İçeriğe geçmek için "Enter"a basın

Eş Patrik Seçiminin Öğrettikleri

Sevgili Okuyucular,
Geçenlerde bir dostum aradı ve müteşebbis heyetten beni tanıyan birinin, beni suçlayarak “biz hain miyiz” dediğini söyledi. Ben kimseye hain demedim, demem. Ancak bir topluma kötülük yapmak için, zarar vermek için hain olmak gerekmediği gibi kötü niyetli olmak bile gerekmez. Hep Fransız atasözünü hatırlatırım, “cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir”. Yalnız şu kadarını da söyleyeyim, hatada ısrar ederek göz göre göre topluma ve patrikliğe verilen zararı büyütmenin objektif iyi niyet kuralları ile bağdaşmayacağı da açıktır.

Türkçede güzel bir söz vardır: “Bir musibet[i] bin nasihat değer” derler. Eş patrik seçimi konusunda da hem bu heyetin yaptıkları hem de onları seçen ve atayanların bu heyeti engellemesi sonunda yaşananlardan ders alırsak bu kötülükten yarar çıkarabiliriz. Olan oldu, yapılacak en doğru şey bu kötülüklerden ders alarak bundan sonra patrik seçimlerinde benzer olayların yaşanmaması için tedbir almaktır. Bu durumdan ders almak için öncelikle olup biteni doğru anlamamız ve bu heyet ve yandaşlarının dezenformasyon çalışmalarının sonucunda ortaya çıkan yanlışları düzeltmek gerekiyor.

Patrik müteşebbis seçim Heyeti

-Heyet mensuplarının iddiasının aksine, bu müteşebbis heyetin hiçbir yasal dayanağı yoktur. Ne 1863 Nizamnamesinde, ne de 1950’de bu yana yayımlanan Patrik seçimi ile ilgili Geçici Yönetmeliklerde (Talimatnamelerde) böyle bir heyet var. Son üç patrik seçiminde ortaya çıkan heyetin ismi bile yanlış. Bir bölümü vakıf yönetim kurulu başkanlarınca seçilen, önemli bölümü Ruhani Meclis tarafından atanan heyete müteşebbis ya da bu günkü dille girişimci demek mümkün mü?

27 Mayıs 1960 ihtilalından sonra, başbakanlıkta yapılan aramalarda, Patrik Karekin Haçaduryan’ın Başbakana selam ve saygılarını ileten, bağlılığını bildiren bir mektubu bulunmuştu. Sıradan ve normal zamanda haber bile olamayacak bu olay basın tarafından neredeyse bir ihanet belgesi gibi gösterilmişti. Bu nedenle Patrikliğe baskı yapılmış ve makam yıpratılmaya çalışılmıştı. Ardından da Valilik, Merkezi mütevelliliği (Getronagan Varçutyun) kaldırılmıştı. Bu Heyet işte bu dönemde doğan boşluğu gidermek amacıyla hiçbir tanım yapılmadan bulunan geçici çözüm olarak ortaya çıkmaktadır. Yasal bir dayanağı olmadığı gibi, geleneksel bir dayanağından da söz edilemez. Ne yazık ki bu geçici çözüm kalıcı hiçbir düzenleme yapılmadan son iki seçimde de aynen uygulanmıştır. Toplumdaki her türlü yeniliğe karşı çıkanlar burada da yenilik getirmemiş, bu heyetin görev tanımı yapılarak geçici yönetmeliklerde yer alması bile istenmemiştir.

-Bu heyet, Ruhani Meclisin seçim kararı alma yetkisi olmadığını ileri sürmektedir. Bu gerçekte bu çok ciddi bir yanıltma ve konuyu saptırma girişimidir. Konunun ironik yanı şu, eğer Ruhani Meclisin seçim kararı verme yetkisi yoksa bu heyetin varlığı da anlamsız olur. Çünkü bu heyetin büyük bölümü Ruhani Meclis tarafından atanmış, diğer bölümünü de Vakıf yöneticileri tarafından ve Ruhani meclisin eş patrik seçimi kararına dayanarak seçilmiştir. Eğer Ruhani Meclisin eş patrik seçimi geçerli değilse ortada seçim olmadığı gibi bu karara dayanarak seçilen heyette yoktur demektir.

-Diğer yandan, Patrik seçimi kararının Ruhani Meclisçe verilemeyeceği seçimin halk iradesiyle yapılacağı da tam anlamıyla bir yanıltma girişimidir. Öncelikle Patrikliğin tek yasal organı Ruhani meclistir. Bu nedenle de dini lider olan patriklikte eğer seçim yapılacaksa bu kararı vermeye yetkili tek organ da Ruhani Meclistir. Halk iradesiyle seçim tam anlamıyla garip bir yaklaşımdır. Dünyanın herhangi bir yerinde, hiçbir yönetim şeklinde seçim yapılıp yapılmaması referandumla kararlaştırılamaz. Türkiye Ermenileri patrikliği için de bütün Hıristiyan kiliselerinde de ne böyle bir usul ne de uygulama vardır. Zaten olması da mümkün değildir.

-Bu heyeti halkın seçtiği tezi de bir başka yanıltma girişimidir. Öncelikle bu heyetin ve bu heyeti yöneten ve yönlendirenlerin çok önemli bir bölümü Ruhani Meclisçe atanmıştır, seçim söz konusu değildir. Heyetin diğer bölümü de vakıf başkanlarınca seçilmiştir. Halk tarafından bir seçim söz konusu değildir. Vakıf yöneticileri, yöneticisi oldukları vakıfları temsil ederler.

– 1863 Nizamnamesi yürürlüktedir ve biz bu Nizamnameye uyguluyoruz sözü de çelişkilerle dolu bir saptırmadır.

Cumhuriyet Döneminde 1863 Nizamnamesi:

Surp Pırgiç Hastanemizin Salnamelerine göre 1863 Nizamnamesinin temeli olan Genel Meclis son olarak 1930 yılında toplanmıştır.[ii] Bu toplantılarda seçilen Genel Meclis divanı 1934 yılına kadar her Surp Pırgıç Hastanesi salnamesinde yer alıyor. Ancak 1935 yılında, söz yerindeyse ciddi bir devrim var. Birden bire Genel Meclis divanı ortadan kalkmakla kalmıyor, sivil meclisin yerini de aşağıdaki notta görüleceği gibi Genel Meclis tarafından değil, vakıf temsilcilerince seçilen idare heyeti (Varçagan Joğov) alıyor. Bu değişimin nedeninin, Halk Fırkasının – notta da görüleceği gibi- laiklik ilkesini zorla azınlıklara kabul ettirmesi olduğunu anlamak zor değil.

“Not: İdare heyeti, Cumhuriyet hükümetinin laiklik ilkesi gereğince, bundan böyle on kişilik idare heyetinin semt yönetimlerinin (Tağagan Horurt) temsilciler tarafından, seçilecek kişi sayısının üç katı adayın yer aldığı listelerden seçilmesine karar verdi. İdare Heyetinin görevi, Ermeni Hastanesini, Ermeni yetimhanelerini, Semt yönetimlerinin ve de yönetim organlarının mali işlerini yönetmek ve denetlemektir. Ve Patrik hazretleri ruhani başkan olarak sadece Ruhani Meclisi yönetecek ve sadece dini konularla ilgilenecektir.”[iii]

Bilindiği gibi Cumhuriyet Halk Fırkası, 1927 yılında “Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Laiklik” ilkeleri CHP’nin dört temel ilkesi olarak benimsenmiştir. Anayasa’da 5 Şubat 1937’de yapılan değişiklikle, 2. maddeye, Devletin temel nitelikleri olarak Cumhuriyet Halk Partisi’nin programında yer alan altı ok, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhuriyetçi, Milliyeti, Halkçı, Devletçi, Laik ve İnkılâpçı” biçiminde girmiştir.

Elimizde bu konuda yeterli belge yoksa da, 1930’dan sonra hiçbir zaman genel meclisin toplanmaması ve genel meclis divanının 1934 yılından sonra Hastane salnamelerde yer almaması genel meclisin kaldırıldığını göstermektedir. Genel meclisin, geçici seçim yönetmelikleriyle patrik ve ruhani meclis seçimi ile görevli ve sadece seçim süresince görev yapan geçici delegeler meclisine dönüştürüldüğü de açıktır. Görüldüğü gibi delegeler meclisi seçimle sona erdiğinden, bir sonraki patrik seçimine kadar ruhani meclis seçimleri genel ruhani meclisçe yapılmaktadır. Kısacası 1935 yılından sonra, genel meclisi, sivil meclisi olmadığından 1863 Nizamnamesinin yürürlükte olsa bile uygulamasının mümkün olmayacağı açıktır.

1939 yılına kadar her yıl isimleri belirtilen İdare Meclisini tam olarak bilemediğimiz bir nedenle 1940 yılından sonra patriklik organları arasında görmüyoruz. İdare Meclisinin kaldırılmasının nedenini de 1938 yılında cemaat vakıflarının 3513[iv] sayılı kanunla tek mütevelli usulüyle idaresinin kabul edilmesi olduğunu tahmin etmek zor değil. 1949 yılına 5404 sayılı kanunla cemaat vakıflarının tekrar mütevelli heyeti ile yönetilmesine karar verilene kadar da durum devam etmiştir. Tek mütevellilik siteminde zaten idare meclisinin neredeyse görevi de kalmamıştı.

1950 seçimlerinde Merkezi Mütevelli (Getronagan Varçutyun) adıyla seçilen heyet 1935 ile 1939 yılına kadar görev yapan idare meclisinin görevlerini yüklenmiştir. Merkezi Mütevellilik 1961’de İhtilal hükümetinin İstanbul valisinin emriyle kaldırılmıştır.[v]

Sonuç olarak, 1863 Nizamnamesinin temeli olan genel meclis ve sivil işlerden sorumlu sivil meclis ile son olarak 1950 seçimlerinde seçilen bütün komisyonlar resmen kaldırıldığından yasanın uygulanması mümkün değildir.

-Nizamnamenin patrik seçimi ile ilgili maddelerinin yürürlükte olduğunu kabul edersek, öncelikle müteşebbis heyet diye bir heyetten söz edilemez. Zaten bu maddenin tam olarak yürürlükte olması ve uygulanması mümkün olsaydı son dört seçimde Geçici Yönetmeliklere ihtiyaç duyulmaz ya da en azından bu yönetmelikler Nizamnameye bağlanırdı. Cumhuriyet döneminde 1863 Nizamnamesine uygun tek patrik seçimi 1927 Yılında yapılan ve Başepiskopos Mesrob Naroyan’ın seçilmesiyle sonuçlanan seçimdir. Sonra yapılan dört seçim de Geçici Yönetmeliklere (Talimatnamelere) göre yapılmıştır. İkinci olarak da Nizamnameye göre seçimden önce Patriklik Kaymakamının (Değabahın) seçilmesi gerekirdi. Nizamnameyi uyguladığını söyleyen heyetin, Nizamnamenin seçimle ilgili maddesindeki Patriklik Kaymakamı seçimini görmemeleri ilginçtir.

-Müteşebbis Heyet, kendilerinin eş patrik seçim heyeti olarak değil Patrik seçim heyeti olarak seçildiklerini, bu nedenle eş patrik değil patrik seçimi istediklerini belirtmektedir. Bu da ciddi bir yönlendirme ve yanıltmadır.

Söz konusu heyet gazetelerde çıkan haberlerde eş patrik değil patrik seçim heyet dendiğinden söz ederek bu nedenle kendilerini seçen iradeye uygun hareket ettiklerini söylemektedir. Öncelikle eş patrik seçimi de patrik seçimdir, kelime oyunlarına gerek yoktur. Kaldı ki, kendilerini seçen vakıf başkanlarının da atama yapan Ruhani Meclisin de eş patrik seçimi amaçlı olduğu açıktır. Ruhani Meclisin 28 Aralık 2008 günü aldığı ve Patriklik yayın organı Lraper’de ve bütün cemaat gazetelerinde yayımlanan ilk kararda[vi] Türkiye Ermenileri Patriği Mesrob Mutafyan’ın ölene kadar patrik olarak tanınacağı açıklanmıştır. Daha sonra 2009 Marta ayında ise patrik seçimi yapılacaksa ancak eş patrik seçimi yapılacağına karar verilmiş ve bu karar[vii] da Lraper ve diğer cemaat gazetelerinde yayımlanmıştır.

6 Kasım 2009 tarihinde Başbakanla görüşen Başepiskopos Aram Ateşyan başkanlığındaki heyet, Başbakana eş patrik seçimi için başvuru yapılacağını arz etmişti. Ruhani Meclis, nihayet 13 Kasım 2009 tarihinde toplanarak, Eş Patrik seçimi yapılmasına ve seçim için Hükümete resmen başvurulmasına karar[viii] vermiştir. Bu karar da bütün cemaat gazetelerinde yayımlanmıştır. Son olarak 3 Aralık 2009 günü Patrik vekili Başepiskopos Şahan Sıvacıyan, Ruhani Meclsi başkanı Başepiskopos Aram Ateşyan ve Ruhani Meclis sekreteri Kıdemli Peder Krikor Damatyan Valiliğe resmi başvuruyu[ix] sunmuşlardır. Bu başvuru cemaat basınının yanında ulusal basında ve bütün ulusal televizyonlarda yayımlanmış ve Ermeni toplumunun eş patrik seçimi yapacağı ilan edilmiştir.

Ruhani Meclisin eş patrik seçimi kararı ve bu karar dayanılarak Hükümete yapılan başvuru sonrası, eş patrik seçimini yönetmek üzere 9 Aralık 2009 tarihinde patrik seçimi müteşebbis heyeti denen bu heyet teşkil edilmiştir. Bu heyet Ruhani Meclis başkanı tarafından eş patrik seçimi müteşebbis heyeti olarak resmi makamlara bildirilmiştir. Bu arada patriklik muhtemel aday adaylarına eş patrik seçimi yapılacağını bildirerek aday olup olmadıklarını sormuş ve üç aday adayı aday olacağını açıklamıştı. Bu durumda bütün gazetelerde yer almıştı.

Görüldüğü gibi vakıf yöneticileri bu heyeti eş patrik seçimi için seçmiş, Ruhani Meclis de eş patrik seçimi için bu heyete üye atamıştır. Aksini düşünmek bile mümkün değildir. Bu heyetin bizim bütün bu gelişmelerden haberimiz yoktu biz yeni patrik seçmek için seçildik demesini, gerçekten anlamak ve açıklanmak çok zordur. Bu heyet görevini kötüye kullanmış, yetkilerini aşmış ve kendisini seçen vakıf başkanlarının ve atayan Ruhani meclisin iradesine karşı çıkmıştır. Yukarıda belirtilen kararları alan Ruhani Meclisin kendi kararına aykırı davranması beklenebilir mi? Aynı şey Vakıf başkanları için de geçerlidir. Seçim kararı için gazeteleri delil olarak sunan heyet nedense seçim sonrası gazetelerde eş patrik seçiminden söz eden pek çok haber ve yorumu ve eş patrik seçimi adaylarını görmezden gelmektedir.

Sonuç olarak, bu heyet eş patrik seçimi ile görevli olarak seçilmiş ancak görevini kötüye kullanarak, yetkilerini aşarak klasik deyimle görevden vazife çıkararak hiçbir yasal ve geleneksel dayanağı olmadan yeni patrik seçimi için başvurmuştur.

-Bu heyet eş patrik yerine yeni patrik seçimi isteyerek hem Hıristiyan kilisesinin kurallarını hem de kilisemizin kadim geleneklerini çiğnemiştir.
Hıristiyan kilisesi ve onun önemli bir parçası olan Ermeni Ortodoks Apostolik kilisesinin kural ve geleneklerine göre patrikler ve suprem Patrik olan Katolikoslar ömür boyu görev yapmak için seçilirler. Bu görev ölüm ya da istifa ile sona erer. Bu güne kadar 1700 yıllık kilisemizde hastalık nedeniyle görevden alınan bir patrik ya da Katolikos yoktur. Bu gün 93 yaşında olan Kudüs Patriğimiz yaşlılık nedeniyle sorunlar yaşamakta olduğu halde kimse görevden almayı düşünmemekte ve yönetmelik değişikliği ile eş patrik seçimine gidilmektedir. Çünkü patrikler sağlık nedeniyle görevden alınamazlar. Diğer taraftan eş patriklik bu kural ve gelenek nedeniye doğacak sorunları gidermek için uygulanabilecek bir sistemdir. Eş Katolikosluk 17.Yüzyıl başından beri çeşitli zamanlarda uygulanmıştır. Bu seçim heyeti kendilerini seçen ve atayan iradelere aykırı hareket ettiği gibi Hıristiyan Kilisesinin kural ve geleneklerini de çiğnemiştir. Nizamnamede olamadığı gerekçesiyle eş patrikliğe karşı çıkılması da, bu heyetin kendi bindiği dalı kesmesi anlamına gelir. Nizamnamede eş patriklik yoktur ama müteşebbis seçim heyeti de yoktur. Diğer taraftan değiştirmeye yetkili Genel Meclisi olamayan, temel organları kaldırılmış olan bir yasanın her şeyi kapsaması beklenemez. Eğer yasada yoksa sorunlar içtihatlar, gelenekler ve uygulamalar dikkate alınarak çözülür. Eş patrik seçimi de böyle bir çözümdür.

SONUÇ: Yukarıdaki bilgilerin ışığında Patrikliğin ve cemaatin tüzel kişiliği hukuken tanınana kadar geçerli olmak üzere yeni bir Patrik ve Eş Patrik seçim yönetmeliği hazırlanmalı ve onaylanmak üzere yetkili makamlara verilmelidir. Bu yönetmelikte en azından:

1) Eş patriklik ve eş patrik seçimi;

2) Patrik seçim heyetinin seçimi, görevleri ve seçilme koşulları;
3) Patrik ve eş patrik seçiminde seçim çevresinin ilçe olarak belirlenmesi;
4) Patrik ve eş patrik delege seçiminde nispi seçim sistemine geçilmesi,
5) Patriklik özel danışmanlarının (izin verilirse patriklik danışma kurulu) seçimi, görevleri ve seçilme koşulları;
6) Seçimde özel danışmanların meydana getireceği kurul ile Ruhani Meclisin işbirliğinin sağlanması;
Ve benzeri temel değişiklikler yer almalıdır.

Murat Bebiroğlu

29 Nisan 2011
——————————————————————————–
[i] Musibet: Felaket, ansızın gelen bela.

[ii] Ermeni Hastanesi Salnamesi 1930- Sayfa 115-123
[iii] Ermeni Hastanesi Salnamesi 1935- Sayfa 368

[iv] Cemaat Vakıfları- Av. Yuda Reyna, Av.Ester Moreno Zonana- Gözlem Gazetecilik 2003 Sayfa:82

[v] http://hyetert.blogspot.com/2009/05/cumhuriyet-doneminde-patrikler-ve.html

[vii] http://lraper.org/main.aspx?Action=DisplayNews&NewsCode=N000003076&Lang=TR&Category=Beratlar

[viii] http://lraper.org/main.aspx?Action=DisplayNews&NewsCode=N000003076&Lang=TR&Category=Beratlar

[ix] http://lraper.org/main.aspx?Action=DisplayNews&NewsCode=N000003076&Lang=TR&Category=Beratlar

Yorumlar kapatıldı.

%d blogcu bunu beğendi: