilginçtir ki, diyaspora Ermenileri de yine çoğunluğu Yahudi olan neoliberal çevrelerce finanse ediliyor ve organizelerine yardımcı olunuyor. Ermenistan milliyetperver ve dindarları, Yahudilerin kendilerini ne kadar sevdiklerini bildiklerinden, Avrupa ve Amerika diyasporalarına emniyet içinde bakamıyorlar. Bazı araştırmacıların 1915 tehcirinin arkasında Yahudilerin ve Türkiye dönmelerinin varlıklarını iddia etmemeleri, hakikî Ermenilerin canlarını iyiden iyiye sıkmışa benziyor.
Meselenin diğer bir garip ciheti de; Yahudilerin ve bilhassa İsrail’in hedef tahtaları haline gelen Rusya ve İran’ın bilmecburiye birbirlerine sarılmaları olmalı. Neocon ve neoliberal öncülüğündeki Suriye muhasarasını şimdilik püskürtmüş görünen İran ile Rusya’nın demokrasiye ve Amerika’nın işgalci olmayan politikalarına taraftar olmaktan başka yapacağı fazla birşeyin olmadığını düşünüyoruz. BOP denilen kanlı cinayet ve katliâm planlarıyla ortaya çıkan Troçkicilere adi menfaatleri için destek olan neoliberallerin mevcut Amerika ve İngiliz politikalarındaki ağırlıkları henüz iyice azalmış değil. Obama hükümetinin Arap devrimlerinde ve İran’ın nükleer enerji meselesinde topu mütemadiyen taca atması, demokratların bu fesat şebekesine karşı zaman kazanma taktiği olarak değerlendirilmeli. Sarkozy ve Merkel gibi barış karşıtı ve kaosçu siyasetçiler AB’nin idaresinde olmasalardı, savaş lobisinin işi belki de bitmiş olacaktı. Bu arada AKP’nin basiretsizliğiyle NATO’nun başına getirilen şaibeli bir isim olan Rasmussen’i de unutmamak gerekiyor.
Turuncu devrimin Ukrayna’da yaptığı yıkımı az çok biliyoruz. Neoliberaller, fakir, serbest piyasa kültüründen mahrum, insanî temel ahlâk eğitimini alamamış ve sefalet içindeki Ukrayna’nın izzetiyle oynamaya devam ediyorlar. Azerbaycan’ın çoktan zenginler ligine çıkması lâzımken halkının yaşadığı sefalet, hukuksuzluk ve hürriyetsizlik birçok Azerbaycanlının canına tak etmiş olmalı ki, medyadaki sızıntıları devam ediyor. Azerbaycan hem millî servetini kaptırıyor turuncuculara, hem de onların yüzünden Karabağ meselesinde tamamen kilitlenmiş bir durumda. Doğrusu zilleti yaşıyor.
Hasıl-ı kelâm: Dünya siyasetinin çarklarının dönüşünde şimdilik etkili olan cereyan ve devletlerin mengenesine kapılmış Erivan ve Bakü’nün bu gidişatla inisiyatiflerini kullanabileceklerini sanmıyoruz. “İki millet bir devlet” sözünü her fırsatta tekrarlayan siyasetçilerin Azerbaycan’ın gizli efendilerine karşı suspus olmalarının elbette büyük bir hikmeti olmalı… Ermenilerle barışın ehemmiyetini fark etmiş olması gereken AKP hükümetinin Ermeni açılımını neden askıya aldığı da hâlâ açıklanmadı. Dış politikada neoconlara, iç politikada neoliberallere paralel hareket eden bir iktidardan açılım beklenemeyeceğini ise şimdi inkisar-ı hayale kapılanların işin başında bilmeleri gerekiyordu.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: