İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Arınç: “Gasp ettik, iade ediyoruz”

Arınç şöyle konuştu: “Kırkağaç’ta, Manisa’da yaşadılar. Bu topraklarda birlikte yaşadık. Osmanlı dönemi bu beraberliği gösterdi. Sonra yaşananları bir kenara koyun. Onlar farklı bir trajedidir. Bugün inanç gruplarıyla, hastaneleri, okullarıyla ve ibadetlerini yerine getirdikleriyle Türkiye’de büyük bir zenginlik. 160’dan fazla cemaat vakfı var ve onların pek çok gayrimenkulleri var. 1974’de el konulmuştu. Geçmiş günlerde Kanun Hükmünde Kararname çıkarttık. Gasp ettiğimiz gayrimenkullerini cemaat vakıflarına aynen iade ediyoruz.

AİHM’deki Ermeni vakfı davasında Türkiye “haksız”
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Gasp ettiğimiz gayrimenkullerini cemaat vakıflarına aynen iade ediyoruz. Bu Türkiye’nin yüz akıdır” dedi.
Bülent Arınç ve eşi Münevver Arınç, üç semavi dinden aralarında imam, rahip ve hahamın da bulunduğu Antakya Medeniyetler Korosu’nun Anemon Oteli’nde “Bin Yıllar Kadar Derinlere Uzanan Köklerden Göklere Kadim Eserler” başlıklı konserini izledi.
Arınç, konser sonrasında yaptığı konuşmada, koroyu 4 yıl önce Ankara’da büyükelçiler için verilen bir iftar yemeğinde ilk kez dinlediğini, Filistin Büyükelçisi ile İsrail müsteşarının da aralarında bulunduğu etkinlikte davetlilerin büyük bir beğeni ve gözyaşları içinde konseri dinlediğini anlattı.
Koronun içerisinde Ermeni, Musevi, Hristiyan inancına mensup insanların da yer aldığı ve etnik köken itibarıyla farklı, ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Anadolu’da yüzyıllardır birlikte yaşayan insanların konserini dinlemekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Arınç, koronun arkadaşlığı, dostluğu sadece Türkiye’ye değil, dünyaya örnek olarak gösterdiğini vurguladı.
Kendi görev sorumluluk alanında azınlıklar ve farklı inanç gruplarıyla ilişkilerin de yer aldığını dile getiren Arınç, Manisa’da Ermenilerin de yaşadığını, Kırkağaç’a gittiğinde 1916 yılına ait bir belediye meclis encümeninin fotoğrafında 5 tane Ermeninin yer aldığını ifade etti.
Arınç şöyle konuştu: “Kırkağaç’ta, Manisa’da yaşadılar. Bu topraklarda birlikte yaşadık. Osmanlı dönemi bu beraberliği gösterdi. Sonra yaşananları bir kenara koyun. Onlar farklı bir trajedidir. Bugün inanç gruplarıyla, hastaneleri, okullarıyla ve ibadetlerini yerine getirdikleriyle Türkiye’de büyük bir zenginlik. 160’dan fazla cemaat vakfı var ve onların pek çok gayrimenkulleri var. 1974’de el konulmuştu. Geçmiş günlerde Kanun Hükmünde Kararname çıkarttık. Gasp ettiğimiz gayrimenkullerini cemaat vakıflarına aynen iade ediyoruz.
Bu Türkiye’nin yüz akıdır. Bugün Balıklı Rum Hastanesi Türkiye’nin değil, bölgemizin hatta dünyanın en önemli hastanelerindendir. Uyuşturucu, alkolle mücadele konusunda en dirayetli doktorların hizmetinde bulunmaktadır. Ben bunları bilmezdim. Görev olarak 3,5 yıldır bunlarla iç içeyim. Anlıyorum ki bu medeniyetler korosu ve bunun ortaya koyduğu anlam Türkiye’nin AB’ye girme konusundaki en büyük gerekçelerinden de bir tanesidir. Çünkü birlikte yaşama örneği, farklılıkları zenginlik olarak kabul etme, çokluk içinde birlik ilkesi, ancak bu koronun ortaya koyduğu manayla temsil edilebiliyor.
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen tamamı terörle karşı karşıya. ‘Dinler çatışacaktır, medeniyetler kavga edecektir’ tezini boşa çıkarmak için bu birlikteliği bütün dünyaya göstermemiz lazım. Medeniyetler ittifakı diye bir kurum var. Bu kurumun eşbaşkanlığını İspanya ve Türkiye yapıyor. Yenikapı Mevlevihanesi’ni restore ettik, medeniyetler ittifakı enstitüsü olarak hizmete açtık.”
Arınç: “Gasp ettik, iade ediyoruz”
Arınç şöyle konuştu: “Kırkağaç’ta, Manisa’da yaşadılar. Bu topraklarda birlikte yaşadık. Osmanlı dönemi bu beraberliği gösterdi. Sonra yaşananları bir kenara koyun. Onlar farklı bir trajedidir. Bugün inanç gruplarıyla, hastaneleri, okullarıyla ve ibadetlerini yerine getirdikleriyle Türkiye’de büyük bir zenginlik. 160’dan fazla cemaat vakfı var ve onların pek çok gayrimenkulleri var. 1974’de el konulmuştu. Geçmiş günlerde Kanun Hükmünde Kararname çıkarttık. Gasp ettiğimiz gayrimenkullerini cemaat vakıflarına aynen iade ediyoruz.
AİHM’deki Ermeni vakfı davasında Türkiye “haksız”
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, “Gasp ettiğimiz gayrimenkullerini cemaat vakıflarına aynen iade ediyoruz. Bu Türkiye’nin yüz akıdır” dedi.
Bülent Arınç ve eşi Münevver Arınç, üç semavi dinden aralarında imam, rahip ve hahamın da bulunduğu Antakya Medeniyetler Korosu’nun Anemon Oteli’nde “Bin Yıllar Kadar Derinlere Uzanan Köklerden Göklere Kadim Eserler” başlıklı konserini izledi.
Arınç, konser sonrasında yaptığı konuşmada, koroyu 4 yıl önce Ankara’da büyükelçiler için verilen bir iftar yemeğinde ilk kez dinlediğini, Filistin Büyükelçisi ile İsrail müsteşarının da aralarında bulunduğu etkinlikte davetlilerin büyük bir beğeni ve gözyaşları içinde konseri dinlediğini anlattı.
Koronun içerisinde Ermeni, Musevi, Hristiyan inancına mensup insanların da yer aldığı ve etnik köken itibarıyla farklı, ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak Anadolu’da yüzyıllardır birlikte yaşayan insanların konserini dinlemekten duyduğu memnuniyeti dile getiren Arınç, koronun arkadaşlığı, dostluğu sadece Türkiye’ye değil, dünyaya örnek olarak gösterdiğini vurguladı.
Kendi görev sorumluluk alanında azınlıklar ve farklı inanç gruplarıyla ilişkilerin de yer aldığını dile getiren Arınç, Manisa’da Ermenilerin de yaşadığını, Kırkağaç’a gittiğinde 1916 yılına ait bir belediye meclis encümeninin fotoğrafında 5 tane Ermeninin yer aldığını ifade etti.
Arınç şöyle konuştu: “Kırkağaç’ta, Manisa’da yaşadılar. Bu topraklarda birlikte yaşadık. Osmanlı dönemi bu beraberliği gösterdi. Sonra yaşananları bir kenara koyun. Onlar farklı bir trajedidir. Bugün inanç gruplarıyla, hastaneleri, okullarıyla ve ibadetlerini yerine getirdikleriyle Türkiye’de büyük bir zenginlik. 160’dan fazla cemaat vakfı var ve onların pek çok gayrimenkulleri var. 1974’de el konulmuştu. Geçmiş günlerde Kanun Hükmünde Kararname çıkarttık. Gasp ettiğimiz gayrimenkullerini cemaat vakıflarına aynen iade ediyoruz.
Bu Türkiye’nin yüz akıdır. Bugün Balıklı Rum Hastanesi Türkiye’nin değil, bölgemizin hatta dünyanın en önemli hastanelerindendir. Uyuşturucu, alkolle mücadele konusunda en dirayetli doktorların hizmetinde bulunmaktadır. Ben bunları bilmezdim. Görev olarak 3,5 yıldır bunlarla iç içeyim. Anlıyorum ki bu medeniyetler korosu ve bunun ortaya koyduğu anlam Türkiye’nin AB’ye girme konusundaki en büyük gerekçelerinden de bir tanesidir. Çünkü birlikte yaşama örneği, farklılıkları zenginlik olarak kabul etme, çokluk içinde birlik ilkesi, ancak bu koronun ortaya koyduğu manayla temsil edilebiliyor.
Sadece Türkiye’de değil, dünyanın hemen tamamı terörle karşı karşıya. ‘Dinler çatışacaktır, medeniyetler kavga edecektir’ tezini boşa çıkarmak için bu birlikteliği bütün dünyaya göstermemiz lazım. Medeniyetler ittifakı diye bir kurum var. Bu kurumun eşbaşkanlığını İspanya ve Türkiye yapıyor. Yenikapı Mevlevihanesi’ni restore ettik, medeniyetler ittifakı enstitüsü olarak hizmete açtık.”

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: