İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Gettolaşma neden kötü olsun?

Nagehan Alçı
Kısacası ben gettolaşma paranoyasını samimi bulmuyorum. Bize ezberletilmiş korkular sorgulanmadan, ısrarla yeniden yeniden pişirilip önümüze getiriliyor. Biraz rahat olalım… Mahalleleşme, herkesin kendi inanç ve tercihi doğrultusunda kendine benzeyenle birlikte yaşaması demokrasi dışı değildir. Yeter ki hiçbir mahalle bir diğerini asimile etmeye çalışmasın, arada gidiş-gelişler olsun. Ve yeter ki mahalleler arasındaki iletişim kopmasın! Dolayısıyla Hayrettin Karaman’ın Müslüman bir çevrede yaşama arzusunu anlıyorum. Ancak onun Müslüman görmediklerini aykırı olarak etiketlendirip yaşam tarzlarına müdahale etme isteğini sonuna kadar kınıyorum…

*************
Türkiye’de laik kesimin en büyük ve ezeli korkusu olan ‘İslamileşme’ ve ‘hayat tarzlarına müdahale’ meselesi birkaç gündür yine hortlamış durumda. Sebep bir yazı: Hayrettin Karaman’ın Yeni Şafak’ta yayınlanan ‘Tahammül mü; hoş görmek mi’ adlı köşe yazısı…
***
Karaman şöyle diyor: ‘İslam’a inanmayanlar kendi inançlarını serbestçe uygulayabilirler ama bu uygulama Müslümanların hayat, ahlak ve dindarlıklarını, nesillerin eğitimini olumsuz etkileyecekse İslam toplumunda onların aykırı fiilleri için özel mekanlar ihdas edilmek gibi tedbirlere başvurulur.’
***
Bu cümle ile ilgili Hayrettin Karaman’a benim de itirazlarım var ancak bu itirazlar Ertuğrul Özkök’ün yazdığı gibi gettolaşma, laikleri gettolara hapsetme korkusu üzerine değil. Aksine! Bugün gettolaşma diye öcüleştirilmeye çalışılan ‘mahalleleşme’nin hiç de özgürlüklerin önünde engel teşkil eden bir tarafı olmadığını anlatmaya çalışacağım. Ancak önce gelelim yukarıdaki ifade ile ilgili itirazıma: Hayrettin Karaman İslam ve ona uygun yaşamı doğru olarak alıyor ve bunun dışındaki yaşam tarzlarına ‘aykırı fiiller’ diyor. Bu son derece ayrıştırıcı, hiyerarşik ve kendinden olmayana saygısız bir bakış.
***
Bu bakışı eleştirmekle birlikte Hayrettin Karaman’ın laiklerle birlikte yaşamama arzusu, her kesimin birbirine eşit kabul edildiği ve birbirini domine etmeye çalışmadığı bir düzende hiç de yanlış ve tehlikeli bir arzu değil. Farklı yaşam tarzına sahip insanların birlikte yaşama gibi bir mecburiyetleri yok. Üstelik zaten fiilen büyük oranda herkes kendi ‘gettosu’nda yaşıyor. Ertuğrul Özkök’ün yaşadığı yer bir getto değil mi? Tabii ki öyle. Sanki kapı komşusu İslami hayat tarzına riayet eden bir aile olsun istermiş gibi! Özkök’ün ‘gettolaşmaya hayır’ demesinin sebebi gettolaşmaya itiraz değil, kendi gettosunun zayıfladığını düşünmesi…
***
Kendimizi kandırmayalım: Zaten önemli oranda gettolaşmış şehirlerde yaşıyoruz. İstanbul’u ele alalım: Etiler’de, Bebek’te, Ataşehir’de laikler, Fatih’te, Ümraniye’de, Başakşehir’de muhafazakarlar yaşar. Vs vs… Elbette bir laik için Başakşehir’de oturmanın önünde yasal bir engel yok ama pratikte büyük oranda kimin nerede yaşadığı belli. Bunda korkulacak şaşılacak bir şey yok ki! Özgürlükleri kısıtlayan bir durum da söz konusu değil… Tercih meselesi…
***
Demokrasi birlikte yaşama kültürüdür demek zorlama bir şekilde farklı inanç ve yaşam tasavvuruna sahip olanlarla yan yana yaşamamız gerek demek değil ki. Gelin bu durumu örneklendirelim: Bugün İstanbul’da kadın ve erkeklerin ortak kullandığı havuzları olan siteler var. Bir muhafazakarın bu görüntüden rahatsız olması çok normal. O nedenle böyle yerler muhafazakarlara uygun değil. İsteyen tabii ki istediği yerde ikamet edebilir, etmeli ama tercih etmiyorlar. Aynı şekilde mesela kadın ve erkek havuzları ayrı olan siteler de var İstanbul’da. Nasıl ki muhafazakar kesim ortak havuzdan rahatsız olursa laik kesim de ayrı havuzdan rahatsız olabilir. Bu tamamen kişisel tercih. Neden bir tehlike olsun? Neden herkes kendi istediği yaşam tarzını sürerken hayatı kendine benzeyenlerin yaşadığı yerleri tercih etmesin?
***
Kısacası ben gettolaşma paranoyasını samimi bulmuyorum. Bize ezberletilmiş korkular sorgulanmadan, ısrarla yeniden yeniden pişirilip önümüze getiriliyor. Biraz rahat olalım… Mahalleleşme, herkesin kendi inanç ve tercihi doğrultusunda kendine benzeyenle birlikte yaşaması demokrasi dışı değildir. Yeter ki hiçbir mahalle bir diğerini asimile etmeye çalışmasın, arada gidiş-gelişler olsun. Ve yeter ki mahalleler arasındaki iletişim kopmasın! Dolayısıyla Hayrettin Karaman’ın Müslüman bir çevrede yaşama arzusunu anlıyorum. Ancak onun Müslüman görmediklerini aykırı olarak etiketlendirip yaşam tarzlarına müdahale etme isteğini sonuna kadar kınıyorum…

http://www.8sutun.com/Gettola%C5%9Fma-neden-k%C3%B6t%C3%BC-olsun-_116464.html

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: