İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Dersim’in kayıp kızlarına ne oldu?

Dersim harekatı sırasında kaybolan kız çocukları için belirlenen amaç da  kızların Türk kültürü içinde büyütülmesi ! Yani bu ülkedeki her insan Türk olmalı! Bunca yıldır bu topraklarda yaşanan kaosu, kördüğümü çözemeyişimizin yegane nedenlerinden biri de budur işte. Binlerce insan öldürülmüş, binlercesi kayıp, diller susturulmuş, dinler baskı altına alınmış, ne için? Herkesi Türkleştirmek için!  Dersim’in kızları da “yoksul, eğitimsiz Kürt kızlarının okutulması, eğitilerek medenileştirilmesi”  (!) için yurdundan, toprağından sökülerek alınıyor, medeni Türk Subayları’nın yanına kel beslemeler olarak veriliyor, ayaklarının ölçüleri de alınarak!.. 9 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen Soykırım Sözleşmesi suç teşkil eden eylemler de şöyle sıralanmış; a) Grup üyelerini öldürmek, b) Grup üyelerine ciddi bedensel ve zihinsel zarar vermek, c) Grubu, fiziksel varlığını kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına tabi tutmak, d) Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler almak, e) Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmek. Sözleşmenin 3. maddesine göre, soykırım suçuna teşebbüs etmek bile cezalandırmayı gerektirir.

*****************
1937-38 yıllarında Dersim’de yaşananlar üzerinden yapılan tartışmalar, her zaman olduğu gibi siyasilerin birbirlerine çakma aracı haline getirildi. Tarihin ideolojilere göre çarpıtılmasından başka da bir işe de yaramadı.
Tarih karanlık dehlizlerden gün yüzüne çıkarılmadığı sürece de bir işe yaramayacak. Bu da oldukça zor görünüyor. Devlet kendini zora sokacak belgeleri neden gün yüzüne çıkarsın, utanç sayfalarını neden deşifre etsin ki?
Bu anlamda ne Başbakan’ın özrünü samimi ve anlamlı buluyorum ne de Dersim katliamının emrini kimin verdiğini merak ediyorum. Bu topraklarda devlet her an kutsanmıştır, hep haklıdır. Her insan Türk’tür, her insan Sünni’dir, hiç kimse sadece “insan” değildir. 
Zihniyet bu olunca Cumhuriyet tarihi boyunca yaşanan utanç sayfalarını ucundan da olsa ifşa etmek hiçbir iktidarın gündeminde olmamıştır.
Dün akşam CNN Türk’te bir program vardı. Konu “Dersim’in kayıp kızları”. Güncel tartışmalardan çok daha fazla ilgimi çekti. Konu ile ilgili internette bir araştırma yapınca şu siteyi buldum; http://www.dersiminkayipkizlari.com/
Ben izleyemedim ama belki izleyenlerimiz vardır, kendisi de Dersim’li olan Nezahat Gündoğan, 2010 yılında bir belgesel hazırladı.“ İKİ TUTAM SAÇ, Dersim’in Kayıp Kızları”. Nezahat Gündoğan, 1937-38 yıllarında Dersim’deki isyanı bastırma operasyonu sırasında kaybolan kadınlara ulaşmış. O yıllarda aileleri öldürülen ya da ailelerinden zorla alınan çocukların, özellikle de kız çocuklarının kaybolduğu sanılırken, özellikle yüksek rütbeli asker ailelerine evlatlık verildiğini bulmuş. Bugün 80- 85 yaşlarında olan 10 kız çocuğa ulaşıp bunlardan bazıları ile görüşmeyi de başarmış. Belgesel’in tamamı sanırım yayın hakları nedeni ile internette yok ancak fragmanını bulabildim. Ayrıca web sitesinde belgesele ilişkin diğer videolar da mevcut. Konuya ilişkin makalelere ve halen kayıp olanların isimlerine de yer verilmiş.
Belgeselde hayat hikayeleri anlatılan Huriye ve Fatma, amca torunları. Aynı köyde dünyaya gelmişler. Çocukluklarının ilk yılları birlikte geçmiş. 1938 harekatıyla ailelerinden ve köklerinden koparılmışlar. Harekatı yönetenler tarafından Huriye, Samsun’da, Fatma ise Malatya’da rütbeli askerlere ‘evlatlık’ verilmiş. İkisinin de kafaları kazınmış, ayak ölçüleri alınmış. Huriye 10 yıl, Fatma ise 65 yıl sonra ailesine kavuşabilmiş. Yanında çalıştığı evin hanımı, kocasına, Huriye için “kürt kızını bizim bulaşıkların orda yedirme” diye bağırıyormuş.
Fatma ve Huriye gibi yüzlerce kız çocuğu, topraklarından, ana babalarından koparılıp subay ailelerinin yanına ‘medenileştirilmek’ için verilmiş, kel beslemeler olarak. Kimileri kaybolan küçük kızlarını on yıllar sonra yüzlerindeki yaraları tarif ederek bulabilmiş. Kimileri ise hala aranıyor.
İnönü’nün 1925 tarihli Şark Islahat Planı’ndaki sözleri şöyle; “Vazifemiz, Türk vatanı içinde bulunanları mutlaka Türk yapmaktır. Türklüğe ve Türkçülüğe muhalefet edecek unsurları kesip atacağız. Vatana hizmet edeceklerde arayacağımız nitelikler her şeyden evvel o adamın Türk ve Türkçü olmasıdır.” Bu sözleri 1931’de Fevzi Çakmak’ın, 1936’da Mustafa Kemal’in Dersim’i ‘korkunç çıban’ olarak adlandıran sözleri takip etmiş.
Dersim harekatı sırasında kaybolan kız çocukları için belirlenen amaç da  kızların Türk kültürü içinde büyütülmesi ! Yani bu ülkedeki her insan Türk olmalı!
Bunca yıldır bu topraklarda yaşanan kaosu, kördüğümü çözemeyişimizin yegane nedenlerinden biri de budur işte. Binlerce insan öldürülmüş, binlercesi kayıp, diller susturulmuş, dinler baskı altına alınmış, ne için? Herkesi Türkleştirmek için! 
Dersim’in kızları da “yoksul, eğitimsiz Kürt kızlarının okutulması, eğitilerek medenileştirilmesi”  (!) için yurdundan, toprağından sökülerek alınıyor, medeni Türk Subayları’nın yanına kel beslemeler olarak veriliyor, ayaklarının ölçüleri de alınarak!
9 Aralık 1948’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda kabul edilen Soykırım Sözleşmesi’nin 2. Maddesi bakın ne der;  “bu sözleşme bakımından ulusal, etnik, ırksal veya dinsel bir grubu, kısmen veya tamamen ortadan kaldırmak amacıyla işlenen aşağıdaki fiillerden her hangi biri, soykırım suçunu oluşturur”…
Suç teşkil eden eylemler de şöyle sıralanmış; a) Grup üyelerini öldürmek, b) Grup üyelerine ciddi bedensel ve zihinsel zarar vermek, c) Grubu, fiziksel varlığını kısmen veya tamamen yok olmasına yol açacak hayat şartlarına tabi tutmak, d) Grup içinde doğumları önlemek amacıyla önlemler almak, e) Grubun çocuklarını bir başka gruba zorla nakletmek. Sözleşmenin 3. maddesine göre, soykırım suçuna teşebbüs etmek bile cezalandırmayı gerektirir.
Dersim’de yapılanlar, Dersim’in kızlarına yapılanlar nedir o halde? Adını siz koyun!
Kayıp kızların Genel Kurmay arşivlerinde adı sanı, kime verildiklerinin kaydı mevcutmuş, sayıları da belliymiş… 
İşte böyle, devlet adına özür dilerken elinizi taşın altına koyarak özür dileyin ki özrünüzün bir anlamı, bir değeri olsun.

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: