İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Türkiye-Ermenistan: Ermeni baharına doğru

Yeni politikalar, Türkler ile Ermeniler arasında bin yılı aşkın yakın dostluk ilişkilerinin birkaç yıla yayılan üzücü olaylar ile tanımlanmaması ile başlamalı ve akrabalık temelli devam etmelidir. Akrabalık temelleri çerçevesinde, Türkiye’de çalışan Ermenilere oturum ve isteyenlere Türk kimliğinin verilmesi kolaylaştırılabilir. Türkiye’de çalışan Ermenilerin çocuklarının okullarda rahatça okuması sağlanabilir. Ermenistan vatandaşı öğrencilere lisans ve lisansüstü devlet bursu verilebilir. Böylece, Ermeni halkının her alanda Türkiye ve Türk halkıyla yakınlaşmasının ve kaynaşmasının adımları atılmaya başlanmalıdır.Politikaları sadece başkentler belirlemez. Halkların dinamikleri de yeni politikaların oluşumunu sağlar. Nitekim, Ermeni halkı ve aydınları Erivan’ın otoriter baskıcı yönetiminden sıkılmış durumdadır. Ermenistan’da demokrasi ve refah içinde yaşamak arzusu gün geçtikçe kuvvetlenmektedir. Ermeni halkı geçmişini inkar etmeden Türkiye üzerinden Avrupa Birliği ile yakınlaşmak istemektedir. Bu nedenle, Ermenistan er veya geç kendi baharını yaşamak zorundadır. Ermeni baharı, Güney Kafkasya’da kalıcı barışın kapısını aralayabilecektir.

*******************
18 Ağustos 2011 Perşembe
hasankanbolat@bursahakimiyet.com.tr
 AK Parti’nin 12 Haziran zaferi akşamı gerçekleşen Erdoğan’ın ünlü balkon konuşmasından sonra Erdoğan’ı ilk tebrik eden devlet başkanı İlham Aliyev olmuş ve Erdoğan’ı Bakü’ye davet etmişti. Her seçim sonrası gerçekleşen gelenek bozulmadı. Başbakan Erdoğan Bakü’ye gitti.
Ermenistan Devlet Başkanı Serj Sarkisyan’ın katıldığı 5. Ermeni Dili ve Olimpiyatı’nda bir öğrencinin, “Batum Antlaşmasının hatırlandığı bir gelecek bizi bekliyor mu? Ararat (Ağrı Dağı) ile birlikte Batı Ermenistan’ı (Doğu Anadolu) bize geri getirecek bir gelecek bizi bekliyor mu?” sorusuna Sarkisyan, “Tüm bunlar sana ve senin kuşağına bağlı. Sanırım, benim kuşağım önüne konulan görevi başarıyla gerçekleştirdi. 1990’ların başında vatanımızın bir parçası olan Karabağ’ı düşmanın elinden kurtarmak kaçınılmaz görevimizdi. Ben bunu kimseye sitem etmek için söylemiyorum. Söylemek istediğim her neslin kendisine ait sorumluluğu olduğudur ve bu görevi en iyi şekilde başarmak zorunda olduğudur. Şayet sen ve senin akranların çabalarını ve şevkini esirgemezse ve ayrıca sizden büyükler ve küçükler de sizin gibi davranırsa, dünyanın en müreffeh memleketlerinden birine sahip olacağımıza inanmalısın. Emin ol ki, çoğu durumda ülkelerin etkinliği yüzölçümleriyle değerlendirilmez.” cevabını verince Ankara ile Erivan arasında kriz baş gösterdi. Başbakan Erdoğan, Erivan’a Bakü’den sert cevap verdi.
Sertleşmeler sonrası sular duruldu gibi görünüyor. Ancak, Türkiye ile Ermenistan arasında kronikleşmiş sorunlarda ilerleme umudu mevcut politikalar içinde görünmüyor.
Erivan’ın Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tanıyacağı yok. ‘Soykırım’ tezlerini yeniden gözden geçireceği yok. İşgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmeye niyeti yok. Bilakis, askeri çözüme niyeti olmayan Bakü’yü sonu olmayan görüşmelerle oyalayarak Azerbaycan topraklarını hazmetmeye çalışıyor. Türkiye’ye yönelik yeni bir açılıma da niyeti yok. Türk ve Ermeni ‘tatlı su’ sivil toplum kuruluşlarının bir araya gelerek gülümseyen fotoğraflar çektirmesinin de faydası görülmüyor. Erivan, Sovyetler Birliği’nden miras kalan bürokratik oligarşisini yaşatmaya devam ediyor. Erivan nomenklaturası (oligark yönetimin sınıflaşması) Ermeni halkını baskı altında tutabilmek için halkına karşı ‘Türk korkusu’na ihtiyaç duyuyor. Diaspora Ermenileri de Avrupa’da, Latin ve Kuzey Amerika’da Hıristiyan toplumlar içinde asimile olmadan Hıristiyan bir toplum olarak yaşayabilmek için ‘Türk düşmanlığı’ ile farklı bir geçmiş ve farklı bir kimlik yaratmaya ihtiyaç duyuyor.
Ankara’da Erivan’a dostluk eli uzatmaktan ve karşılık görememekten bıkmış durumda. Bu nedenle, Ermenistan işgal ettiği Azerbaycan topraklarından çekilmeye başlamadan önce Türkiye-Ermenistan sınır kapılarını açmayacak.
Söz konusu koşullarda Ankara ile Erivan arasında yeni bir yakınlaşmanın olmasını nasıl bekleyeceğiz? Türkiye, Ermenistan, Azerbaycan ilişkilerinde yeni bir sayfanın açılmasını, Güney Kafkasya’da istikrar ve barışın tesisini hangi yeni politikalarla sağlayacağız?
Yeni politikalar, Türkler ile Ermeniler arasında bin yılı aşkın yakın dostluk ilişkilerinin birkaç yıla yayılan üzücü olaylar ile tanımlanmaması ile başlamalı ve akrabalık temelli devam etmelidir. Akrabalık temelleri çerçevesinde, Türkiye’de çalışan Ermenilere oturum ve isteyenlere Türk kimliğinin verilmesi kolaylaştırılabilir. Türkiye’de çalışan Ermenilerin çocuklarının okullarda rahatça okuması sağlanabilir. Ermenistan vatandaşı öğrencilere lisans ve lisansüstü devlet bursu verilebilir. Böylece, Ermeni halkının her alanda Türkiye ve Türk halkıyla yakınlaşmasının ve kaynaşmasının adımları atılmaya başlanmalıdır.
Politikaları sadece başkentler belirlemez. Halkların dinamikleri de yeni politikaların oluşumunu sağlar. Nitekim, Ermeni halkı ve aydınları Erivan’ın otoriter baskıcı yönetiminden sıkılmış durumdadır. Ermenistan’da demokrasi ve refah içinde yaşamak arzusu gün geçtikçe kuvvetlenmektedir. Ermeni halkı geçmişini inkar etmeden Türkiye üzerinden Avrupa Birliği ile yakınlaşmak istemektedir. Bu nedenle, Ermenistan er veya geç kendi baharını yaşamak zorundadır. Ermeni baharı, Güney Kafkasya’da kalıcı barışın kapısını aralayabilecektir.
http://www.bursahakimiyet.com.tr/makaleDetay.aspx?mid=9901

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: