İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

İhanet

“1892 yılında Yezidiler, yeni bir zulme karşı koymak zorunda kalmışlardı. Bu yıl gecikmiş vergilerin toplanması için Mezopotamya’ya gönderilen General Ömer Vehbi, Şeyxan Emrine bir kesin uyarı göndermiştir. Tarikat üyeleri ya Kuran tarafından onaylanan bir dine gireceklerdi ya da bütün müritlerinin kılıçtan geçirilmesini göze alacaklardı. Prens bunu reddetti. Bunun üzerine Şemmarların ve Kürtlerin yardımıyla, Ömer Vehbi, Sincar’ı ve Şeyxan’ı istila etmiş ve son kişisine kadar bütün halkı yok etmeye karar vermişti. Söylenenlere göre 15 bin Yezidi bu katliamdan kurtulmak için din değiştirmiştir”.Roger Lescot-Yezidiler-116


Doğada ölçü alınacak evrensel bir dayanak noktası yoktur; bütün ölçüler, göreceli olarak, seçilen dayanak noktasına göre yapılır.
A-Evrensel yasalar, evrensel ölçüleri;
B-Basit yasalar, basit ölçüleri yaratır.
Evrensel ölçülerde evrensel dayanak noktası, birim sistemi, sayılar, ölçü aleti zorunludur. Ölçüler, belli hata sınırları içinde yapılır. Hatasız ve tesirsiz ölçü olmaz.
Basit ölçülerde basit dayanak noktası, “Çok, az, eski, yeni, büyük, küçük, kocaman…” gibi katsayılar kullanılır, ölçü aletine ihtiyaç olmaz.
Evrensel ölçüler, zor; basit ölçüler, kolaydır.
Doğadaki nesne, hareket ve hareket aralıkları evrensel ölçülerle tanınır. Keza, kalıcı adalet (denetimli denge) evrensel yasalar, belge, bilgi ve evrensel ölçülerle temin edilir.  
Günümüzde, çoğunluk nesne, hareket ve hareket aralıklarını evrensel ölçülerle tanımlayamıyoruz. Niçin? Yeterli bilgi ve beceriye sahip değiliz. Örneğin, kin, nefret, güzel, çirkin, korku, sevgi… Basit ölçülerle tanımlanır.
1-Evrensel yasaların bilinmediği toplamlarda evrensel ölçülere ihtiyaç olmaz; aksine, tepki oluşur.
2-Basit yasalarla oluşumlar, güçlünün dediği biçimde tanımlanır. Yani: “Güç, hak; güçlü, haklıdır!” kuralı ölçülere egemen olur.  Evrensel yasaların bilinmediği toplumlarda kalıcı adalet bilinmez.
Peki, bazı duygu ve düşünceleri ya da etkinlikleri evrensel ölçülerle tanımlayamıyorsak; o duygu, düşünce ve etkinlikler ortak tanımlara kavuşamazlar mı? Örneğin, bir biberin acısı ölçülemez mi?
Acı, tatlı, ekşi, güzel, çirkin… Gibi etkiler günümüzde dolaylı olarak ölçülür.
İhanet nasıl ölçülür?
I-Lider, doktrin, dini kuralların (Örf ve gelenek kuralları)… Egemen olduğu toplumlarda, “Lidere, dine, doktrine karşı gelen kabile, topluluklar hain” diye, tanımlanır. Örneğin, bir Süryani, lidere küfür etmiş ise bütün Süryaniler suçlu ilan edilir.  Veya bir sosyalist dine küfür etmiş ise bütün solcular suçlu olur.
II-Evrensel insani yasaların egemen olduğu toplumlarda, suçun ve günahın ferdiliği ilkesi esastır. Görevin satılmasına, ihanet; ihaneti yapana, hain denir. Hainin etkinliğinden kabilesi, dindaşları, mezhepdaşları, etnik kökenlileri… Yasal olarak etkilenmez.

Eğer bir eylem suç teşkil ediyorsa ona yardım anlamına gelen teşvik de suç kabul edilir. Teşvik ile eylemi bilimsel (Evrensel ölçülerle) tanımlama farklı etkinliklerdir.

Eğer bir küme dindar, doktrin taraftarı, etnik kökenliler… Ortaklaşa olarak suç işliyorlarsa; olaya katılanlar, yasalara göre ceza alır. Hiç kimse yargıç kararı olmadan suçlu kabul edilemez.   

“İngiltere için Şeytanla bile müttefik olabilirim.” Churchill

 Türkiye ile İngiltere arasında Musul Sorunu çözüme kavuşturulamaz. Bunun üzerine İngiltere’nin tahrikleri ile Şeyh Sait İsyanı ve Türkiye sınırında Nesturi ayaklanması başlar. Nesturiler, Hakkâri Valisi ve beraberindekilere, Hangediği’nde saldırarak bir binbaşı ve üç eri öldürür, Valiyi esir alırlar… 7-8-1924

Yazının başında ve sonunda iki alıntı gözükmektedir. Bu olayların derinlemesine evrensel ölçülerle analiz edilmeleri gerekir.
+Osmanlı ve Türkiye’de yeterli bilgi, beceri, araç-gereç birikimi olmayışı, çalışıp üretmenin yaygınlaşmaması;
+Özgür bireyler yetiştirilememesi;
+Evrensel insani yasaların belleklere ve topluma egemen olmaması;
+Güçlü kurumların olmayışı;
(Örneğin, Jandarma teşkilatı kuruldu. 14-6-1930)
+İlkel örf ve geleneklerin belleklerde kök salmış olması;
+Suçun ve günahın ferdiliği ilkesinin bilinmemesi;
+Yasaların üstünlüğü ilkesinin benimsenmemesi;
+Yargıç kararı olmadan kimsenin suçlu sayılamayacağı evrensel ilkesine yabancı olunması;
+Vatandaşların yasalar karşısında eşit olmasının kabul edilmemesi… İstenmeyen kötü olaylara ortam hazırlar. Dış tahrikler olayların yayılmasına neden olur.
Yöneticiler olayları tanıyıp denetim altına almak zorundadırlar. Evrensel ölçülerle tanınmayan olaylar denetim altına alınamaz.

Ortadoğulu yöneticiler basit ölçülerle genel yargılara varır; farklı din, mezhep, etnik kökene sahip insanları toplu halde hain ilan edebiliriler. Bunu deneylerden biliyoruz. Avrupa Birliğine girmeye çalışan Türkiye’deki yöneticilerin evrensel yasalara, evrensel ölçülere aykırı olarak, bazı vatandaşlarını hain ilan edip, okullardaki çocuklara okutmalarına ne demeli acaba?  

“Dürüstlük pahalı bir mülktür, ucuz insanlarda bulunmaz.” Balzac.
Başka iki alıntı ile yazımı bitireyim:
Açık Radyo’da yayımlanan, “Tuna’nın Beri Yanı” adlı programda Ermenice türküye yer verdiği için İstanbul 4 numaralı DGM’de yargılanan müzisyen Muammer Ketençoğlu ile radyonun Genel Yayın Koordinatörü Şerif Erol, “Beraat etti.” Bölücülük propagandası yaptığı” iddiasına karşı Ketençoğlu duruşmada, “Müzik, evrensel bir dildir. Bölücü değil, yapıcıdır” dedi. 2-10-2001

Adalet Bakanlığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) içtihatlarının temel kaynak olarak kullanılmasını istedi. Bakanlık, AİHM kararlarını içeren ilk cildi hâkim ve savcılara dağıttı. 18-9-2003
degirmencinurettin@gmail.com
Nurettin Değirmenci
Elk. Yük. Müh.


Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: